G ü r c a n B a n g e rBir hayali miras bırakacağım."Bugüne kadar içimde
karşılıksız, sınırsız ve kısıtsız iyiliğin hayali |
|
| Ana Sayfa • Özgeçmiş • Çalışmalar • Haber Var • Günün Konusu • İletişim • Bağlantılar | |
Ülkenin Geleceğine BakışÖğrenim gördüğüm okullar ve yaşam çevrem açısından Batı tarzında bir eğitim aldım. Ama bu ülkenin ve toplumun özgün geleneksel koşullarını tam olarak anlamadan, siyaset ve sivil toplum alanlarında başarılı olunamayacağını öğrendim. Bu ülkenin geleceğinin, sadece Batı’ya veya sadece Doğu’ya bakarak kurulamayacağını düşünüyorum. Okuma ve Yazma KeyfiEskişehir kırsalında dolaşmayı seviyorum. Sıklıkla Kütahya ve Afyonkarahisar kırsalını da geziyorum. 2004 yılında Türkmen Dağı eteklerinde dolaşırken bir köylü genç, yanıma yaklaşarak, “Sen, Gürcan Banger değil misin?” diye sordu. Nasıl bildiğini sorduğumda “Ben, senin bir kitabını okumuştum.”, dedi. Sanırım; yazmaya ilgi duyan bir insan için bundan daha iyi bir iltifat olamaz.
|
Özgeçmişim 2 Ekim 1955 tarihinde Eskişehir’de doğdum. Doğum yerim, nüfusa (atalarımın memleketi Bilecik olduğundan) Bilecik olarak kaydedilmiş. Annem Nuriye, Kazan Tatarı; babam Ahmet, Bilecik Türkmenidir. Annemi, ben daha küçük bir çocuk iken kaybettim. Bilecik ve Osmaneli arasında geçen çocukluk yıllarımın ilginç anıları, o yörelerdeki “konukluk günleri” olarak hâlâ belleğimdedir.
Öze ODTÜ’de okurken Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) Planlama ve Koordinasyon Dairesi’nde çalışmaya başladım. Bu başlangıçtan kısa bir süre önce 1976’da Hatice Seçkin ile evlendim. (İş ve evlilik yaşamıma, bir gömlek ve bir pantolonla başladım; atadan kalma bir toplu iğnem bile yok. Bugün her neye sahipsem, çalışmanın, emeğin ve alınterinin karşılığıdır. Bu durum, yaşamımın övünç noktası olarak bulduğum unsurlarının başında gelir.) 1977 Ekim’inde oğlum Ekim doğdu. Yüksek lisansımı bitirdiğim 1981 yılına kadar sırayla memur, mühendis ve başmühendis olarak TEK’te çalışmaya devam ettim. Haziran 1981’de başlayıp 1984’e kadar süren dönemi, yaşamımın ağır ve zor koşulları açısından Osmanlı’nın Fetret Devri’ne benzetirim. “Toplumun kanalizasyonunda yaşamak” olarak tanımladığım bu yılları, bir gün fırsat olur da anılarımı yazarsam (yazmayı istersem), uzun uzun anlatırım. Yaşamın bizzat kendisinden daha iyi bir öğretmen görmedim, duymadım, bilmedim. Kişinin yaşamında öylesine zorlu zamanlar oluyor ki; insan, yüreğinin kayalara sürtülerek örselendiğini hissediyor. Bu zamanlara özgü, insanlığın sınırlarını gözlemek kadar yıpratıcı (aynı zamanda eğitici) bir başka faaliyet olabileceğini sanmıyorum. 1984 ile 1990 yılları arasında bilgisayar da dahil olmak üzere değişik konularda -bu arada Bestel A.Ş. Escom Center'de Eskişehirlileri bilgisayarla tanıştırmak da dahil olmak üzere- çalıştım. 1990 yılında eşimle birlikte Optimal Bilgisayar San. Tic. Ltd. Şti'ni kurdum. Ekonomik yarını konusunda hiçbir zaman emin olmadığımız ülkemizde ticaret yapmanın zorluklarını yaşayarak öğrendim.
1988-2005 yılları arasında Anadolu Üniversitesi ile Osmangazi Üniversitesi ve bunlara bağlı yüksek okullarda kısmi zamanlı öğretim görevlisi olarak bilgisayar donanımı, programlama, elektronik, sistem analizi ve meslekî yabancı dil gibi konularda ders verdim. Bu iş, benimle o kadar çakıştı ki; pek çok insan beni "Hoca" olarak isimlendirir ve çağırır oldu. Tüm “hocalık” yaşamım boyunca öğrencilerimi daima önemli ve değerli buldum. Bunu hissetmelerini sağlamaya çalıştım. Öğrencilerime bunu söylediğimde bana inandıklarını pek sanmıyorum ama ben onlardan, onlara öğrettiğimden fazlasını öğrendim. Bu karşılıklı etkileşime “eğitişim” desek yanlış olmaz.
2005-2008 döneminde Sarar Şirketler Grubu’nda Yönetim Kurulu danışmanı ve Kurumsal Proje Ofisi yöneticisi olarak çalıştım. Türkiye’nin markalarından birisi ile sanayinin içinde olmakla farklı bir süreç yaşadım. İyisiyle - kötüsüyle; ülke sanayisinin yapısı, yönetim ve iş modelleri ile örgütlenmesi konusunda ciddi gözlemler yapma fırsatım oldu. Türkiye’deki firmaların neredeyse tamamına yakınının, aile alt yapılı olduğu düşünüldüğünde, nasıl bir süreç yaşanması gerektiği karşımıza ilginç bir problem olarak çıkıyor.
Yaşam rüzgârı, beni “hoca” olmanın yanında danışman olmaya da savurdu. Bu süreçte pek çok farklı kuruluşla çalışmalar yapma imkanı buldum. Siyasetle ilgilenmiyorum; ama geçmişte de değişik dönemlerde yaptığım profesyonel siyasal danışmanlık işimi zaman zaman sürdürüyorum. Halen Eskişehir Sanayi Odası (ESO) tarafından kurulmuş kâr-amaçsız bir kuruluş (non-profit organization, NPO) olan Eskişehir Sanayi Geliştirme Merkezi'nde (SANGEM) yönetici ve danışman olarak bulunmaktayım.
Kendimi bildim bileli yazarım. Ortaokul yıllarında ilk şiir ve yazılarım yayınlanmaya başlamıştı. Şiir ve yazılarımın bir bölümü, Yılmaz Taşçı ve Tolga Levendoğlu isimleriyle (ve hatırlayamadığım başka isimlerle) yayınlandı. 1987’den başlayarak; bilgisayar, elektronik, programlama, siyaset konularında çok sayıda (-ki sayısını gerçekten bilmiyorum) telif çalışmam kitap olarak basıldı; çoğu teknik konularda olmak üzere kitap çevirilerim yayınlandı. Pek çok insanda olduğu gibi, bende de bir roman yazma hayali hâlâ sürüp gidiyor. Umarım; bir gün yazmayı becerebilirim.
Basılı çalışmalarım arasında siyasal kalite yönetimi ve bilgi toplumu örgütü kavramlarını tartışan (daha dar kapsamlı basımı 1995’te Ant Yayıncılık ve Matbaacılık tarafından “Siyasetin Mimarisi” olarak gerçekleştirilen) “Siyasal Kalite” (Bilim Teknik Yayınevi, 2000) isimli kitabımın benim açımdan özel bir önemi var. Son olarak; “Eskişehir'in Şifalı Sıcak Su Zenginliği” isimli kitabımın ETO Yayınları arasında iki baskısı yapıldı.
Eskişehir kırsalında dolaşmayı seviyorum. Sıklıkla Kütahya ve Afyonkarahisar kırsalını da geziyorum. 2004 yılında Türkmen Dağı eteklerinde dolaşırken bir köylü genç, yanıma yaklaşarak, “Sen, Gürcan Banger değil misin?” diye sordu. Nasıl bildiğini sorduğumda “Ben, senin bir kitabını okumuştum.”, dedi. Sanırım; yazmaya ilgi duyan bir insan için bundan daha iyi bir iltifat olamaz.
1993-94'te birkaç arkadaşımla birlikte Alternatif isimli bir aylık dergi çıkardık. Bence bir kent dergisinin önemli örneklerinden birisi olan bu yayın, dördüncü sayısından sonra ekonomik kriz nedeniyle yayını sürdürülemedi. Elinizdeki bu kitapta yer alan konulara olan ilgimin başlamasında Alternatif Aylık Dergi’nin belirleyici bir yeri var. Bu ve sonraki dönemlerde yerel televizyon ve radyolarda “Alternatif, Vizyon, Elektron, Birlikte Düşünelim, Bak Aklıma Ne Geldi” isimli bilimsel ve sosyal içerikli programlar yaptım. 2004 Mayısından bu yana yerel basında düzenli olarak günlük köşe yazıları yazıyorum. Yerel basın dalında 2006 yılı Medyada Toplumsal Etik Ödülü'nü aldım. Ulusal ve yerel ölçekli çok sayıda sürekli yayında çalışmalarım yer aldı.
Üniversite yıllarımdan başlayarak, etkin biçimde (değişik yönetim kademelerinde olmak üzere) siyasetle ilgilendim. 90'lı yılların sonlarına doğru güncel siyaset konusundaki bu ilgim kayboldu. Siyaset felsefesi ve toplumbilim konularına olan ilgim artarak devam etmekle birlikte; halen sivil toplumla ilgili çalışmalar içinde yer almaktan daha fazla tat alıyorum. Bugüne kadar çok sayıda sivil toplum kuruluşunun merkez ve yerel örgütlerinin değişik yönetim kademelerinde görev yaptım. 1999'dan 2009'a kasar Eskişehir Ticaret Odası yönetim ve meclis kademelerinde görev yaptım. Bir peygamberin sık tekrar edilen, ünlü bir sözü var: “Bir yanağına tokat yiyince diğerini uzat”, diyor. Siyasetin, meslek odalarının ve sivil toplum örgütlerinin bana verdiği en önemli ders, 15 yaş dolayında bellediğim ama iyi kavrayamadığım bu sözün, ne anlama geldiğini öğrenmek oldu.
Halen merkezi Ankara'da bulunan ve Eskişehir, Denizli, Adana ve Diyarbakır'da yerel destek merkezleri olan Sivil Toplum Geliştirme Merkezi STGM'nin yönetim kurulu üyesi ve Eskişehir temsilcisi olarak görev yapıyorum. Sivil toplum alanındaki çalışmalarımın önemli bir bölümünü Eskişehir Sivil Yerel Oluşumu ESYO kapsamında sürdürüyorum. TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi kurucu yönetim kurulunda başkan yardımcılığı görevini yapıyorum.
İyi derecede İngilizce ve orta derecede (hatırlayabildiğim kadar) Almanca biliyorum. Bilgisayarlar konusuna olan ilgim ve bu konudaki bilgi birikimim ile öğretmenliğim nedeniyle pek çok insan “tenimin altında tranzistörler ve kablolar” olduğunu sanmakla birlikte, farklı konularda çalışma yapmaktan özel bir haz alıyorum. Felsefe, sosyal psikoloji, toplumbilim ve siyaset felsefesini ilgi alanlarım arasında sayabilirim. Bilinebilecek her şeyi öğrenmeye asla zamanımın yetmeyeceği üzüntüsü içinde olduğumu itiraf etmeliyim. Kendi sınırlarımı zorlamayı, konu ayırmaksızın okumayı, yazmayı ve düşünmeyi gerçekten seviyorum. Ülke ayırmaksızın halk müziği dinlemekten zevk alıyorum. En büyük zenginliklerimden birisinin kütüphanem olduğunu düşünüyorum. Artık giderek kısıtlı hale gelen zamanımın bir bölümünü, kitaplarımla başbaşa geçirmekten mutlu oluyorum. Şiir okumayı, ara sıra da karalamayı severim. İnsanın kendisini özgür ve sınırsız biçimde geliştirmesini önemli bulurum. Bunu becermeyi deniyorum.
Başıma olumsuz ya da olumlu her ne geldiyse, “okumuş bir adam” olmaktan geldi. Daima 200 kelime bilgimi 2000’e ve giderek daha fazlasına çıkarmaya çalıştım. Bilgimi paylaşmayı denedim. Bugüne kadar içimde karşılıksız, sınırsız ve kısıtsız iyiliğin hayali ve özlemiyle yaşadım. Sanırım; bir hayali miras bırakacağım. Özel tarihime düştüğüm kayıt budur.
Ë Ë Ë
Sabırlı, uyumlu ve sakin olmayı her zaman başaramıyorum. Kimi zaman sınırlarıma dayanmışım gibi geliyor. Dikili bir ağacı olmadığı, bir taşı diğerinin üstüne koymamış olduğu halde başkalarını eleştirmeyi, hatta karalamayı kendi 'sivri zekâlarının' doğrulanması olarak kabul eden -başkalarını kötüleyerek üste çıkmaya çalışan- ruh sağlığı bozuk densizleri bilirsiniz. Bazen içimden bu tür kişilere şöyle seslenmek gelir: "Behey kötü niyetli mahluk!... Bir tanecik olsun dikili ağacını göster de; olmayan meyvalarına bir taş atayım. Ben, bunlara 'kötü ruh' diyorum."
Ë Ë Ë
"Ben, ondört yaşında bir
delikanlıyken, babam o kadar cahildi ki, neredeyse yaşlı adamın çevremde bile
bulunmasına dayanamazdım. Yirmibir yaşıma geldiğimde, bu arada geçen yedi yıl
içinde onun ne kadar çok şey öğrenmiş olması beni hayretler içinde bırakmıştı."
Ë Ë Ë
"Aşk pahalı bir çiçektir, fakat
onu bir uçurumun kenarından koparıp almak için arzu duymak lazım." |
| Gürcan Banger © 2006 |
Ana Sayfa •
Özgeçmiş •
Çalışmalar •
Haber Var •
Günün Konusu •
İletişim •
Bağlantılar
Graphic Design by Round the Bend Wizards |