G ü r c a n   B a n g e r

Bilge, üç bakımdan diğer insanlardan ayrılır: Uzaktan görüldüğünde
ciddi ve ağırbaşlı; yanına yaklaşıldığında nazik ve sana yakın;
konuşulduğunda ise kararlıdır.

Konfiçyüs (M.Ö. 551-479) : Çinli filozof

Deprem ve Eskişehir

Çok önemli ama kolayca unutuverdiğimiz bir konuyu hatırlatmak istiyorum. Bu yazıda fazlaca bilimsel verilere boğulmadan Eskişehir’e deprem açısından kısa bir bakış vermek arzusundayım .

Eskişehir’in yerleşim zemini

Yapıların deprem yer kabuğuna bağlı gibi doğal afetler karşısında ayakta kalabilmesi açısından yerleşim yerinin zemin özellikleri önemlidir. Özellikle yapı temelinin de yer aldığı ilk 10 metre gibi bir kalınlığın özelliklerinin ayrı bir önemi vardır.

Eskişehir’de yerleşim zemininin büyük bir bölümü, ilk 10 metreye kadar kum, silt ve kil karışımlarından oluşur. Birkaç mahallede ise zeminin killi kum ve çakıldan oluştuğu gözlenmiştir. Bu tür bir zemin oluşumu, bu zemin üzerinde yapılaşma açısından deprem riskleri taşımaktadır. Özellikle Eskişehir Ovası açısından bakıldığında; Eskişehir’de genelde sağlam sayılabilecek tabakalar ancak 20-50 metre arasında derinlikte bulunabilmektedir.

Yer altı suyu

Yapılaşmayı etkileyen zemin özellikleri ve deprem riski açısından dikkate alınması gereken faktörlerden birisi de, Eskişehir’deki yeraltı suyudur. Daha doğrusu yeraltı suyu seviyesinin yüksek olması, bir başka deyişle yüzeye yakın olmasıdır. (Değişik vesilelerle sıklıkla ifade ettiğim üzere; “Eskişehir, bir su kentidir”. Yüzeye yakın zemin suyu, derin yeraltı suyu, Porsuk Çayı ve bağlantıları ile termal maden suyu birlikte bağlantılı bir su sistemi oluşturmaktadırlar.)

Sıklıkla duyduğumuz “zemin sıvılaşması riski” kavramının altındaki oluşturucu faktör, Eskişehir yer altı suyunun yüzeye yakın olmasıdır. Bu konuda inşaat, zemin ve deprem konusundaki bilimsel bilgilere göre; (Eskişehir’de olduğu gibi) yüzeye yakın bölgelerde düzgün kalın kum tabakalarının suya doymuş olması durumunda zeminin taşıma gücü azalmaktadır. Böylece depremin yarattığı fiziksel etkiler, zeminin üzerindeki yapıların yıkılmasına neden olabilmektedir.

Eskişehir kent merkezinin yer aldığı zeminde yaklaşık 3-6 metre arasında yeraltı suyu bulmak mümkün olmaktadır. Yine kentin merkezinde (özellikle Çarşı Camii - Sıcak Sular Bölgesi’nde) sıcak su kaynaklarının bulunması, zemin koşullarını (ve bu zemin üzerindeki yapılaşmayı) taşıma açısından olumsuz etkilemektedir. (Çarşı Camii - Sıcak Sular Bölgesi, insanların olduğu kadar Eskişehir’i karakterize eden değişik fay hatlarının da buluşma noktasıdır.)

Hasar nedenleri

Riskli zeminin, depremde yapıların hasara uğramasında ciddi bir faktör olduğundan yukarıda söz ettim. Şimdi bir depremde çok sayıda ölüm ve yaralanmaya neden olan betonarme yapı hasarlarının nedenlerine değinmek istiyorum. 1999 yılında Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın batı bölümünde gerçekleşen depremlerin incelenmesi aşağıda sayacağım nedenlerin dikkate alınması gerektiği sonucunu vermiştir.

Hasarların ilk nedeni, çerçeve sistemlerde (düşeyde) zayıf kolonların, (yatayda) güçlü kirişlerin bulunması olarak tespit edilmiştir. Bir diğer neden, büyük yer değiştirmeler gösteren asmolen denilen dolgu döşemelerin yarattığı kolon - kiriş sorunlarıdır. Yine kolon ve kirişlere ilişkin donatı sorunları bir başka neden olarak belirlenmiştir. Kalitesiz beton veya kalitesiz çelik kullanımı olarak özetlenebilecek kötü malzeme kullanımı nedenlerden bir diğeridir. İlk katların dayanıksız üretilmesi yapıların hasar görmesinden sorunlardan bir diğeri olarak gözlenmiştir. Özetle; uzun kolon kullanımından kaynaklanan çeşitli hasar nedenleri saptanmıştır. Son olarak; düğüm noktalarındaki yetersizlik ve eksikliklerin hasar nedenleri arasında yer aldığı anlaşılmıştır. Eskişehir’de 1999’daki dizi depremlerden etkilenen toplam 111 ağır hasarlı, 116 orta hasarlı, 431 hafif hasarlı binanın incelenmesinde benzer nedenler gözlenmiştir.

Bitirirken

Eskişehir’in (kamu birimlerinin ve sivil kamuoyunun) 1999’dan bu yana, olası yeni bir depremin muhtemel hasarlarını önleme konusunda ne tür hazırlıklar yaptığını doğrusu, merak ediyorum. Sanırım, bu bilgilenme ihtiyacını gidermek isteyen başka insanlar da vardır.

(Bu yazı için gerekli bilgileri edinmemi sağlayan Anadolu Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Gülgün Yılmaz’a teşekkür ederim.)

Gürcan Banger © 2006 Ana SayfaÖzgeçmişÇalışmalarHaber VarGünün KonusuİletişimBağlantılar

Graphic Design by Round the Bend Wizards

footer image footer image