G ü r c a n   B a n g e r

Önümde yürüme, takip etmeyebilirim;
arkamdan yürüme, önderlik etmeyebilirim;
yanımda yürü ve sadece arkadaşım ol.

Albert Camus (1913-1960) : Fransız yazar ve düşünür

Odunpazarı Evleri

Eskişehir’de doğdum. Yaşamımın önemli sayılabilecek bir bölümü Eskişehir’de geçti. Beni tanımlayan “sakalımı” ve yaşama dokunma tarzımı dikkate almazsanız, “hoca” olarak hitap edilmemi sağlayan üniversitede ders verme sürecim Bademlik ile başladı. Önce Anadolu’nun sonra Osmangazi Üniversitesi’nin Bademlik’teki kampüsünde. Yürümeyi severim. Bademlik’te derse giderken pek çok kez (adını yol kenarındaki türbeden almış ama şimdi adı değişmiş olan) Şeyh Şehabettin Caddesi’nden okula tırmandım. Ama farkına varıyorum ki, Odunpazarı’nı ona vermem gereken değer kadar fark etmemişim. Odunpazarı’nın Eskişehir için değerini, tabii ki biliyorum (bir çok kez yazdım da) ama bunu içinde hissetmek çok daha farklı bir duygu.

Geçen yıl bir vesile ile Bursa’da Cumalıkızık Köyü’nde geleneksel evlerin düzenlenmesini görme fırsatım olmuştu. Kurtuluş Savaşı sırasında yok olmaktan şans eseri kurtulmuş olan Cumalıkızık Evleri bugün adeta bir sosyal fabrikaya dönüşmüş ve yöre insanı için yeni bir ekonomik etkinlik unsuru olmuş.

Geleneksel evleriyle ünlü Safranbolu’ya yaptığım gezi ile izlenimlerimi yazmıştım. Evler nedeniyle oluşan turizm etkinliklerinin ilçeye çok önemli katkıları var. Bir başka hafta sonu için bir gezi planı düşünürken aklıma geleneksel Beypazarı Evleri düştü. Çok iyi korunduğunu bildiğim bu ilçeye yeniden gider miyim gitmez miyim diye bir plan yapmaya çalışırken, (deyim yerindeyse) çoktandır aklımdaki bir çağrıya uydum ve Odunpazarı’nı dolaşmaya çıktım.

Mimarlık ve restorasyon konularında uzman bir arkadaşımla birlikte elimizde fotoğraf makinaları kısa bir Odunpazarı turu yaptık. Pek çok fotoğraf çektik. Bir yandan da bu görkemli geleneksel hazinenin neden yeterince değerlenemediği konusunda karşılıklı üzüntümüzü belirttik.

Üzülmek yetmez

Gezi sırasında elimizde bazı kroki ve planlar da vardı. Ama bu kez onlara pek başvurmadan sokaklarda öylesine dolaştık. Dikkatimizi çeken binaların fotoğrafını çektik ve bize yansıyan özelliklerini ayak üstü tartıştık. Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılmakta olan yeni evlerle geziyi bitirdik. Daha sonra plana bağlı kalarak çok daha ayrıntılı bir gezi yapmanın çok yararlı olacağını düşünüyorum.

Bu kısa Odunpazarı dolaşması hakkındaki ilk notum, kent olarak elimizde görkemli bir tarih ve kültür hazinesinin olduğu; ikincisi, bu hazinenin giderek geri gelmez biçimde yok olduğu ve üçüncüsü, biz Eskişehirli yurttaşların neye sahip olduğumuzun farkında olmadığımız...

Ne yapılabilir?

Odunpazarı semtinde bir koruma planı uygulanıyor. Bu bölgede bina yapmak ya da var olan binalarda değişiklik ve onarım yapmak Koruma Kurulu’nun iznine bağlı. Gerek koruma planının getirdiği kısıtlar gerek buradaki bina sahiplerinin konu hakkındaki bilgi eksiklikleri ve gerekse Odunpazarı’ndaki bölgedeki mülk sahiplerinin ekonomik durumları nedeniyle tarihi ve kültürel değere sahip anıt binalar bakımsızlıktan ve ilgisizlikten hızla yok oluyor. Hem de geri dönülmez biçimde.

Odunpazarı’nda Büyükşehir Belediyesi’nin ve Odunpazarı Belediyesi’nin bazı düzenleme çalışmaları var. Ama kendi başına neredeyse bir ilçe büyüklüğünde olan Odunpazarı için bu çalışmaların çok yetersiz olduğu ortada. Ayrıca uygulanan geliştirme plan ve yaklaşımlarının tartışılabilir yanları olduğu da muhakkak.

Odunpazarı’nı bugüne ve geleceğe kazandıracak gerçek ve kapsamlı bir modele ihtiyacımız var. Yeniden kazanılmış Odunpazarı Evleri’nin Eskişehir’in sosyal ve ekonomik geleceğindeki yerini görmek zorundayız. Eğer bu ihtiyacı fark etmek isterseniz öncelikle Odunpazarı’nı bir de bu gözle dolaşın, derim.

Gürcan Banger © 2006 Ana SayfaÖzgeçmişÇalışmalarHaber VarGünün KonusuİletişimBağlantılar

Graphic Design by Round the Bend Wizards

footer image footer image