G ü r c a n   B a n g e r

Meksika'da bekâr erkek, gitar çalmayı bilmeyen erkektir.

Lillian Day (1893 -1991) : Amerikalı oyun yazarı

Projeyi Kim Öder?

Şu temsili demokrasi bir tuhaf ki, sormayın gitsin! 4-5 yılda bir gidiyoruz sandık başına; o sıra bize “şirin” görünen (parti veya kişi) adaylardan birisine basıyoruz mührü, veriyoruz oyu; bir sonraki seçime kadar ardını arkasını araştırmak aklımıza bile gelmiyor. Bunun da adı demokrasi oluyor.

Vekil, asilden önde

Bir kişi veya partinin yönetime aday olması, halka “ben senin malını mülkünü senin adına yönetmeye, bu amaçla sana hizmet etmeye adayım” demektir. Bir başka deyişle; yurttaşa “parasını senin ödediğin hizmetleri yerine getireceğim, senin paran ve zamanınla senin için bazı projeler, yatırımlar yapacağım” demektir. Sonuçta, seçtiğimiz insanların bize ait olan kaynakları yönetirken onları izlemememiz, seçilmiş yöneticilerce halkın denetiminin önünün tıkanması çok “ilginç” bir durum!

Yerel yönetimler

Genel olarak yerel yönetimlerde özel olarak belediyelerde durum, yukarıda anlattığımdan pek farklı değil. Bir belediyenin her projesi, yaptığı her hizmet (kaynağı ister merkezden gelsin, ister yerelden tedarik edilsin) parası halk tarafından ödenen bir iştir. Bu nedenle halk kendini temsilen bazı kişileri seçmiş olsa bile, kendi kaynaklarının kullanımı konusunda söz ve hak sahibi olmalıdır. Bu olgunun adı halkın katılımıdır.

Eğer bir kentte yaşayan yurttaşların önemli bir bölümünün etkileneceği bir proje söz konusu ise bu projenin karar sürecine halkın katılımı kaçınılmazdır. Halkın karar süreçlerine katılabilmesi için Dünya deneyiminde geliştirilmiş pek çok yaklaşım, yöntem ve teknik var. Kent meclisleri, kent kurultayları, proje karar kurulları, değişik türde toplumsal konseyler, yerel proje grupları bunlardan sadece bir kaçı. Önemli olan, bu konuda halkın ilgili, yönetimin niyetli olması.

Sorumluluk

Halkın yönetime katılması ve yönetimi denetlemesi ile ilgili iki kavram daha var: Mali sorumluluk ve sosyal sorumluluk. Mali sorumluluk anlayışı, yerel yönetimler gibi ekonomik yönü olan birimlerin hak ve yükümlülüklerinin saydamlığı ilkesine dayanır. Sosyal sorumluluk ise ekonomik süreçte yer alan herkesin üretilen mal ve hizmetlerin yararlarından adil biçimde yararlanmasını ifade eder.

Diğer kamu kurum ve kuruluşları yanında yerel yönetimlerin de denetlenebilmesi için Sayıştay isimli kurum görevlendirilmiştir. Kamusal anlamda mali sorumluluğun (mali sayışabilirliğin) denetimi Sayıştay tarafından yerine getirilmektedir. Ama bir kent öncelikle orada yaşayan yurttaşlara aittir. Halkın parasıyla yapılan her proje, halk tarafından ödenmekte ve halkı doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle başta belediyeler olmak üzere yerel yönetimlerin mali olarak denetlenebilmeleri için yeni sivil katılım mekanizmalarına (sivil hakemlik ve denetim modellerine) gerek vardır.

Eskişehir

Yukarıda sözünü ettiğim katılım ve denetim ihtiyaçlarına bir sayısal olgu ile devam etmek istiyorum. DPT’nin 2003 yılı değerleriyle Eskişehir, Türkiye’de kişi başına belediye hizmetlerinin en pahalı olduğu 6’ncı ildir. Söz konusu maliyet tutarı, yaklaşık olarak İzmir’e eşittir. Denizli, Kayseri ve Konya’dan ise çok yüksektir.

Anlaşılan odur ki, 2003 sonrası yılların değerleri açıklandığında; Eskişehir’de her kentlinin ödemek zorunda olacağı tutarın daha yükselmiş olduğunu göreceğiz. Bu durumu, “hizmet almak isteyen parayı öder” olarak açıklayamayız; çünkü yerel yönetim hizmetlerini çok daha ucuza mal eden yurt içi ve yurt dışı örnekler var.

Özetle; kentli yurttaşların artık “projem var” diyene “kim ve nasıl ödeyecek” diye sormalarının zamanı gelmiştir. Kent projeleri, önümüzdeki dönemlerde “Karaman’ın koyunu, sonra çıkar oyunu” olmamalıdır.

Gürcan Banger © 2006 Ana SayfaÖzgeçmişÇalışmalarHaber VarGünün KonusuİletişimBağlantılar

Graphic Design by Round the Bend Wizards

footer image footer image