G ü r c a n B a n g e rGözden ırak olan, gönülden de ırak olur. Türk atasözü |
|
| Ana Sayfa • Özgeçmiş • Çalışmalar • Haber Var • Günün Konusu • İletişim • Bağlantılar | |
Eskişehir’de Sanayi Nereye?Bu yazıda; Temmuz 2005 başında Eskişehir Sanayi Odası (ESO) tarafından düzenlenen “Eskişehir Sanayisinin Geleceği” konulu Abant Arama Toplantısı’nda (AAT) gündeme gelen bazı noktalardan dikkatimi çekenleri tartışmak istiyorum.Çalışmada ilk yaklaşım, 2010 yılına doğru Eskişehir sanayisini etkileyen uzak ve yakın çevrenin analiz edilmesi biçiminde oldu. Uzak çevre analizinde ekonomik, teknolojik, sosyo-kültürel, demografik (nüfus) ve politik / hukuksal etkileri göz önünde bulundurduk. Yakın çevre analizini ise pazar, rakipler, müşteriler ve tedarikçiler üzerine kurguladık. Oldukça ilginç saptamalar yaptık. Çevre analizinde elde edilen sonuçları, ekonomiden başlayarak değerlendirmek isterim. Bulgulardan bir tanesi, cari açığın büyüyeceği yönünde idi. Bir başka deyişle; dış ticaret dengesinin ithalat lehine fazla vereceği “kehanetinde” bulunduk. Latife olsun diye kehanet diyorum ama bunu sanayicilerin ekonomik izlenimi olarak anlamak gerekir. Büyüyen cari açığın, ekonomi üzerinde olumsuz başka yan sonuçları olacağını kestirmek pek zor olmasa gerek. Birkaç ayrı kalem halinde tespit edilmekle birlikte, birbirleri ile ilintili bazı analiz sonuçları şöyleydi: 1- Ucuz emeğe dayalı üretim bitecek; 2- Kar marjları düşecek.. Anlaşılıyor ki, ucuz ve niteliksiz işgücüne dayalı olarak pazarda yer alabilmek artık mümkün değildir. Ucuz emek üzerine kurgulanmış yüksek kâr oranları önümüzde uzayan yeni dönemde mümkün olmayacaktır. Sanayi sektörlerinin ortalama kâr marjlarının düşmesi, bu açığın başka unsurlar tarafından kapatılıp kapatılamayacağı sorusunu gündeme getiriyor. Sanırım, bunun cevabı görece daha ileri teknoloji, bilgi birikimi ve verimlilik olarak bulunacaktır. Basit olarak söylersek; sanayi, banka kredisi demektir. Kredisiz bir iklimde sanayinin soluk alması mümkün değildir. Önümüzdeki dönemde kredi faizlerinin düşeceğinin ve vadelerin uzayacağının olarak tespit edilmesi (öngörülmesi), sanayici için yeni gelişme fırsatları ve teknolojik dönüşüm olasılıkları yaratmaktadır. Dolayısıyla pazar bulunabildiği takdirde üretim hacmini genişletmek, yeni ürün çeşitlendirmesini sağlamak ve bu arada teknolojik dönüşümü sağlamak mümkün olabilir. (Tabii, devletin sanayi sektörlerine yeni prangalar takmadığını varsayarsak…) Eskişehir’deki kobi büyüklüklerini de dikkate alarak, ciddi bir tehdit kapıda gibi gözüküyor. Arama konferansının çevre analiz bölümünün en net sonuçlarından birisi, yakın ve orta dönemde artan rekabet ile birlikte firma kapanmalarının artacağı yönünde idi. Farklı çalışma grupları tarafından aynı sonuca ulaşılması, bu tehdidin sanayiciler ve uzmanlar tarafından paylaşıldığını gösteriyor. Öyle anlaşılıyor ki; rakip ve müşteri algılamalarını, teknolojik düzeyini ve verimliliğini dönüştüremeyen pek çok küçük ve orta ölçekli sanayi şirketi yok olma / batma korkusu ile karşı karşıya gelecek. Şirket kapanmalarına ve işgücüne dayalı üretimden teknolojiye dayalı üretime geçilmesine bağlı olarak (tabii ki başka faktörlerin de etkisiyle) gelir dağılımının bugünküne oranla daha fazla bozulması beklenen sonuçlardan bir diğeri olacak. BRIC olarak kısaltılan Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin gibi ülkelerin genelde Türkiye, özelde Eskişehir için ciddi bir tehdit olmayı büyüyerek sürdürdüğüne katılmayan kalmadı gibi. Bu ülkelerle savaşmak için daha ciddi silahlara ihtiyacımız var. Üretim ve teknoloji Bu bölümde uzak ve yakın çevre analizinde üretim ve teknoloji konularına değineceğim. Çalışma sonuçlarından anlaşılıyor ki, Eskişehir sanayisinin ivedilikle katma değeri yüksek ürünlere geçmesi gerekiyor. Sanayinin yeni dönemde ihtiyaç duyacağı (az ama öz) kaliteli elemanı elinde tutabilmesi için görece daha iyi ücretler vermesi bir zorunluluk. Bu ücretleri kolayca karşılayabilmek için de getirisi ve katma değeri yüksek ürün karmalarına (yeni ürün çeşitlemelerine) ihtiyaç var. 2010’a uzayan yeni dönemde araştırma ve geliştirme (ar-ge) giderlerinde ciddi artışlar beklendiği anlaşılıyor. Gerçekten alt yapı ve ar-ge olarak teknolojik değişime ayak uyduramayan firmaların ayakta durmasının zor olduğu anlaşılıyor. Bir başka deyişle; daha önce değindiğimiz, kobi türünde pek çok firmanın kapanma tehdidi ile karşılaşmasını, (bir bakıma) teknolojik dönüşüm ve birikimi sağlayamamaları durumunda ortaya çıkacak bir durum olarak görmek gerekir. Eskişehir’in hâlen bazı öncü sektörlere sahip olduğu, bazılarının ise hızla gelişmekte bulunduğu dikkat çekiyor. Makine imalat, metal işleme, havacılık, seramik ve yazılım endüstrilerinde önümüzdeki dönemde Eskişehir için ciddi fırsatlar olduğu görünüyor. Bunlar arasında her alt endüstriyel sektörün ve her firmanın vazgeçilmez unsurlarından birisi haline gelmesi beklenen bilgisayar yazılımın üretiminde ciddi gelişmeler gözlenebilir. Eskişehir sanayisinin var olan yapısal incelemesi bize bazı ipuçları veriyor: 1- Eskişehir’de sanayi alt sektörlerinde Dünya’daki değişimleri dikkatle izleyip uygulayan şirketler bulunmakta; 2- Sanayide genel olarak ithal makine konusunda yenileştirme oranı yüksek; 3- Eskişehir endüstrisi, Denizli’de olduğu gibi tek bir alt sektöre yoğunlaşmış değil; 4- Sanayinin ciddi oranda yurt dışı ile çalışması nedeniyle iç pazarda ve yerel ekonomide oluşan olumsuz dalgalanmalardan daha az etkilenmekte; 5- Düzenli bir Organize Sanayi Bölgesi yapılanmasının olması ve Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nin varlığı Eskişehir sanayisinin ekonomi zeminine daha sağlam basmasını sağlamaktadır. Diğer yandan başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerde Savunma Bakanlığı’nın bilime ve teknolojiye ciddi yatırımlar ve destekler yaptığı bilinmektedir. Eskişehir de askeri teknoloji açısından önemli bir il olma yolundadır. Eskişehir’li sanayiciler, bu durumu yeni açılımlar için bir fırsat olarak görmekteler. Hatta, askeri teknoloji birikiminin sivil sanayi alanlarına olumlu katkıları olabileceği inancı içindeler. Eskişehir’de iki tane üniversite var. Önümüzdeki dönemde ileri teknoloji enstitüsü türünde yoğunlaştırılmış bilimsel kurumların bu kentte oluşması da beklenen bir gelişme. Her ne kadar sanayi ile üniversitelerin etkileşimi yeterli düzeyde değilse de, bu durumun kolayca iyileştirilmesi mümkün. İlk ve orta düzeyli öğretimden başlayarak gerçekleştirilecek eğitim / öğretim kalitesi ile Eskişehir sanayisi, ihtiyacı olan nitelikli işgücünü kolaylıkla sağlayabilir. Teknoloji iyileştirmelerinin yapılabilmesi için gerekli desteği verecek akademik yapılanmalara sahip bir ilin yeni fırsatları değerlendirmesi kolay olacaktır diye düşünüyorum. Sosyal ve kültürel faktörler Bu bölümde sosyal ve kültürel faktörleri ele alacağım. Yaşam tarzları, aile yapıları, değer ve inançlar ile gelecek beklentilerindeki değişime göz atacağım bu bölümdeki görüşlerin yeni çalışmalar için bir motivasyon oluşturmasını dilerim. Uzak ve yakın çevre analizi çalışmasının ilginç ve ortak sonuçlarından birisi, önümüzdeki kısa ve orta dönemde aile yapısında bozulmalar beklentisi oldu. Bir diğer bulgu ise dinin (ve dolayısıyla inançların) toplum üzerinde etkisinin artacağı yönünde idi. Bu iki olguyu birlikte düşündüğümüzde ilginç bir saptama yapabiliriz diye düşünüyorum. Geçmişte sosyal ve bireysel kimliğin ve kişiliğin oluşmasında geleneksel aile yapımızın önemli bir katkısı vardı. Muhtemelen bozulan aile yapısı nedeniyle inançlar, bireyler için bir “örten kimlik” ihtiyacını karşılıyor. Eskişehir’in sosyal yapılaşmasını yakından incelediğimizde bu kentin Dünya’nın ve ülkenin değişik yörelerinden aldığı göçler nedeniyle bir “genetik ve kültürel havuz” oluşturduğunu fark ediyoruz. Saygılı ve hoşgörülü bir barış iklimi oluşturan bu havuzun, önümüzdeki dönemde sivil toplum kuruluşlarının (STK) güçlenmesine yol açması son derece olağan olacaktır. Ancak STK’ların bu gelişiminin kendi haline bırakılması, sağlıklı bir sosyal ilerlemenin sağlanamamasına neden olabilir. Bu nedenle STK’ların gerçek anlamda gelişimi için değişik türde eğitsel çalışmalarla desteklenmeleri gerekir. Kuzey Anadolu Fay Hattı ile İstanbul-Adapazarı-Bolu eksenindeki depremsellik riski ve Bursa’nın “aşırı yoğun kullanılmışlık” durumu dikkate alındığında, Eskişehir’e yeni coğrafi şanslar doğduğu açıktır. Kentimizin giderek artan yaşam kalitesi ve ilimizde çok sayıda üniversite ve yüksek okulun bulunması, Eskişehir’in önemini artırıcı etkiler yapmaktadır. Diğer yandan kamu ve özel sektör kuruluşlarının da eğitime giderek artan bir önem vermekte olduklarını da izlemek mümkün. Teknik eğitimdeki kalite arayışlarının artırılması ile Eskişehir, sadece sanayide değil; diğer ekonomik sektörlerde de yeni atılımlar için hazırlanmış olacaktır. Henüz çok yetersiz olmakla birlikte Eskişehir’deki girişimci birey kalitesinin iyileşmesini, sanayi alt sektörlerinde yer alan 2’nci ve 3’üncü kuşakların iş görme modellerindeki değişim ile kavramak mümkün. Kobi sahiplerinin Dünya’ya ve işe bakışlarındaki bu değişimi, konferans sırasında kolaylıkla gözlemek imkânı oldu. Eskişehir sanayisinin çevresel faktörlerin de etkisiyle bir kalkış (take-off) noktasında olduğu izlenimini edindim. Sanayideki içsel dönüşüm çabaları ve dışsal değişim etkileri, önümüzdeki dönemde yeni kurumsal servis sektörlerine (ve tabii ki bu sektörlerde hizmet veren şirketlere) ihtiyaç yaratacak gibi. Dünya’daki ciddi gelişmeler, ulusal ve yerel düzeyde sanayimizin yeniden yapılanmasını işaret ediyor. Bunu hem bir tehdit hem de bir fırsat olarak algılamak gerekir. Çevresel faktörlerden çıkarmamız gereken derslerden ilki, ekonomi başta olmak üzere yaşamın her alanında görev yapan kuruluşlarımızın kurumsallaşma zorunluluğu. Bu zorunluluk, yaşamla ölüm arasında yapılacak bir tercihin ifadesi. Demografi ve sosyal göç Nüfus hareketleri ve beklentileri açısından Eskişehir’e baktığımızda ilk karşımıza gelen olgu, sosyal göçtür. Eskişehir’in bir dönem ilkokul çocuklarına maceraları okutulan Cin Ali’ye benzediğini bilmeyen kalmadı gibi: Kocaman bir kafa, cılız kol ve bacaklar… Eskişehir, üniversite eğitimi nedeniyle kente gelip burada kalanlar dışında başka il ve yörelerden göç almaktadır. Kent merkezine olan göçün ana kaynağı, Eskişehir’in kendi kırsalıdır. Genelde gözlenen olgu, önce köyden ilçe merkezlerine, ardından ilçe merkezlerinden kente yapılan sosyal göçlerdir. Eskişehir kırsalı, göç olgusunun doğru kavranıp önlem alınmaması nedeniyle ekonomik ve sosyal olarak yok olmak noktasına gelmiştir. Bir bölgenin ekonomik gelişmişlik açısından değerlendirilmesinde, kent merkezinin aşırı gelişmiş, kırsalın zayıf kalmış olması bir “azgelişmişlik kriteri” olarak kullanılır. Eskişehir, sanayisi de dahil olmak üzere güzel bir gelecekte yer almak istiyorsa, kırsalının sorunlarını çözmek zorundadır. Eskişehir’in nüfus değişimine bakıldığında, doğum nedeniyle nüfus artış hızının düşeceği anlaşılmaktadır. Yüksek öğrenim ve diğer nedenlerle oluşan nüfus hareketleri ile nüfusun dinamik ortalamasının nasıl bir değere sahip olacağını kestirmek şimdilik pek kolay değildir. Bu konuda demografi araştırmalarına gerek var, sanırım. İşsizlik Göçün nüfusa katkıları yanında emek yoğun teknolojilerden vazgeçilmesi ile önümüzdeki dönemde işsizlik riskinin ve gizli / açık nüfus oranının artacağını kestirmek çok zor değil. Bu nedenle bir yandan niteliksiz işgücünün eğitim süreçleriyle kaliteleşmesi gerekirken, bir yandan da yeni iş alanları yaratılmak zorundadır. Yeni iş alanlarının yaratılmasında yerel potansiyelin değerlendirilmesini ciddi bir seçenek olarak görüyorum. Örneğin el sanatlarının küçük sanayi olarak düzenlenmesi yeni dönem için beklentilerimden birisi. Tüketim kentine doğru Bu bölümü bitirmeden önce; konferansta değerli bulunan iki görüşten daha söz etmek istiyorum. Birincisi; yeni dönemde (önümüzdeki 10 yılda) Eskişehir’de tüketim eğiliminin artacağı yönünde idi. Hem bu yönelimi tatmin etmek, hem de bu tüketim yönelimini daha canlı tutmak için perakendeci hipermarketlerin öncelikli tercihleri arasında Eskişehir olacaktır. Hipermarketlerin Eskişehir’de konuşlanması ile küçük ölçekli ticaret yapan esnaf ve tüccarın iş ve mevzi kaybedecekleri ortadadır. İşgücü ücretleri İkinci görüş; teknolojinin sanayide daha çok yer alması ile nitelikli işgücü fiyatlarında (ücretlerde) artışlar gözlenecektir. Sanayi kuruluşları, bu tür personeli elinde tutabilmek için yeni önlemler almak zorunda kalacaklardır. Hukuki ve politik unsurlar Önümüzdeki dönemde AB ile olan durumumuz netlik kazanacağından, sosyal ve ekonomik yapılanmamızın yönü ile ekonomideki tercihlerimiz yeni yönelimler veya açıklıklar kazanabilir. Ama her durumda sanayiyi etkileyecek bazı gelişmelerin olacağından hiç kuşku yok. Kayıt dışı ekonomi Öyle anlaşılıyor ki, yeni dönemde hukuksal bir çerçeve içinde iş yapmak, daha yaygın bir eğilim olacak. Hem bir neden hem de bir sonuç olarak, kayıt dışı ticaretin azalacağı yönünde bir eğilimden de söz edebiliriz. Bu durum, devletin vergi gelirlerinde yeni artışlara neden olacaktır. Bununla ilintili olarak vergi yasalarının sanayici ve tüccara yeni yükler getirmesi de beklenen muhtemel gelişmeler arasındadır. Kayıt dışı ekonominin daralmasının beklenen sonuçlarından birisi, şirketler için muhasebe sistemlerinin önem kazanacağı yönündedir. Bu bağlamda, bilişim teknolojilerinin şirketleri iş modellerine olan etkilerinin artacağını öngörebiliriz. Teşvikler Konferansta paylaşılan görüşlerden bir diğeri, önümüzdeki 10 yıllık dönemde değişik biçimde sağlanan devlet desteklerinin azalacağı yönündedir. Siyasetin popülizm üzerine kurulmuş olduğu ülkemizde bu görüşün pek inandırıcı geldiğini söylemek zor. Umarım; devletten bazı kesimlere olur olmaz nedenlerle kaynak aktarılmasının bir sonu olur da, toplum olarak bunun bedelini ödemekten kurtuluruz. Teşviklerin azalmasının, şirketlerin çalışma biçim ve içeriklerinde değişikliklere neden olması kaçınılmazdır. Beklenen birkaç gelişme şunlar olabilir: 1- Daha güçlü yapılar kurmak üzere şirket birleşmeleri eğilimi güçlenecektir; 2- Şirketler, firma içi kayıt düzeninde daha nitelikli hâle geleceklerdir; 3- Bilişim ve iletişim gibi ileri teknoloji ürün ve hizmetlerinin şirketlerin iş modellerine katkıları artacaktır. Siyaset Bizim siyasal sistemimizde seçilmişlerin ve yöneticilerin kişisel etkileri hayli ciddi bir faktör olmaktadır. Ankara’da oluşan siyaset ikliminden, uzunca bir süredir olumlu destek ve katkılar alamadığımız ise bir diğer gerçektir. Önümüzdeki dönemde merkezi siyasette (ve tabii ki yönetimlerde) yer alabilecek daha etkili ve birikimli kişilerin seçilmesinin, Eskişehir sanayisine de olumlu katkıları olacaktır. Bazı kamu kurumlarının Eskişehir’den taşınmasında, Eskişehir’in Teşvik Yasası’nın dışında kalmasında, bölgesel kalkınma ajanslarının Eskişehir aleyhine gelişmesinde seçilmişlerimizin atalet halinin ciddi etkisi olmuştur. Özetle; güçlü Eskişehir sanayisi için Ankara’da güçlü temsil zorunludur. Siyaset ve sivil toplum pozisyonlarını, etiket ve kartvizit meraklılarından kurtarmak da sanayinin gelişimi için ciddi katkılar yapmanın bir yoludur. |
|
| Gürcan Banger © 2006 |
Ana Sayfa •
Özgeçmiş •
Çalışmalar •
Haber Var •
Günün Konusu •
İletişim •
Bağlantılar
Graphic Design by Round the Bend Wizards |
|
|
|