G ü r c a n B a n g e r
Bilge, üç bakımdan diğer insanlardan ayrılır: Uzaktan
görüldüğünde Konfiçyüs (M.Ö. 551-479) : Çinli filozof |
|
| Ana Sayfa • Özgeçmiş • Çalışmalar • Haber Var • Günün Konusu • İletişim • Bağlantılar | |
Sermaye Birikimi ve EskişehirYerelliği ve bölgeselliği ele alan yaklaşımlar bazen tehlikelidir. Kişiyi kolayca küresel olandan uzaklaştırır. Yerel yönelimleri dikkate alırken aşırıya kaçmak, adeta ağaçlar yüzünden ormanı görmemek gibidir. Özel olanla ilgilenirken genel olan gözden kaçar. Bu yazıda Eskişehir’e sermaye birikim süreçleri açısından bakmayı denerken kimi akıl gezintileri yapmak istiyorum. Böylece genel yönelimlerin yerele nasıl yansıdığını tartışmayı deneyeceğim.Küresel sermaye 1970’li yıllarla birlikte küresel sermaye gerçeğini daha net kavradık. Bu süreç (küresel sermayenin gelişimi), 1980’den sonra başta İstanbul olmak üzere Türkiye’de kent yerleşimlerini de etkilemeye başladı. Türkiye ekonomisinin büyük paydaşının İstanbul olduğunu ve İstanbul’daki hareketlerin tüm kentsel ekonomileri etkilediğini düşünürsek, Eskişehir gibi Anadolu kentlerinin etkilenmesine şaşırmamak gerekir. 1980’ler itibarıyla İstanbul, küresel sermayenin Türkiye’ye giriş kapısı oldu. Bu tarihten başlayarak Anadolu kentlerinin İstanbul’a olan bağımlılığı, uluslararası sermayeye eklemlendi. Ama hemen bu görünümün düne ait olduğunu ve yakın gelecekte bu görüntünün belli oranda değişeceğini söylemeliyim. Yakın vadede uluslararası sermayenin pivot ayağı İstanbul’da kalmak üzere Eskişehir’in de aralarında bulunduğu bazı illerde doğrudan yerleşeceği ve yapılanacağı düşüncesindeyim. Kent sistemi Kent bileşenleriyle, ilişkileriyle bir sistemdir. Kentsel sistemin değişik düzlemlerden oluştuğunu söyleyebiliriz. Örneğin kentin ekonomik, siyasal ve ideolojik düzlemlerin bir bileşimi olduğundan söz edebiliriz. Bu düzlemlerin özellikleri ve kalitesi, özelde kentsel mekânı, genelde kent sistemini belirler. Silik ve niteliksiz düzlemler, kalitesiz bir kent oluşturur. Eskişehir’in mekânsal büyümesinin bir yağ damlası modeli olduğu uzmanlarca bilinir. Yağ damlası modeli, kendiliğinden (plansız, programsız, vizyonsuz) gelişmenin önemli göstergelerinden birisidir. Bence bu gösterge, kenti oluşturan düzlemlerin kalitesizliğinin bileşkesinden başka bir şey değildir. Bu üç kalitesiz düzlemin oluşturduğu kentsel mekân ve kentsel sistemin kaliteli olmasını beklemek hayalcilikten bile ötedir. Tüketim kenti Kentsel sistemin oluşumunda ekonomik düzlemin önemli ve etkin bir belirleyiciliği vardır. Kentlerin varoluş nedenlerinin başında tarım dışı üretim gelir. Özetle; ekonomik düzlemin asli unsuru üretimdir. Fakat kapitalizmin ilerleyen aşamalarında kentler, üretim mekânları olmaktan çıkarak tüketim mekânları olmaya başlıyorlar. Eğer söz konusu kentin üretim yapısı sağlam ve sağlıklı ise kapitalist tüketim sürecinin yükünü daha kolay karşılayabiliyor. Değişen manzara Kentlerin gelişmesi ile birlikte sanayi üretimi öne çıkarken kırsal alanlardaki atıl işgücünü sanayi sektörlerine çektiği bilinir. Son yıllarda sanayi yanında hizmetler sektörünün de önemi artmıştır. Hizmetler sektörünün Eskişehir gibi ekonomilerde yerine getirdiği işlevlerden birisi, sanayinin tüketemediği işgücü fazlasını gizli işsizlik biçiminde içine almak, emmektir. Kentlerin gelişmişlik sırası, üretimin ne kadarının o kentte yapıldığının da bir göstergesidir. Kapitalizmin gelişmesi ile birlikte bazı kentlere üretim pastasından daha az pay düşmektedir. Üretim pastasının azalması ile kent, bir üretim merkezi olmaktan çıkıp bir tüketim mekânı haline dönüşmektedir. Benim Eskişehir’de gördüğüm manzara da budur. Eskişehir sanayisinin yakından incelenmesi, kentin müşteri sadakati yaratan (vazgeçilmez) bir ürünü olmadığını, ancak başka kentlerde üretilen pastaya katkılarda bulunduğunu göstermektedir. Yan sanayi olarak nitelenebilecek tüm sektörler için durum budur. Tekstilde Çin’in ucuz işgücü ile bir seçenek yaratması gibi ülkedeki başka kentlerin daha uygun seçenekler yaratması durumunda Eskişehir ciddi kayıplara uğrayacaktır. Teşvik Yasası’nın yarattığı tehdit bunlardan birisidir. Bölgesel kalkınmada merkez il olma şansını yitirmemizin önemi buradadır. Tüketim kenti olmak Önümüzdeki dönemde (ulusal ve ilerleyen zamanda küresel) büyük konut üretim firmalarının Eskişehir’i “mesken tutacakları” anlaşılmaktadır. Gerçekten tüketim kenti olma eğilimi gösteren yörelerde gözlenen yönelimlerden birisi, yeni kent bölgelerinin (konut alanlarının) oluşmasıdır. Tüketim için gerekli olan altyapının oluşması, uzun vadeli kredilerle konut sahibi olma süreçlerinden geçmektedir. Tüketim kenti olma yöneliminin bir diğer göstergesi ise bu tüketimin yapılmasını sağlayacak olan yeni mekânizmaların gelişmesidir. İki yabancı ortaklı hipermarketin (sermaye grubunun) Eskişehir’i seçmeleri bunların fiiliyata geçtiğini göstermektedir. Anlaşılan, daha önce Eskişehir’in kaynaklarını İstanbul üzerinden elde eden küresel sermaye, bu kez kendisi Eskişehir’e gelerek kaynak transferini (yurtdışına) doğrudan yapacaklardır. (Bunun siyasal adını koymayı size bırakıyorum.) Sermaye birikimi Görünen o ki, şu ana kadar olup bitenin dışında Eskişehir’de (olağan sınai ve ticari yollarla) sermaye birikimi olmayacak. Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki devlet eliyle sermayedar yaratma girişimini andıran (başlangıçta benim de çok emek verdiğim) “güçbirliği ile sermaye ve girişimci yaratma” hayalimiz de vizyonsuzluktan gerçekleşmeyecek. Ama bu arada önemli bir gelişmeyi gözden kaçırmamak gerek. Kapitalist gelişme ilerledikçe kentsel mekân da bir sermaye haline dönüşüyor. Bu nedenle kentsel mekânın, değişik tür ve boydan “kent vandallarının” saldırısına uğramaya başlaması son derece olağan. (Mecazi olarak; burada “vandal” sözcüğünün “kültür ve sanat eserlerini yıkan, tarihi geçmişe değer vermeyen, para hırsıyla talan eğilimleri yüksek, cahil ve acımasız kişi veya kuruluş” anlamında kullanıldığını belirteyim.) Kent toprak ve mekânlarının talan edilmesi sürecinin odağında daima siyaset var. Eskişehir’de kimi kamu arazi ve mekânlarının gerek özelleştirme gerekse ihaleler yoluyla talan edilme eğilimlerinin altında (sağ-sol ayırmadan) siyasetten güç alan “yeni kent vandalizminin” olduğundan hiç kuşkum yok. Anlaşılan, Eskişehir’de kapitalist sermaye birikimi kent mekânının talan edilmesiyle oluşum sürecine girmek üzeredir. Beklendiği gibi; ilerleyen dönemde kent mekânı, üretim yapılan bir alan olmaktan çıkarak (her an daha çok tüketim merkezi olan) mekânın bizzat kendisinin bir değerli meta olduğu biçime dönüşmekte. Eskişehir’in kent merkezindeki aşırı yoğunlaşmanın ve rant artışının arkasındaki sosyal ve ekonomik gerçek budur. Bu süreçte yeni yaşam mekânları geliştirerek kent rantını düşürme görevinin yerel yönetimlere düşmesine rağmen buradaki kimi “vizyoner” yöneticilerin (yerel paydaşlarıyla birlikte) öncelikle kendilerinin ranttan pay alma derdine düştüklerini gözlüyoruz. Deyim yerindeyse; “kapitalist zaman”, akması gerektiği gibi talan ruhuyla akarak kentin sermaye birikimi sorununun çözümüne geleneksel vandal damgasını vuruyor. Merkezdeki rant düşmeli Eskişehir’in acil sorunlarından birisinin kent merkezindeki aşırı kentsel rant birikiminden kurtulmak olduğunu düşünüyorum. Tabii ki, bununla, kentin başka bölgelerinde yeni yatak-kentler (otel-kentler) oluşmasını önermiyorum. Akşam / gece uyumak için gidilen, sabah tekrar merkezdeki iş alanlarına doğru “akınlar” düzenlenen yatak-kentlerin son derece yanlış uygulamalar olduğu fikrindeyim. Bence ticaret, hizmet ve konut alanlarıyla yeni (çok fonksiyonlu tümleşik) alt-kentler oluşturmanın zamanı gelmiş de geçmektedir. Eskişehir’in kentsel dönüşüm vizyonu, merkezi açarak çevrede alt-kentleşme olmalıdır. Kent merkezinin bu biçimde kullanılmaya devam etmesi, yerel hizmet birim maliyetini daha fazla artırmaktan (kentin yükünü artırmaktan) başka bir amaca hizmet etmez. Sanırım; kentin gerçek anlamda sahibi yok. Ne sivil, ne demokratik ne de başka bir biçimde... Demokrasi, hak, hukuk gibi soyut kavramlarla mangalda kül bırakmayanlar kent merkezinin talan edilmesini yurttaşa hizmet sanıyorlar. Gele gele; bir dönem Şeker Fabrikası’nın karşısındaki yeşil alanı kamu adına savunan anlayıştan çok gerilere düşmüş, rant beklentileri içinde bir Eskişehir toplumuna vardık. Galiba bu kentte Hz. Ali cesaretine ve Hz. Ömer adaletine sahip olmak kolay değil. |
|
| Gürcan Banger © 2006 |
Ana Sayfa •
Özgeçmiş •
Çalışmalar •
Haber Var •
Günün Konusu •
İletişim •
Bağlantılar
Graphic Design by Round the Bend Wizards |
|
|
|