G ü r c a n B a n g e r
Bilge, üç bakımdan diğer insanlardan ayrılır: Uzaktan
görüldüğünde Konfiçyüs (M.Ö. 551-479) : Çinli filozof |
|
| Ana Sayfa • Özgeçmiş • Çalışmalar • Haber Var • Günün Konusu • İletişim • Bağlantılar | |
Kenti TasarlamakEskişehir Odunpazarı’ndaki geleneksel yerleşmenin seçimi ile ilgili bir hikaye anlatılır. Ayrıntıları yanlış hatırlıyor olabilirim ama sanırım şöyle bir şeydi. Yerleşmek üzere bu yöreye gelenler Odunpazarı’na ve Porsuk kıyısına ağaç dalına birer kaz asarlar. Odunpazarı’ndaki kazın daha geç bozulması (çürümesi) üzerine bu bölgeye yerleşmeye karar verirler.Hikayenin doğruluğu konusunda kanıt bulmak kolay değil. Ama en azından yerleşimin bir mantığa dayandırılması açısından anlamlı. Bizim yerleşim geleneğimizden daha çok kendiliğindenlik hakimdir. Çoğu zaman kent kendi kendine büyür. Kentsel dönüşüm ise ancak doğal afetlerle gerçekleşir. Anadolu’daki pek çok kentin dönüşüm hikayesinin ardında depremler, yangınlar ve sel felaketleri vardır. Bu tarzımızı hâlâ sürdürdüğümüzün farkındasınızdır. Aslına bakarsanız sadece kentleşme (kentsel dönüşüm) konusunda değil, bu kaderciliğimiz. İnşaat kalitesini de doğal afetlerle test ediyoruz. Yıkılmazsa kaliteli, yıkılırsa bozuk ve çürük. Özetle; felaketlere endeksli bir yaşam modelimiz var. Bir felaket oluşmadan “doğru” yolu bulmamız mümkün olamıyor. Sözün kısası kentleşme anlayışımız bunca yıldır (ki bu da yaklaşık bin yıl demek) sel, yangın, deprem ve savaş gibi doğal ve sosyal felaketlere göre yön bulmuş. Kentleşme deyince, bundan sadece konutları değil; aynı zamanda alt yapı sistemlerini de kastediyorum: Su şebekeleri, elektrik dağıtımı, doğal gaz sistemleri, karayolları vb. Kentleşme konusunda ikinci büyük ve geleneksel engelimiz, daima kötü yerel yönetimlerin yapılanması olmuş. Pek çok dönemde yerel yönetimlerdeki zayıflıklar doğrudan kentin yapılanmasına ve dönüşümüne yansımış. Yerel yönetimlerin siyasetten ve rantiye ilişkilerden etkilenmesi kurumsallaşmasını önlemiş. Her gelen kendi döneminde kendi yandaş ve paydaşlarına bazı avantajlar dağıtmış, belediyeler her dönem seçimi kazanan parti ve grubun çıkarlarına göre yönlenmiş; sonuçta söz konusu kent de plansız, programsız abuk bir yönde büyümüş. Plansız, programsız dediğime bakıp yanlış bir kanıya kapılmayın. Her dönemde kağıt üzerinde plan adı altında yazı ve çiziye dökülmüş dokümanlar vardır. Tabii ki plan içeriği ve kalitesi tartışılabilir. Ama sonuçta uygulamanın kimin yararına işlediğine dikkat etmek gerekir. Yerel yönetimin kurumsal tutarlılık ve kalite unsurlarına bakmak gerekir. Türkiye’de günümüzde yaşanan kentleşme sorunlarının büyük çoğunluğu geçmişten devir alınan olumsuzluklardır. Ama yerel yöneticilerin bir kent vizyonuna sahip olamamalarının da bu sorunların varlığında ve sürekliliğinde ciddi katkıları vardır. Doğrusu; bugünkü görünüm, bana kentin geleceğinin hâlâ sağlıklı bir vizyona oturmadığı konusunda ciddi ipuçları veriyor. Kentin hızlı büyümesiyle birlikte kentin doğru bir gelişme çizgisine de oturtulması gittikçe zorlaşıyor. Önümüzdeki yıllarda bu kentte yaşamaya devam edenler, oluşacak sonuçları yaşarak görecekler. |
|
| Gürcan Banger © 2006 |
Ana Sayfa •
Özgeçmiş •
Çalışmalar •
Haber Var •
Günün Konusu •
İletişim •
Bağlantılar
Graphic Design by Round the Bend Wizards |
|
|
|