G ü r c a n B a n g e r
Gül yanımda, şarap elimde, sevgili muradımca bana yar. Sadi-i Şirazî (1213-1292) : İranlı düşünür ve şair |
|
| Ana Sayfa • Özgeçmiş • Çalışmalar • Haber Var • Günün Konusu • İletişim • Bağlantılar | |
Odunpazarı: “Zamanın Kapısı” ...Pazar çoğumuz için bir tatil günü. Çalışanlarımız da olmalı. Benim son zamanlarda en sevdiğim günlerin başında geliyor. Çünkü gezilerimi yapabildiğim haftanın tek günü.Açıkçası, yaz aylarını, bu aylardaki Pazar günlerimi çok daha yoğun değerlendirememiş olmanın üzüntüsü içindeyim. Şimdi kış. Eskişehir kırsalına çıkmak zorlaştı. Bu günlerde kişi, beden olarak da daha az canlı oluyor. Dağ-bayır gezme hevesimi bahara kadar buzluğa kaldırmak gerekecek. Kış nedeniyle belki kırsala geçit yok ama kentte zamana karşı direnerek bizi bekleyenler de var. Bu Pazar günü siz bu satırları okurken, muhtemelen ben Odunpazarı semtinin yokuşlarını tırmanıyor olacağım. Eskişehir’de doğdum. Yaşamımın bir bölümü bu kentin 30-40 yıl öncesinde geçti. Aynı yıllarda bu bölgenin başka geleneksel yerleşmelerini de gördüm. Şimdi Odunpazarı’na her gidişimde sanki kendimi geçmişe dönmüş gibi hissediyorum. Odunpazarı, benim için bir “zaman kapısı” gibi; o kapıdan adım atınca adeta zaman dışarıda kalıyor. “Eskişehir’in Şifalı Sıcak Su Zenginliği” isimli kitabımda Eskişehir’in bir “su kenti” olduğunu söylemiştim. Bu ifadenin bir belgi gibi dilden dile yaygınlaştığını görünce içimi, hoş bir şey söylemiş olmanın heyecanı kaplıyor. Odunpazarı’nı sokak aralarında adım adım yaşarken de her seferinde aynı heyecanı duyuyorum. Benim için Odunpazarı semti, “zamanın kapısı”. “Zamanın kapısından” ilk adımı attığımda kendimi bizim ve insanlığın ortak malı olan bir Anadolu Türk kentinde buluyorum. Adeta artık orta yaşı geçmiş ve hatırlanmayı bekleyen bir bilge “hiza önderi”. Tarihten gelen yaşlı bilgeliği ile betonlaşan, sıkışan, tıknefes “yeni şehre” inatla direniyor ve hatırlanmayı bekliyor. Hatırlandığında ise eminim, geleceğe verebileceği daha pek çok şey var. * * * Odunpazarı, bir Anadolu Türk kentinin en belirgin özelliklerini taşır. Ama ne yazık ki kayıtlara geçememiş yerleşmelerden birisidir. Mimarlık tarihi haksızlık etmiştir Odunpazarı’na. Keza Eskişehir de bir geçmiş ve bir gelecek borçludur bu semte. Eskişehir’in ona gerekli değeri, özeni ve ilgiyi göstererek borcunu ödeme zamanı çoktan gelmiş geçmektedir. Eski Safranbolu’da dolaşırken, Beypazarı’ndaki koruma ve yeniden düzenleme çalışmalarını izlerken sanki Odunpazarı’nın çığlığını duyuyorum. Cumalıkızık’ta her attığım adımda sanki Odunpazarı’nın açık yarasına tuz basıyor gibi hissediyorum kendimi. Bırakın Odunpazarı’nı ekonomik ve kültürel olarak değerlendirmeyi; onun tarihin ağır yükü karşısında ezilen ve yok olan çağrısını paylaşmak için bile o yokuşa tırmanmıyoruz. Onun için yazılmış kitaplarımız, o sokaklarda çekilmiş konulu filmlerimiz yok; türkülerimiz ve halk öykülerimiz varsa da hatırlayanımız kalmadı. Elimde bir fotoğraf makinası veya bir not defteri, ne zaman o yokuşlara, inişlere, dar sokaklara dalıversem bir tanıdık seslenir “beni hatırla” diye. Bazen yaşlı bir nine, bazen genç bir delikanlı, kimi zaman semtin adeta bir parçası olmuş bir hanım kardeş olarak görünüverir. En azından bugün aklımdasın zamanın kapısı, Odunpazarı. Yokuşlarında olacağım bugün ve kısıtlı da olsa betonlaşmış bugünden kurtulup bir gizemli geçmişin tahayyülünde olacağım seninle. |
|
| Gürcan Banger © 2006 |
Ana Sayfa •
Özgeçmiş •
Çalışmalar •
Haber Var •
Günün Konusu •
İletişim •
Bağlantılar
Graphic Design by Round the Bend Wizards |
|
|
|