G ü r c a n   B a n g e r

Bilge, üç bakımdan diğer insanlardan ayrılır: Uzaktan görüldüğünde
ciddi ve ağırbaşlı; yanına yaklaşıldığında nazik ve sana yakın;
konuşulduğunda ise kararlıdır.

Konfiçyüs (M.Ö. 551-479) : Çinli filozof

“Bölgesel Alan” Diye Bir Şey...

Almanca kökenli olan ve İngilizce, Almanca, Fransızca’da hinterland olarak yazılan “hinterlant”, zaman zaman Türkçe anlatımlarda da kullanılan bir sözcük. “Bir yerleşim merkezinin, ticaret merkezi durumunda olduğu ve ürünlerini toplayıp gelen malları dağıttığı çevre” demek. Bir anlamda, iç çevre. Ben, “bölgesel alan” demeyi tercih ediyorum.

“Eskişehir bölgesel alanı” diyerek, Eskişehir merkez olmak üzere Afyonkarahisar ve Kütahya’nın (belki Bilecik’in de) oluşturduğu iller topluluğunu anlıyorum. Bu alanda belirttiğim iller dışında, bu veya komşu illere bağlı Emirdağ, Bozüyük gibi sosyal veya ekonomik olarak önemli sayabileceğimiz kimi ilçeler de var. Bu üç ilin (deyim yerindeyse) ekonomik kaderlerinin birbirleri ile çok yakından ilintili olduğunu düşünüyorum. Bu üç ilin birbirlerine rakip olmak yerine bir bölgesel dayanışma anlayışı geliştirmelerinin doğru olacağı inancındayım. Şöyle bir slogan belirledim kafamda: “Bölgesel dayanışma; ulusal ve küresel rekabet”.

Önce yerel envanter

Bu bağlamda sivil sektörler ve devlet olarak il temelinde yapmamız gerekenlere bir bakalım. Eskişehir, önce yerel potansiyel envanterini belirlemeli; bu envanter ile üretebileceği mal ve hizmetler konusunda karar vermeli.

Yerel potansiyel konusunda bölgesel alandaki diğer illerin de çalışmalar yapması gerekir. İller ve bölge olarak yerel envanter kitaplarımız olmalı. Bu kaynaklar elde olmadan ortak çalışmalara kalkışmanın akılcı bir yanı yok.

Bölgesel alan fikri

Bölgesel alan fikrini tasarlamalıyız. Eskişehir olarak (meslek odaları, sanayici, tüccar ve işadamı dernekleri, sendikalar gibi) ekonomik ve sivil kuruluşlarımızın, Kütahya, Afyonkarahisar, Bilecik gibi iller ve Bozüyük, Emirdağ gibi ilçelerle (o yörelerdeki sivil ve ekonomik örgütlerle) iletişim ve etkileşim içinde olmasını sağlamalıyız. Bölgesel eşgüdümün sağlanması konusunda ısrarlı, yaratıcı ve girişimci olmalıyız. Karşılıklı görüş, proje ve kaynak iletişimi (paylaşımı) bölgesel gelişmenin vazgeçilmez unsurlarından birisidir.

“Bölge / havza” fikrini tasarlamalıyız. Bölgesel gelişme fikrini Sakarya Havzası, Frigya Vadileri gibi daha geniş alanlara açmalıyız. (Tarih öncesi çağları incelediğimizde; Porsuk ile Sakarya ve kollarının belirlediği bölgede, su varlığına bağlı “Porsuk Kültürü” diye isimlendirilen bir uygarlık silsilesi ile karşılaşıyoruz.) Bölgesel alanı oluşturan diğer illerle birlikte ekonomik, sosyal ve kültürel projeler geliştirebilmeliyiz. Örneğin; Frigya Vadileri’nin değerlendirilmesi konusunda bölgesel eşgüdüm ve ortak projelendirme yapılması, bir bölgesel projenin gerçekleştirilmesi düşünülebilir. Bu bölgeyi değerlendiren bir bölge müzesinin kurulması, ulusal ve uluslararası nitelikte turların düzenlenmesi, bölgesel konaklama merkezlerinin oluşturulması, bölgesel sosyal ve kültürel etkinliklerin yapılması ve benzerleri ortak yönlenme ile yapılabilir. Avrupa Birliği’nin Ortak Tarım Programı’nın (OTP) tehdit ettiği tarım ve hayvancılık sektörlerinde (örneğin organik / ekolojik tarım konusunda) ciddi ortak projeler yapılabileceğini düşünüyorum.

Bilimsel işbirliği

Bölgedeki üniversitelerin yerel envantere ve bölge (il) ihtiyaçlarına göre program düzenlemesine gitmeleri yararlı olacaktır. Böylece insan ve bilgi konusunda daha büyük bir kapasite ortaya çıkacaktır. Bu bağlamda; ticaret, sanayi, işadamı ve girişimci gibi sivil ekonomik örgütlerle üniversitelerin ortak enstitü, bilim ve teknoloji merkezi türünde çalışma alanları oluşturmaları da yararlı olacaktır. Sivil ar-ge birimlerinin oluşması ve zamanla bunların sayılarının artması, kentin sosyal ve ekonomik yönden gelişmesinde önemli katkılar yapacaktır.

Devlet

Merkezî yönetim temelinde yapılacak çalışmalar da vardır. Bölge ekonomisini oluşturan unsurların reel anlamda bölgesel teşvikler (havza teşvikleri), fiziksel altyapının sağlanması, üniversite eğitim programlarının değiştirilmesi, yerel öğrencilerin yerel programlara kayıt olabilmesinin sağlanması, ihracat kredilerinin bölgesel ve kobi ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi gibi konularda merkezi hükümet düzeyinde çalışmalar yapmaları gerekir.

Ne demiş atalarımız; “elde olan beyde yok”. Önemli olan, kaynakları doğru akılla örgütleyip harekete geçirebilmekte…

Gürcan Banger © 2006 Ana SayfaÖzgeçmişÇalışmalarHaber VarGünün KonusuİletişimBağlantılar

Graphic Design by Round the Bend Wizards

footer image footer image