G ü r c a n   B a n g e r

Bir aşkın açtığı yaraya ancak yeni bir aşk merhem olur.

Cenap Şahabeddin (1870-1934) : Türk şairi

Odunpazarı’nı Hatırlamak...

Eskişehir, ayırt edici özellikleri olan bir ildir. İl merkezinin özellikleri de çok ilginçtir. Porsuk Çayı’nın varlığı ile içinden bir akarsu geçme ayrıcalığına sahip bir kenttir. İl merkezinde var olan sıcak su kaynağı Dünya’nın çok az kentine nasip olmuştur.

Yerleşim

Eskişehir, yerleşim özellikleri ile ilginç bir öyküye sahiptir. Porsuk Çayı kenti ikiye böler. Eskişehir’in yerleşim tarihinde Porsuk’un ayırdığı “aşağı ve yukarı” olmak üzere iki parçanın farklı anlamları vardır.

11. yüzyılda Odunpazarı bölgesi Türklerin yeni yerleşim alanı olarak kullanılmaya başlar. Odunpazarı, Türklerin oluşturduğu bir yerleşim yeri olarak Anadolu’nun ilginç örneklerinden birisidir. Daha sonraki yıllarda temel olarak Odunpazarı’nı içine alan ve kentin güneyinde yer alan bu bölge Yukarı Mahalle olarak anılır.

1905 yılında kentin yükselti olarak daha alçak bölümünde yer alan Aşağı Mahalle’de büyük bir yangın olur. Burada yoğun olarak bulunan kamu binaları ve ticarethaneler büyük zarar görür. Bu nedenle bu yapılarda gerçekleştirilen bazı işler Yukarı Mahalle’ye kaydırılır. Odun ticaretinin de bu bölgeye kaymasıyla Yukarı Mahalle, Odunpazarı olarak anılmaya başlar.

Aynı yıllarda başka işler de Yukarı Mahalle’ye doğru hareketlenir. Bunlar arasında demircilik, bakırcılık ve lületaşı işçiliği ilk akla gelenlerdir.

Göç ve etkileri

Eskişehir tarihinin ve sosyolojisinin en etkili gelişmelerinden birisi 19. yüzyılda başlayarak 20. yüzyılın ilk dilimine kadar sürmüştür. Bu yıllarda kent, önemli miktarda Türk kökenli göç almıştır. Göç ile gelen insanların genelde Aşağı Mahalle’de yerleştikleri bilinmektedir. Hatta yerliler ve göçmenler arasında (artık izleri silinmiş olan) Yukarı ve Aşağı Mahalle gerginliğinden söz edilir.

Sıcak suların bulunduğu bölge olan Aşağı Mahalle, genelde kentin ticari fonksiyonlarını yüklenmiştir. Odunpazarı bölgesi ise daha çok bir konut alanı olarak kalmıştır. Odunpazarı Evleri’nin özgünlüğünün ve kalıcılığının başlıca nedeni budur.

Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında yerleşim de kentin kuzeyine kaymıştır. Kentin zenginleri Yukarı Mahalle’deki evlerini bırakarak kuzeye, ovada kurulmuş olan yeni konutlara kaymışlardır. Ticaretin ve yerleşmenin kuzeye kayması ile Odunpazarı Evleri’nin bulunduğu alan konut veya işyeri amacıyla arsa olarak talep edilmemiştir. Böylece geleneksel evlerin bugüne ulaşması mümkün olmuştur.

Koruma

Odunpazarı semti, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu (GEEYAK) tarafından 1981 yılında tarihi ve kentsel sit (koruma alanı) olarak belirlenmiştir. 1986 yılında Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu tarafından kentsel sit ilan edilmiştir. Bugün Odunpazarı bölgesinde yeni bina yapılması ve eski binaların onarılması veya değiştirilmesi Eskişehir Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nun iznine bağlıdır.

Anlam ve değeri

Odunpazarı’ndaki gerek evler gerekse külliye, cami gibi anıt niteliğindeki yapılar geleneksel Türk mimarisinin önemli özelliklerini taşırlar. Bu özellikleri ile yapıldıkları dönemin tarihsel ve kültürel özelliklerini yansıtırlar.

Neden?

Bunları neden yazdım? Odunpazarı Evleri ile ilgili olarak yazmaya devam edeceğim. Konuyu tanımlayan bir başlangıcın yararlı olacağı düşüncesindeyim. Yok olan tarihi ve kültürel kimliğimiz için halen yapmakta olduğumuzdan çok daha fazlasına ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

Gürcan Banger © 2006 Ana SayfaÖzgeçmişÇalışmalarHaber VarGünün KonusuİletişimBağlantılar

Graphic Design by Round the Bend Wizards

footer image footer image