G ü r c a n   B a n g e r

Her insan, kendi adasında yaşar.

Bertold Brecht (1898-1956) : Alman şair, oyun yazarı ve yönetmeni

Evet, Talan...

Bir pazar günü yaptığım Küllüoba Höyüğü kazısı gezisinden sonra konu üzerine bir araştırma yaptım. Karşıma daha önce mağaralar konusunda karşılaştığım durumdan çok daha vahim olan bir görünüm çıktı. Kabaca M.Ö 9000-1500 yılları arasındaki yaşamın temel taşları olan höyüklerin ülkemizde en fazla tahribata uğrayan yerler olduğunu gördüm. Bu tahribatın en dikkati çeken merkezlerinden birisinin de (tarihsel yerleşim olarak önemi nedeniyle) Eskişehir olması ilgimi konuya yoğunlaştırmama neden oldu.

Evet; yapılan tahribat tam bir talanı işaret ediyor. Höyüklerin tahribinde definecilerin çok önemli bir rolü var. Ama bizzat devletin kendisi de en az mezar soyucular kadar zarar veriyor. Belediyeler, Karayolları, Demiryolları, devletin tarım işletmeleri, elektrik dağıtım şirketleri ve onların taşeronları zarar vermede mülk sahiplerinden ve mezar hırsızlarından aşağı kalmıyor.

Bilgilendirme

Höyük ve mağara gibi tarihi, kültürel ve doğal yerleşim alanların oluşumları ve değerleri hakkında (ne yazık ki) bilgi sahibi olmayan devlet kuruluşlarının (özellikle arazide çalışan personelin) bu konuda bilgilendirilmeleri gerekmektedir. Bu değerlere zarar verdikleri takdirde üstlenecekleri suç ve cezalar konularında da bilgi sahibi olmalarında yarar vardır.

Henüz koruma kurulları tarafından tescil edilmeyen höyük, mağara ve anıtların kurula bildirilerek tescilin yapılabilmesi için yukarıda anılan kamu personeline işleyiş hakkında bilgi verilmelidir. Taşıt gibi donanım ile şoför gibi personel eksikliği olan koruma kurullarının tescil işleyişinin hızlandırılabilmesi için Valilik’ler ve yerel yönetimler tarafından destek sağlanmalıdır.

Tescilli veya tescil edilmemiş höyük, mağara ve anıtların bulunduğu yörelerdeki yurttaşların konu hakkında bilgilenmeleri sağlanmalı; soygunculara karşı neler yapılabileceği, hırsızlık denemelerinin kolluk kuvvetlerine nasıl iletileceği hakkında bilgi verilmelidir.

Yalnız turizm değil

Sık sık “her proje, kendi parasını kazanmalıdır” derim. Ama tarihi ve kültürel değerlerimize yalnız turizm açısından bakmak doğru değildir. Kültürel değerleri yalnız ekonomik açıdan ele almak bu değerleri talan etmenin bir başka biçimidir. Tarihi ve kültürel varlıklarımızın gelecekten emanet alınmış değerler olduğunu unutmamalıyız.

Kültür ve doğa varlıklarımızın korunması konusunda Valilik yönlendirici olmalıdır. Buna bağlı olarak koruma konusunda görev alabilecek tüm kamu birimlerinin katılım ve eşgüdümünün sağlanması Valilik tarafından denetlenmeli ve yönetilmelidir.

Miras değil, emanet

Höyüklerde olduğu gibi toprak altından çıkarılan tarihi malzemeler bize geçmişten kalmış miras değil, geleceğe ait emanetler olarak anlaşılmalıdır. Bu nedenle bu malzemenin alınıp satılan emtia olarak algılanması fikrini ilköğretimden başlayarak eğitim aracılığıyla silmek zorundayız.

Tescilli veya değil, tarihi ve kültürel değerlere (höyük, mağara, anıt gibi kültür ve doğa varlıklarına) zarar verilmesi suç oluşturmaktadır. Bu durum, yasal suç olduğu gibi ülkeye ve topluma karşı da verilmiş zarar niteliği taşımaktadır. Kültür varlıklarının yasa dışı olarak alınması, çalınması, tahrip edilmesi konularında uyanık olmak her birimiz için yurttaşlık görevidir.

Gürcan Banger © 2006 Ana SayfaÖzgeçmişÇalışmalarHaber VarGünün KonusuİletişimBağlantılar

Graphic Design by Round the Bend Wizards

footer image footer image