G ü r c a n   B a n g e r

Binlerce kilometrelik yolculuk tek bir adımla başlar.

Lao Tzu (M.Ö. 6. yüzyıl) : Çinli düşünür

Kent Turizmi ve Eskişehir

Her kentin kendine has özellikleri vardır. Bu özellikler bir bütün olarak o kent ile ilgili bir genel görünüm (imaj) oluşturur. Bu görünümü aracılığıyla kentin komple bir ürün biçiminde turizm pazarına sunulmasına “kent turizmi” adı verilir. Kent turizminin çıkış noktası, bir kente ait bu görünümün insanlar üzerinde yarattığı etkilerdir. Bir kentin turizm potansiyelini belirleyen başlıca faktörler arasında söz konusu genel görünüm ve yarattığı etkiler ilk önem sıralarında yer alır. Teknik olarak kentin genel görünümü “dışsal görünüm” ve yarattığı etkiler “etki modeli” olarak isimlendirilir. Kentin genel görünümünü oluşturan özeliklere ise “içsel nitelikler” denir. Özetlersem;

1- içsel niteliklere bağlı
2- dışsal görünüm ve sonuçta oluşan
3- etki modeli

şeklindedir.

Bu yazıda kent turizminin ve bu açıdan Eskişehir’in bir genel değerlendirmesini yapmaya çalışacağım.

Turizm kavramı değişti

1980’li yılların sonlarından başlayarak turizm kavramında önemli değişimler oldu. Geleneksel güneş-deniz turizminin yerini alternatif turizm adı verilen yeni biçimler almaya başladı.

Bu değişimin nedenleri nelerdi? Birincisi; güneş-deniz turizmine olan yoğun talep, kıyı bölgelerinin kaldıramayacağı yükler oluşturdu ve doğal çevreyi yok etme noktasına geldi. Sonuçta kamu ve sivil kuruluşlar, doğal ve kültürel çevrenin korunması amacı ile turistik yükün kıyı bölgeleri dışına akıtılması fikrinde buluştular. İkincisi; güneş-deniz dışında diğer doğal çevre potansiyelinin de turistik ürün olarak pazarlanabileceğinin farkına varıldı. Termal turizm başta olmak üzere sağlık turizmi, dağ ve kar turizmi, yayla turizmi, mağara turizmi, doğa sporları turizmi, av ve olta balıkçılığı turizmi gibi yeni ürün karmaları gündeme geldi. Üçüncüsü; turizmin rekreasyon (boş zaman değerlendirme) ile olan yakın bağlantısı daha iyi kavrandı. Dolayısıyla aktivite tatilleri, spor ve yarışma turizmi, özel ilgi turizmi gibi alanlara olan turistik talep (ve dolayısıyla arz) dikkate alınmaya başlandı. Dördüncüsü; iletişim ve bilişim sektörlerindeki gelişmeler ile küreselleşmenin bazı etkileri, sivil örgütler ile bilim insanları ve uzmanların değişik ülkelerde değişik biçimlerde bilimsel amaçla bir araya gelişlerini hızlandırdı. Sonuçta kongre turizmi olarak isimlendirilen yeni bir alan oluştu. Özellikle üniversiteler gibi bilim kuruluşlarının bulunduğu kentler, kongre turizminin önemli destinasyonları arasında yer aldılar. Beşincisi; iş ve ticaretin küreselleşmesi, iş insanlarının bireysel veya toplu halde yaptıkları yolculukların artması sonucunu getirdi. Bu amaçla yapılan turistik etkinliklere iş turizmi, ticaret turizmi isimleri verilmektedir. Altıncısı; insanların bazı toplumsal ve kültürel ihtiyaçlarının da turistik ürün olabileceğinin farkına varıldı. Bu anlayış tarih ve kültür turizmi, inanç turizmi, nostalji turizmi, mutfak turizmi gibi yeni alanların doğmasına neden oldu. Yedincisi; ülke ve kent yöneticileri ile özel sektör, turizmin önemli bir gelir kaynağı olduğunun farkına vardılar ve bu potansiyeli değerlendirmek üzere harekete geçtiler. Böylece daha önce dikkate alınmayan bazı ulusal, bölgesel ve yerel ürün ve hizmetler yeni türden turistik ürün karmaları içinde yer almaya başladı. Özetle; alternatif turizm, özellikle kıyı bölgeleri dışında kalan kentler için ilerleme sürecinde yeni bir umut ışığıdır.

Kent turizmi

1970 ile başlayan 15 yıllık dönem, sanayileşmiş ülkelerde önemli dönüşümlerin yaşandığı yıllar olarak önemlidir. Bu dönemde anılan ülkelerde kent rantlarındaki önemli artışlar, sanayi ve ticaret üzerine kurulmuş bu kentlerin şirket erozyonuna uğramalarına neden oldu. Şirketler kent alanlarından rantın daha düşük olduğu kır alanlarına doğru hareket ederken, kent yönetimleri de önemli gelir kayıplarına uğradı. Kentten kıra doğru oluşan bu akıma kentin büyük aileleri de katılınca kentin yerel yönetimleri ciddi malî darboğazlara girdi. Giderek yıpranan kentin yenilenememesi anlamına gelen bu sürecin, alternatif turizmin vaad ettiği gelirler ile aşılması öngörüldü. Gerçekten 1980 ile başlayan dönemde bu ülke ve kentlerde yeni turizm türleri önemli miktarlarda insanı buralara çekti ve ciddi büyüklüklerde nakit girişi sağladı. İşte; kent turizmi kavramının altındaki tarihsel gerçeklik budur.

Eskişehir

Eskişehir, yukarıda sözünü ettiğim kent modelinden farklı özellikler gösterir. Eskişehir’i çevreleyen toplumsal ve ekonomik koşullar da farklıdır. Fakat aşağıda ele alacağım nedenlerden dolayı kent turizmi Eskişehir’in geleceğini oluşturacak önemli bileşenlerden birisidir, diye düşünüyorum.

Öncelikle; ülkede yaşanan uzun dönemli ekonomik kriz(ler), pek çok diğer kentte olduğu gibi Eskişehir’de de ekonomik erozyonun ve yok olmanın ciddi düzeylere ulaşmasına neden oldu. Kentte sınai ve ticari gelirlerde oluşan azalma, dolaylı olarak merkezi ve yerel yönetim gelirlerine olumsuz biçimde yansımaktadır. Eskişehir, kendi geleceğine uzanan zaman ekseninde bir dönüm noktasındadır. Bir metropole dönüşebilmek için (bazıları gerçekleşmekte olan) yeni ve ciddi altyapı yatırımlarına ihtiyaç duymaktadır. Bu yatırımların bugünkü ekonomik biçimiyle (yeni vergiler koyarak ya da var olan vergilerde artırıma giderek) kentten sağlanması, kentli bireylerin ekonomik yükünü giderek daha dayanılmaz hale getirecektir. Öyle de olmaktadır. Bu yükün hafifletilebilmesi için yeni ve debisi yüksek nakit girişi sağlayacak girişim ve yatırımlara ihtiyaç vardır. Eskişehir’in pek çok öğesine sahip olduğu alternatif turizm bu bağlamda ciddi bir seçenektir.

Türkiye’de hızlı gelişme gösteren kentleri incelediğimizde; bunların neredeyse tamamının yüksek döviz girişine sahip olduklarını gözleriz. Antalya, Denizli, Gaziantep, Bursa bu örnek iller arasında sayılabilir. Bu nedenle Eskişehir’in kent turizmi bakışını yurt içi talebinden yurt dışı talebine çevirmesi gerekmektedir. Eskişehir özelinde kent turizmi kavramının ayrıntılarına girmeden önce; bu açıdan Eskişehir’i bütünsel olarak pazarlanabilir bir turistik ürün yapan içsel özellikleri kısaca sıralayalım:

a- Değişik tarihsel dönemlere ait sit alanı ve anıtlar,
b- İlin tamamına yayılmış olan ve kent merkezinde önemli sağlık turizmi potansiyeline sahip olan şifalı sıcak ve soğuk maden suları,
c- İş, ticaret, rekreasyon, alışveriş, yeme-içme, konaklama vb gibi konularda değerlendirebilecek olan Odunpazarı Evleri,
ç- Kongre turizminin çekirdeği olabilecek iki tane üniversite,
d- İnanç ve kültür turizmi için temel yapıyı oluşturan Yunus Emre, Seyit Battal Gazi, Nasrettin Hoca gibi dünyaca bilinen kişiler ve çok sayıda tarihsel anıt yapılar,
e- Lületaşı sektörü,
f- Gümüş işlemeciliği sektörü,
g- Göçlerle gelen topluluklar tarafından zenginleştirilmiş yerel Eskişehir mutfağı,
ğ- Eko turizm için ideal özelliklere sahip Sakarya Başı, Balık Damı, Çatacık, Bademlik, Musaözü, Orman Fidanlığı, Şelale, Kalburcu, Kızılinler vb gibi doğal alanlar, değişik ilçelerdeki mağaralar,
h- İnönü Planör ve Paraşüt Kampı, Atlı Spor Kulübü gibi spor turizmi alanları,
ı- Eskişehir Festivali gibi kültürel etkinlikler,
i- Giderek sayıları artan ve nitelikleri yükselen eğlence olanakları ve mekânları...

Eskişehir’in yapması gereken, bu içsel nitelikleri (kent turizmi kavramının gereği olarak) bir dışsal görünüme dönüştürmek ve uluslararası pazara sunmaktır.

Destinasyon olarak Eskişehir

Turizm dilinde “ziyaret edilen yer” anlamına gelmek üzere destinasyon sözcüğü kullanılıyor. Bu bölümde Eskişehir’e hangi destinasyon özelliklerini sağladığı açısından bakmaya çalışacağım.

Destinasyon açısından her biri farklı niteliğe sahip dört temel tipin turizme konu olduğu görülür:

1- Ana kentler,
2- Geleneksel merkezler,
3- Rekreasyon merkezleri,
4- Özgün amaçlı dinlence yerleri.

Bir kent, bu temel dışsal görünümlerden yalnız birisini sunarken, bir başkası, iki veya daha fazla tipten oluşan bir karma oluşturabilir.

Ana kentler tarih, arkeoloji, kültür, eğlence, iş, eğitim gibi nedenlerle yoğun turizm trafiğinin hedefleridir. Bu tür kentlerde turizm, kentsel etkinlikler arasında birincil öğe değildir, ama çok önemli bir gelir ve hareketlilik kaynağıdır. Bu bağlamda (var olan ve gelişen yanlarıyla) Eskişehir, geleceğe doğru ana kent özellikleri göstermektedir.

Geleneksel merkezler, turistlere kültür, din, inanç gibi alanlarda çekicilikler sunan ziyaret noktalarıdır. Bu noktalardaki korunmuş orijinallikler, otantik albeni, etnik ve kültürel kimliği yansıtan doku, yerel sanatlar destinasyon çekiciliğine olumlu katkılar yapar. Bu temel tip açısından baktığımızda Odunpazarı Evleri’nin, Seyit Battal Gazi Külliyesi’nin, çok sayıda tarihsel cami ve türbenin, ilin değişik yörelerinde tarihsel nitelikli kilise ve benzeri dinsel anıtların, yerel mutfağın, lületaşı, gümüş, ahşap ve kilim gibi yerel el sanatlarının önemi daha iyi kavranmaktadır.

Rekreasyon (boş zaman değerlendirme) merkezleri olarak ziyaret edilen destinasyonlar değişik özelliklere sahiptir. Bu tür yerlerde konaklama tesisleri önemli öğeler arasında bulunur, ki Eskişehir’in önemli eksiklerinden birisi budur. Eskişehir, 4000-6000 yatak kapasitede olması gereken konaklama ihtiyacını giderirken, yalnız 4-5 yıldızlı otelleri göz önünde bulundurmamalıdır. Konaklama ihtiyacının giderilmesinde 250-300 yataklı (terapi + konaklama olanaklarına sahip) en az bir termal tesis ile “fistolu perdeleri olan” küçük ve il yüzeyine dağılmış (kent içinde olanlara ek olarak dağ ve yayla otelleri gibi) küçük yerel oteller düşünülmelidir.

Eskişehir’in ulaşım alanında yapacağı gelişmeler, rekreasyon özellikli bir ziyaret merkezi olarak değerini artıracaktır. Ayrıca yolların birleşme noktaları olan gar, otobüs terminali, havaalanı gibi noktalarda yapılacak iyileştirmeler de benzer etkiler yaratacaktır.

Rekreasyon temelli ziyaret merkezleri sinema, tiyatro, konser salonu, gece kulübü, bar, kafe, spor salonu, oyun salonu, festival gibi çeşitli dinlenme ve eğlenme çekicilikleri olan etkinlikler sunarlar. Eskişehir, eğlence sektörü açısından henüz başlangıç aşamasındadır. Fakat bu alanda son dönemde görülen yeni girişimler ümit vericidir.

Turist çekiciliği, bugünün kentleri için (dolayısıyla Eskişehir için) istenen bir özelliktir. Bir kentin bu niteliği edinebilmesi için bazı koşulları yerine getirmesi gerekir. Bu koşullar üç başlık altında toplanabilir:

a- Kentin imajı,
b- Kentin özgünlüğü,
c- Kent turizminin sürdürülebilirliği.

Bir kentin dışarıdan nasıl göründüğüne o kentin imajı diyebiliriz. Bir kentin imajı, o kentte yaşayan yurttaşların kendilerini nasıl niteledikleri değil, o kente ziyaretçi gözüyle bakan kişilerin ne gördükleridir. Bir kentin çekici bir imajı olmalı; turistler bu kentte “iyi” zaman geçireceklerine inanmalıdırlar. Eskişehir, henüz yeterince olgunlaşmamış imajının olumlu yönde gelişmesi için çaba harcayabilir. Olgunlaşmamış bir imaj, sonradan değiştirilmesi gerekecek kötü bir imaja göre çok daha iyidir.

Turist çekiciliği

Turist çekiciliği yüksek bir kent, ziyaretçilere “kolaylık” sunmalıdır. Bir kentin sunacağı kolaylıklar arasında kolay erişim, kolay ulaşım, kaliteli ve özgün ürün, hizmet çeşitliliği gibi olumlu turizm öğeleri sayılabilir. Bu saydığım unsurlardan “kentin özgünlüğü” çok önemlidir. Başka kentleri kopya ve taklit ederek var olmaya çalışan kentler sonuçta çok olumsuz imajlar edinmektedirler. Eskişehir, kendi içsel kaynaklarını değerlendirerek özgün olabilmeyi başarmalıdır. Özetle; Eskişehir kendi farklılığını yaratmalı, korumalı ve pazarlamalıdır.

Bir kentin turizm pazarında yer almasının özgünlüğe dayalı bir diğer koşulu, ihtiyaçların bir arz-talep dengesi içinde karşılanabilmesidir. Kent, ziyaretçilerin bir başka kentte karşılayamadıkları ihtiyaçlarının giderilmesinde başarılı olmalı, müşteri memnuniyeti yaratmalıdır.

Kentte pazarlanan tüm ürünlerin o kentte üretilmesi zorunlu değildir. Ama o kentin söz konusu ürüne değer katabilmesi önemlidir. Turistler için o ürünün veya hizmetin o kentte alınmasının farklılığı olmalıdır. Eğer Eskişehir’den söz ediyorsak, Eskişehir pazarladığı tüm ürün ve hizmetlere kente özgü değerler katarak kendi farklılığını yaratmalıdır.

Sürdürülebilir turizm

Kent turizminin vazgeçilmez koşullarından bir diğeri sürdürülebilirlik ilkesidir. Kentte turizmin ilerleme süreci sürdürülebilir olmalıdır. Bu ilke, var olan doğal ve kültürel değerlerin (sit alanlarının, doğal alanların, anıtların veya benzerlerinin) turistik olarak pazarlanmaları yanında gelecek kuşaklar için korunmaları ve geliştirilmelerini zorunlu kılar. Sürdürülebilir olmayan turizm anlayışı, kendi geleceğini yok eden bir anlayış olacaktır.

Dolayısıyla kentin iç turizm kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmaları yanında uzun dönemde var olmalarının da dikkate alınması gerekir. Örneğin Eskişehir’de Frig vadilerinin uzun dönemli korunması, yerel geleneksel mimarinin ve mekânsal formların yitirilmemesi, yöresel mutfağın sürdürülmesi, folklorik giysilerin yeni moda ürünlerinde değerlendirilmesi, geleneksel mobilya öğelerinin yeni (ahşap veya eşdeğeri malzemeden yapılmış) ev eşyalarına yansıtılması vb bu bağlamda önemsenmelidir. Örneğin; ülkemizde turizme açılan mağaraların tamamı yok olma aşamasındadır. Bu nedenle hâlâ doğal olarak kalmış olan Eskişehir mağaralarının turistik değerlendirilmelerinde (mağaracıların yaptığına benzer biçimde) farklı yöntemler geliştirmeliyiz.

Ne Yapmalı?

Bugün dünyada kent turizmi alanlarında gelir elde etmek amacıyla kentler büyük bir yarış içindedirler. Bu bağlamda bir kentin bir turistik ürün olarak kendi kendine başıboş büyümesi önlenmeli; turizm planlaması, kent planlamasının ana bileşenlerinden biri olmalıdır.

Kent turizmini de içine alacak biçimde bir kentin geleceğinin planlanması ve gelir elde etmek üzere uluslararası pazarda kentin turistik pazarlaması asla kolay bir iş değildir. Diğer yandan Eskişehir, alternatif turizm potansiyeli ile büyük getiriler elde edebilecek nitelikte bir ildir. Bu potansiyel değerlendirilmeyi beklemektedir.

Gürcan Banger © 2006 Ana SayfaÖzgeçmişÇalışmalarHaber VarGünün KonusuİletişimBağlantılar

Graphic Design by Round the Bend Wizards

footer image footer image