G ü r c a n B a n g e r
Koyun, kurt ile gezerdi, Aşık Veysel (1894-1973) : Türk halk şairi |
|
| Ana Sayfa • Özgeçmiş • Çalışmalar • Haber Var • Günün Konusu • İletişim • Bağlantılar | |
Eskişehir Mağaralarını Turizme Açmalı mıyız?Eğer “Mağaralarımızı turizme açmalı mıyız?” sorusunu bana bu yazıdan kısa bir süre önce sorsaydınız bu soruya cevabım “Evet” şeklinde çabuk ve kısa olurdu. Bu konuyu yazmaya niyetlendikten sonra yaptığım araştırmada mağaraların her ne pahasına turizme açılmasının ciddi bir tehdit olduğunu fark ettim. Bundan sonraki gezilerimden birisini mağaralara ayırmayı düşünmekle birlikte, bu konuda edindiğim bilgiler ve izlenimlerim ile bazı sorularımı paylaşmak istedim.Eskişehir mağaraları Eskişehir, mağaralar açısından en zengin iller arasındadır. MTA tarafından 10’dan fazla mağaranın incelemesi yapılmış, ek olarak 30 kadar mağara için çalışmalar sürmektedir. Muhtemelen gerçek sayı, belirtilenlerin çok üzerindedir. Eskişehir mağaraları jeolojik yapıya da bağlı olarak Sarıcakaya, Mihalgazi, Mihalıçcık, Han, İnönü ve Günyüzü ilçelerinde bulunmaktadır. MTA’nın yukarıda andığım çalışmasının 2000 yılına ait olduğunu belirteyim. Harita, plan ve resimler MTA’da bulunmakla birlikte kayıtlı ortamda benim saptayabildiğim mağaralar şunlar: Mihalıçcık Yalınkaya Köyü’nde Sarıkaya Mağarası, Günyüzü Kayakent Beldesi’nde Yelinüstü Mağarası, Günyüzü Kayakent Beldesi’nde Yelini Mağarası, Mihalıçcık Süleler’de Kızılçukur Mağarası, Alpu Karacaören’de Feleğinini Mağarası, yine Alpu Karacaören’de Sığırini Mağarası, Sarıcakaya Beyyayla Köyü’nde Düdensuyu Mağarası. Ayrıca Çifteler’de Sakaryabaşı’nın doğusunda Sarıkayalar’da iki büyük mağara ile yerini öğrenemediğim Sazakini Mağarası olarak tanınan bir başka mağara konusunda bilgi edindim. Sık sözü edilen ama sadece ismini öğrenebildiğim Bekçi Taşı Düdeni Mağarası, Cevizdibi Düdeni Mağarası gibi birkaç mağara daha oldu. Han ilçesinde de çok sayıda mağara olduğu belirtiliyor. Mağara çalışmaları Mağaralara esas birincil çalışma, MTA Jeoloji Etütleri Dairesi’nde bulunan Karst ve Mağara Araştırmaları Birimi tarafından gerçekleştirilmektedir. Diğer devlet birimleri ile bazı sivil örgütler de konuyla ilgili çalışmalar yapmaktadırlar. Mağara çalışmaları yer, su, hava ve yaşam bilimleri ile ilgili bir bütündür. Mağaranın önemine göre 1/100 ile 1/2500 ölçeklerde harita, plan ve kesitlerinin çizilmesi ile başlanır çalışmaya. Turizme açılması düşünülen mağaralar için mimari, elektrik ve çevre düzenleme projeleri yapılır. Tabii ki, tüm çalışmalar bir Koruma ve Uygulama Projesi bütünlüğü içinde olmalıdır. Mağaralarda yer altı akarsuları bulunabileceğinden, Eskişehir gibi “su kenti” olan yörelerde yer altı ve yer üstü sularının ilişkili olabileceğinden mağaranın kirlenme durumunu dikkate alacak bir Çevre Koruma Projesine de ihtiyaç vardır. (Eskişehir’deki yer altı ve yer üstü sularının bağlantılılığı konusunu “Eskişehir’in Sıcak Su Zenginliği” isimli kitabımda ele almıştım.) Mağara bir doğal varlıktır Mağaraların turistik olarak değerlendirilmesi tartışmasına girmeden önce; Eskişehir mağaralarının hiçbirinin tescilli (koruma altına alınmış) olmadığını belirtmeliyim. Aslına bakarsanız, bugünkü koruma yaklaşımı ve varolan yasalarla tescil edilmiş mağaralarda projelendirme yapmak reel anlamda mümkün değildir. Diğer yandan tescilli veya değil, ulusal doğal varlık sayılan mağaralara zarar vermek her durumda suç oluşturur. Mağaraların tescil edilmesi durumunda ise projelendirme yapmak için Koruma Kurulu’ndan izin almak gerekecektir. Bir uyarı Öncelikle turizme açılması için düzenleme çalışması yapılmamış mağara ortamlarında mağaracılığın bir spor olarak yapılmasının bilgi, deneyim ve gerekli donanım işi olduğunu belirtmeliyim. Bu ortamlara rehbersiz ve donanımsız olarak girmek can ve mal güvenliği açısından tehlikeli olabilir. Türkiye’de mağara turizmi Türkiye’de mağara turizmi, 1960’lı yılların ikinci yarısında başlamıştır. İlk olarak Burdur’da İnsuyu Mağarası turizme açılmıştır. Bunu Alanya’da Damlataş, Silifke’de Cennet-Cehennem ile Narlıkuyu, Anamur’da Köşekbükü, Tarsus’ta Eshab-ı Keyf, Antalya’da Karain, İstanbul’da Yarımburgaz, Harput’ta Buzluk Mağarası ve Tokat’ta İndere izlemiştir. Bu andığım mağaraların tamamında ortak görünüm şöyledir:
Mağaraların oluşumu milyonlarca yıl sürdüğü halde sözünü ettiğim yok oluş süreci sadece 25 yılda yaşanmıştır. Bu gerçek, Eskişehir mağaralarını turizme açma fikrini tartışırken dikkate almamız gereken bir durumdur. Frigya vadilerindeki sit ve anıtların durumunu, çevredeki kirlilik ve tahribatı da dikkate alırsak konunun önemi bir kez daha ortaya çıkar. Turizme açılan mağaralarda hatıra olarak alınmak üzere kendini bilmezler tarafından dikit ve sarkıtların kırılması çok bilinen bir yok etme yöntemidir. Bu tahribat, duvarlara isim yazma merakı ile devam eder. Etrafa yiyecek, içecek artıkları ile çöp atılması neredeyse “milli ve sosyal” özellik haline gelmiştir. Ne yapılabilir? Eğer Eskişehir mağaralarının yaşam süreci de yukarıda anlattığım duruma benzeyecek ise mağara turizminden elde edeceğimiz gelir olmaz olsun! Tabii ki, bu tespit bazı önlemler alarak sınırlı sayıda mağarayı turizme açabileceğimiz fikrini dışarıda bırakmaz. Ne yapmalıyız? Öncelikle turizme açılacak mağaraların doğru biçimde, doğal oluşumu herhangi bir nedenle tahrip etmeden projelendirilmesi ve düzenlenmesi gerekir. İkincisi; mağaralara rehbersiz olarak girilmemelidir; böylece ziyaretçilerin denetlenmesi sağlanacaktır. Buna bağlı olarak mağara girişinin koruma ve denetim altına alınmasında yarar olabilir. Üçüncüsü; sayıları pek çok olmayan mağara sivil kulüp ve derneklerinin özendirilmesi ve konuya katılımlarının sağlanmasıyla bilgilenme ve bilinç düzeyi artırılabilir. Bu konuda ziyaretçiler için broşür vb gibi doküman üretilerek ziyaretlerin daha bilinçli ve korumaya özen gösterilerek yapılması sağlanabilir. (Eskişehir’in mağaracılık kadar dağcılık olanakları açısından da değerlendirilebilecek bir il olduğunu satır arasında eklemek isterim.) Bence... Bana sorarsanız şöyle olmalı, derim. Her şeyden önce turizme açılacak ve asla açılmaması gereken mağaralar konusunda bilimsel bir ayırım yapılmalıdır. (Mağaracılık, speleoloji adı verilen bir bilim dalı kapsamında incelenir.) Projelendirme her ne türden olursa olsun tesisat çekimi, ışıklandırma, yürüme yolu yapımı gibi nedenlerle mağaranın orijinal ve doğal yapısının bozulacağı kesindir. Bence belirlenen (seçilen) bazı mağaraların rehberler eşliğinde olmak üzere doğal halleriyle turizm kullanımına açılması en uygun yol olur. Mağaralar uzman rehberler eşliğinde baret ve uygun bir lamba ile mağaracıların gezdiği gibi gezilmelidir. Böylece doğal çevre ve yaşama zarar vermeden mağarayı keşfin lezzeti çok daha yüksek olacaktır. |
|
| Gürcan Banger © 2006 |
Ana Sayfa •
Özgeçmiş •
Çalışmalar •
Haber Var •
Günün Konusu •
İletişim •
Bağlantılar
Graphic Design by Round the Bend Wizards |
|
|
|