G ü r c a n B a n g e r
Bilge, üç bakımdan diğer insanlardan ayrılır: Uzaktan
görüldüğünde Konfiçyüs (M.Ö. 551-479) : Çinli filozof |
|
| Ana Sayfa • Özgeçmiş • Çalışmalar • Haber Var • Günün Konusu • İletişim • Bağlantılar | |
Kentsel Dönüşüm ve EskişehirSon zamanlarda “kentsel dönüşüm” kavramını yaygın İstanbul medyasında ve yerel basında sıklıkla duymaya başladık. Bu yazıda bu konuya değinmek istiyorum. Böylece konu üzerine yapılan tartışmaları da daha kolay kavrama olasılığının artacağını umarım.İmar planı İmar planı, İmar Yasası’na göre yapılması gereken fiziki kent planıdır. Bir anlamda kentin ne biçimde gelişip değişeceğinin yol haritasıdır. Nazım imar planı ve uygulama planı olmak üzere iki ayrı tür imar planı vardır. Nazım imar planı, bir kenti oluşturan arazi parçalarının kullanım biçimleri ile bölge tiplerini belirtir, kentin gelecekte alacağı yeni biçimi ifade eder. Uygulama imar planı ise nazım plana bağlı kalarak kent haritaları üzerinde yapı adalarını, bunlara ilişkin yoğunluk ve düzeni, yolları ve imar uygulama programının aşamalarını gösterir. Kentsel dönüşüm Hazırlanan her yeni imar planı, bir kentsel dönüşümün ifadesidir. Örneğin plan üzerinde tarım arazilerinin yapılanmaya açılması bir dönüşüm örneğidir. Yasaların kamuya verdiği yetkiler uyarınca toprak üzerindeki mülkiyet hakları esnetilerek tarım arazilerinin yapılaşmaya (veya genelde imara) uygun parseller olarak düzenlenmesi sağlanır. Özetle; kentsel dönüşümün en basit örneği, imar planları aracılığıyla tarım topraklarının kentsel kullanıma açılmasıdır. Bazı durumlarda üzerinde yapılaşma bulunan bir alanın (kentsel dönüşüm kapsamında) yoğunluk ve düzeninin değiştirilmesi düşünülebilir. Böyle bir durumda söz konusu alan(lar) üzerinde değişik kullanım biçimleri ve mülkiyet türleri bulunduğundan dönüşüm projelerinin çok karmaşık olması muhtemeldir. Eskişehir’in daha önce imara açılmış olan mahalle ve alanlarında var olan durum budur Dönüşümün özellikleri Daha önce imara açılarak üzerinde yapılaşma gerçekleşmiş bir alanda kentsel dönüşümün ilk adımında buradaki mülkiyet sahiplerinin bir araya getirilmesi veya mülkiyetin bir kuruluşça devir alınması gerekir. İkinci adım olarak bu dönüşümü gerçekleştirecek sermayenin oluşup harekete geçmesi beklenir. Özetle; işin bir yanı insanların katılımına bağlı iken diğer yanı dönüşümü sağlayacak olan sermayenin tedarikidir. Dönüşüme uğratılacak alanda bulunan mülkiyet sorununun çözülmesinin en basit yolu, yapıların ve toprağın mülk sahiplerinden satın alınmasıdır. Eğer proje, kamu kurumları tarafından gerçekleştirilecek ise, alanın devlet veya yerel yönetimler tarafından istimlak edilmesi düşünülebilir. Ancak bu işi yapacak kuruluşun finans gücüne, alanın büyüklüğüne ve kentsel ranta göre satın alma veya istimlak seçeneği imkansız denecek ölçüde zor olabilir. Genel olarak Eskişehir’de karşılaştığımız zorlukların başında istimlak bedellerinin (tedarik edilecek sermayenin) veya alanda kent rantının yüksekliği söz konusu olmaktadır. Katılım ve toplumsal rıza Baştaki sermaye ihtiyacını azaltmak için başka yaklaşımlar öngörülebilir. Bunlardan en önemlisi, mülk sahiplerinin örgütlenmesi ve dönüşüm yaklaşımlarına katılmalarıdır. Bu yaklaşım, sosyal ikna mekanizmalarının öne çıkmasını ve toplum içerisinde güven sağlanmasını gerektirmektedir. Çok sayıda kişi ve ailenin katılacağı bir sosyal organizasyonu gerçekleştirmek hiç kolay değildir. Sosyal rızanın sağlanabilmesi için dönüşüm projesinin ekonomik ve çekici olması önemlidir. Özetle; dönüşüm alanındaki kent halkını ikna etmemiş bir projenin başarılı olma şansı çok yüksek değildir. Tarım arazilerinin açılması Eğer yeni tarımsal araziler kent parselleri olarak imar planına dahil edilecekse; burada oluşabilecek sorunlar kent plancılarıyla yöneticilerin vizyonunu ilgilendirir. Yapılacak yanlışlar kentin yanlış yönlere doğru gelişmesine neden olur. Yapılan yanlışlar ileride yapılacak planların bazı sıkıntılarla karşılaşmasını beraberinde getirir. Eskişehir’in önceki dönemlerdeki plansız veya kişisel ranta (biraz daha ileri giderek, feodal ilişkilere) dayalı gelişiminin bizi getirdiği nokta budur. Hava üssü yönündeki tıkanma, tarım topraklarının yapılaşma için kullanılması (ve benzerleri) Eskişehir’in geçmişte yaptığı imar hatalarının bugün ulaştığı noktadır. Yapılaşmış alanlar Kentsel dönüşümün sorun yaratan modellerinden bir diğeri, daha önce yapılaşma gerçekleşmiş olan alanların yoğunluk ve kullanım açısından yeniden düzenlenmesidir. Odunpazarı Belediyesi’nin “Kentsel Dönüşüm” adı altında gündeme getirdiği proje, bu tür bir modeldir. Yoğunluk ve kullanım düzenlemesi temelinde oluşan kentsel düzenleme, o alanda yaşamakta olan insanların yaşamlarını etkileyeceğinden projede sosyal rızanın oluşması son derece önemlidir. İnsanların proje konusunda ikna olmamaları durumunda ciddi uzlaşmazlıklar oluşması son derece olağandır. Ne yazık ki, Eskişehir’de iknaya, sosyal rızaya ve uzlaşmaya dayalı kentsel projecilik anlayışı gelişmemiştir. Bugüne kadar Eskişehir halkının rızası alınarak gerçekleştirilen ne bir imar planı ne de bir kent ölçeğinde proje hatırlıyorum. Anlaşılan kent ölçeğinde katılım ve paylaşım henüz bizim gündemimize girebilmiş değil. Bunun kentin sivilleşme düzeyi ile de çok yakından ilgili olduğunu düşünüyorum. Sosyal rıza ve örgütlenme Yapılaşmış bir alanda uygulanacak olan kentsel dönüşüm projesi, her şeyden önce bir örgütlenme konusudur. Gerçekten de konunun en zor yanlarından birisi budur. Daha önce sözünü ettiğim gibi, projenin başarı ile tamamlanabilmesi için dönüşüm sonunda alandaki yapılarda yaşayanların bir ekonomik avantaj elde edeceklerine ikna olmaları gerekmektedir. Bu avantaja genel özelliklerini dikkate alarak 'proje çekiciliği' ismini verebiliriz. Proje çekiciliği Bir kentsel dönüşüm projesinin çekiciliğini etkileyen bazı göstergelerden söz edebiliriz. Örneğin dönüşüme konu olan arazi üzerinde iş alanlarının ne biçimde düzenleneceği ve kullanılacağı önemli bir noktadır. İkinci faktör olarak arazi ve yapı sahiplerine ne oranda (kat sayısı, arsa kullanım oranı gibi) yapılaşma hakkı verileceği de çok önemlidir. Tabii ki, dönüşüm yapılan alanın kentin diğer bölgeleriyle bağlantısı da bir faktör olarak dikkate alınacaktır. Ayrıca dönüşüm sonrası alanın, kentin diğer bölgelerine göre değeri ve kentsel kredisi yurttaşların davranış modellerine etki edecektir. Eskişehir’in imarı üzerinde etkili olan kent yöneticilerinin, kentin öncelikli sahiplerinin burada yaşayan yurttaşlar olduğunu ve onların birincil önemde söz hakları olduğunu hatırlamalarının zamanı gelmiş geçmektedir. Halkın sosyal rızasını ve katılımını içermeyen bir kentsel dönüşüm projesinin başarılı olma şansı yoktur. Kentsel dönüşüm ve kaliteli yerleşim Eskişehir’in yerleşme açısından büyüme biçiminin yağ damlası modeli olduğu bilinir. Bir başka deyişle, Eskişehir kenti, merkezden dışa doğru bir yağ damlasının yayıldığı gibi açılmaktadır. Merkezdeki sıkışıklık, dışa doğru açılmanın yakın döneme kadar planlı olmaması, Eskişehir’in imarının pek de planlı, programlı olmadığı izlenimi yaratmaktadır. Eskişehir’in yerleşim tarihi ile ilgili yaptığım araştırmalar, bu bölgenin kuruluş döneminde (özellikle 11’inci yüzyılda) özellikle o günün savaş koşulları nedeniyle planlı bir yerleşime konu olmadığını gösteriyor. Bugünkü merkezde sıkışık yerleşimin tarihsel köklerini son bin yılda arayıp bulmak mümkün. 20’nci yüzyılın ilk yarısında nüfusun azlığı ve sosyal yaşamın kısıtlılığı nedeniyle fazla hissedilmeyen kentleşme sorunları, bugünün yeni sorunlarına neden olmuş gibi görünüyor. İşin ilginci, çağın çözümlerinden birisi olarak sunulan Estram projesinin de kentin merkezdeki sıkışıklığına yeni sorunlar ilave etmesi bir garip durumdur. Özetle; Eskişehir’in yerleşim açısından akılcı ve geleceğe doğru bakan yaklaşımlara ihtiyacı olduğu kanaatindeyim. Kaliteli yerleşim Bir kaç gündür sözünü ettiğim kentsel dönüşümün altındaki ana fikir, kentte yaşayan insanlara kaliteli yerleşim imkanları sunabilmektir. Bir yerleşimin kaliteli ve iyi olarak değerlendirilebilmesi için ise bazı ölçütler vardır. Bu ölçütlerden birincisi yaşama uygunluktur. Bu bağlamda sağlıklı içme suyundan sürekliliği olan enerjiye, çöplerin sorunsuz olarak kaldırılmasından çevrenin hijyen koşullarının sağlanmasına kadar olan değişik konular düşünülmelidir. Eskişehir’de yaşadığınız semtin ve sokağın yaşama uygunluğunu bu göstergeler açısından düşünebilirsiniz. İkinci ölçüt, yerleşimin kullanım amacına uygunluğudur. Eğer aşırı gürültü yapan uçakların kalkıp indiği bir havaalanı ile insanların yaşadığı konutlar yan yana iseler burada bir kullanım sorunu olduğunu düşünebiliriz. Bu bağlamda trafik sorunları, özürlülerin kullanımlarına kolaylıklar, çevresel hijyen sorunları gibi başka ilgili konulardan da söz edebiliriz. Bir diğer iyi yerleşim ölçütü, bugünlerde çok fazla hissetmeye başladığımız erişilebilirliktir. Ulaşım, haberleşme gibi kentsel kolaylıkları bu ölçüte bağlı olarak düşünmeliyiz. Bizim kent geleneğimizde olmayan bir kriter ise, kentin burada yaşayan insanlar tarafından denetlenmesidir. Kentin yurttaşlar tarafından değişik mekanizmalarla denetlenebilmesi fikri, halkın yönetime katılması anlayışının farklı bir yorumudur. Bu tür çağdaş yaklaşımları Eskişehir’de görebileceğimizi ummaktan ötesi elden gelmiyor şimdilik. Eskişehir, çok değişik yörelerden insanların bir arada yaşadığı kozmopolit özellikleri giderek artan bir kenttir. Üniversitelerin bu gelişimde önemli katkıları olmaktadır. Bu özellik bir kent için başka bir göstergeyi işaret etmektedir. O da kentin değişik (etnik, kültürel, dini) kimliklere eşit yaşama hakkı verebilmesidir. Tabii ki, son olarak ama önemli bir kriter olarak kaliteli kent yaşamının sürdürülebilir olmasından da söz etmeliyiz. İnsanlar o kentte yaşarken kendilerini hem ruhsal ve sosyal olarak, hem de ekonomik olarak geliştirme olanaklarına sahip olmalıdırlar. Özetle; kentsel dönüşümü düşünürken, planlarken bu ölçütleri dikkate almamız gerektiğini hatırlatmak istedim. Kentsel dönüşüm Bildiğiniz gibi; kentsel dönüşüm, öncelikle yeni arazilerin yerleşim ve kullanım adaları olarak kente katılması demektir. İkincisi; üzerinde yapılaşma veya başka tür kullanım bulunan kent alanlarının yararlanma, düzen ve yoğunluk biçimlerinin değiştirilmesidir. Kent, vazgeçilmez biçimde kentte yaşayan insanlara aittir. Bu nedenle kentsel dönüşüm projelerinin öncelikle kentli yurttaşları ne biçimde etkileyeceğini dikkate alması gerekir. Bu özeni doğru kavramak için ise, kentte yaşayan yurttaşların “kentli hakları” olarak bilinen bazı hak ve özgürlükler konusunda bilgili olması zorunludur. Kentli hakları Yurttaşlar, kendilerini geliştirmeye açık, kendilerinin ve ailelerinin refahını artırıp kişiliklerini geliştirmeye olanak tanıyan bir kent ortamında yaşamayı hak ederler. Yurttaşlar suça, her türlü saldırıya karşı koruma ve güvenlik önlemleri alınmış bir kentte yaşama hakkına sahip olmalıdırlar. Yurttaşlar hava, su, gıda kirlenmeleri ile gürültüye karşı tedbirlerle korunmuş, yaşam ve çevre (ekoloji) dengeleri zedelenmemiş, hijyen koşulları sağlanmış bir kentte yaşama hakkına sahiptirler. Yurttaşların kendi ekonomik ve sosyal girişimlerini başarı ile sürdürebilmeleri için gerekli kentsel altyapıya sahip olma hakları vardır. Yurttaşlar kent içinde erişilebilir mesafelerde yeterli çeşitlilikte mal ve hizmetlerden seçerek yararlanma hakkına sahiptir. Yurttaşlar (yapılan gerekli düzenlemelerle) kentte uygun yeterlikte çalışma (istihdam) olanak ve güvencesine sahip olma, bu vesile ile ekonomik gelişmeden pay alma ve ekonomik güvencelerini sürdürülebilir kılma haklarına sahip olabilmelidirler. Bir kent, özürlülerin özel durumlarını, hak ve özgürlüklerini dikkate alan niteliklere sahip olmalıdır. Kent, her şeyden önce “kent kültürü” demektir. Bu nedenle yurttaşlar demokratik bir ortamda çoğulcu bir kent kültürünü edinebilme, var olan kültürlerini sürdürebilme olanak ve fırsatlarına sahip olmalıdırlar. Kentin, değişik kültürleri kent ortamı içinde (kendi seçimlerini de bağlı olarak) yaşatabilme imkanları ile donatılmış olmalıdır. Yurttaşlar oturulan kente bağlılık duyabilecekleri (kendilerini hemşehri sayabilecekleri), onu diğerlerinden ayıran kimlik özelliklerine sahip bir kentte yaşama hakkına sahiptirler. Bir kent, tarihi, kültürü ile farklılaşır. Kentleri birbirinden ayıran beton yığınları değildir. Bu nedenle, yurttaşların tarihsel mirasın korunduğu, geçmişle bağların uygun biçimde sürdürüldüğü, kaliteli mimarlık değerlerinin bulunduğu ve yenileri ile zenginleştirildiği bir kentte yaşama hakkına sahiptirler. Yukarıda mimarlıktan söz etmişken kaliteli konut konusunu da hatırlamak gerekir. Yurttaşlar, uygun ödeme ve güvence koşulları ile konut edinilebilen, insanca kiralama koşullarına sahip olan, özel yaşamın gizliliğini koruyan bir kentte yaşama hakkına sahip olmalıdırlar. Belki sonuncusu değil ama son olarak şunu da belirtmeliyim. Yurttaşlar bir kentte maç izlemekten öte, spor yapma olanaklarına sahip olmalıdırlar. |
|
| Gürcan Banger © 2006 |
Ana Sayfa •
Özgeçmiş •
Çalışmalar •
Haber Var •
Günün Konusu •
İletişim •
Bağlantılar
Graphic Design by Round the Bend Wizards |
|
|
|