G ü r c a n B a n g e r
Soğanın acısını yiyen bilmez, Türk atasözü |
|
| Ana Sayfa • Özgeçmiş • Çalışmalar • Haber Var • Günün Konusu • İletişim • Bağlantılar | |
Eskişehir Mobilya Sektörü2005 Haziran ayı içerisinde Eskişehir Marangozlar, Mobilyacılar Odası’nın hazırlattığı "Yerel Ekonomik Araştırma Raporu" açıklandı. Yapılan basın toplantısını yerel basında okudum. Raporun sonuç bölümünü ise geçtiğimiz günlerde Odayı ziyaretim sırasında edinme fırsatım oldu. Hayli kapsamlı görünen raporun tamamını daha sonra inceledim. Bu yazıda birkaç sayfadan oluşan sonuç bölümünde tespit edilen bazı noktalara değinmek ve sektör hakkında görüşlerimi ifade etmek istiyorum.Raporun duyurulması Eskişehir Mobilya Sektörü, kentimizde en sorunlu ama sıradan şikayetler dışında yeterince ele alınmayan ekonomik alanlardan birisidir. Böyle bir rapor çalışmasının yapılmasını önemli buluyor ve Oda yöneticilerini kutluyorum. Ama basın toplantısı haberi dışında yerel basında rapor ile ilgili dikkatimi çeken bir haber veya köşe yazısı göremedim. Bu önemli konu, ne yazık ki habercilik açısından yine “güme gitmiş” gibi görünüyor. Makro sorunlar Raporda da belirtildiği üzere mobilya sektöründe seri sınai üretimin giderek yaygınlaşmış olmasının, Eskişehir mobilya sektörünü çok olumsuz etkilediği anlaşılıyor. Büyük şirketler halinde örgütlenemeyen küçük üreticilerin, sektörde büyüyen rekabet karşısında kaybolması (şu anki görünümü ile) kaçınılmaz gibi. “Küçük üretici, mobilya devlerine karşı” biçimindeki savaşta dengelerin devler lehine ivmelenerek gelişeceği anlaşılıyor. Büyük mobilya üretim şirketlerinin avantajı, bu üretimi yüksek düzeyde makineleşmiş büyük sermaye ile seri olarak yapmalarındadır. Küçük işletme yapılarıyla bu savaşta başarılı olmaları mümkün değildir. Diğer yandan; küçük üreticinin avantajı, el işçiliğinin eşsizliği ve sanatsal kalitesidir. Bugün görünen odur ki; yerel mobilya sektörü, kendi sanatsal silahlarıyla kendi etki alanında değil; güçsüz ve eksik bir yapıyla standart ve seri üretim yapan büyük şirketlerin pazarında çalışmaktadır. Ana sorun kaynaklarından birisi budur. Türkiye’nin gelişen (neredeyse) tüm alt sektörlerinde “ihracat gerçeği” var. Tüm sorunlarına rağmen, tekstil ve konfeksiyon sektörlerini diri tutan faktör budur. Türkiye’nin ekonomik olarak hızlı gelişen kentlerine dikkat edilirse, bu kentlerin hepsinin üretim portföyünde ihraç ürünleri bulunduğu gözlenir. Ciddi ölçekte mobilya ihracının gündeme gelmemiş olması, bu sektörü iç pazara sıkıştırmakta ve sektördeki küçük yerel firmaların hızlı büyümesinin önünü kesmektedir. Mobilya sektörü ihraç imkânlarını bulamadığı takdirde iç pazara mahkûm olmaya devam edecektir. Anlaşılan; önümüzdeki dönemde bu pazar, birkaç büyük üretici ve pazarlamacı şirket tarafından paylaşılmaya devam edilecektir. Makro gerçekler Makro ölçekli gerçeklerin “sadece” ifade edilmesi, sektörün yeniden yapılanması için yeterli değildir. Aslına bakarsanız, sektördeki pek çok kişi de makro düzeyde ne olup bittiğinin yeterince farkındadır. Makro gerçeklerin bir eylem planına dönüştürülebilmesi için ayakları yere basan kısa, orta ve uzun vadede hedefleri olan bir (yerel sektörel) projeye ihtiyaç vardır. Tabii ki, proje kadar bu projenin yaşama geçirilmesi de önemli. Bu tür sektörel projeler için EGS (Ege Giyim Sanayicileri) deneyimi hikâyesinin güzel bir örnek oluşturduğunu düşünüyorum. Bir girişimci heyetin veya bizzat Oda’nın kendisinin, projenin yürütücülüğüne soyunmasının doğru davranış modeli olacağını düşünüyorum. Üç ana zafiyet ESO’nun Temmuz 2005 Abant Arama Konferansı’nda ortaya çıkan net sorunlardan birisi, genel anlamda yerel sanayinin inovasyon (buluşçuluk), tanıtım ve pazarlama konularında eksiklikleri olduğu idi. Bu nedenle benzeri sorunların, yerel mobilya sektöründe yaşanması hiç şaşırtıcı değildir. Saydığım bu üç zafiyet, Eskişehir ekonomisinin önde gelen sorunları arasındadır. Yeni modeller Önce konuya inovasyon (buluşçuluk) açısından bakalım. Eskişehir, tarihi ve kültürel unsurlar açısından çok zengin bir bölgedir. Bu yörede, ahşap işleme de dahil olmak üzere, pek çok el sanatı gelişmiş haldedir. Frigya Vadileri’ndeki kaya anıtlarını gördüğümüzde, taşın işlenmesinde kullanılan tekniklerin ahşap işçiliğini hatırlattığını fark ediyoruz. Anlaşılan; ahşap işleme, bu bölgenin geçmişi (en az) 3000 yıla varan faaliyetlerinden birisidir. Tarihte yapılmış ahşap işleme örneklerini, bölgemizdeki değişik müzelerde bulmak mümkündür. Bunlardan yararlanarak yeni modeller üretmek mümkündür. Marka ve model olmak üzere Midas’tan Frigya’ya, Tembris’ten (Porsuk) Sangarios’a (Sakarya), Darylaion’dan Sultanönü’ne kadar pek çok aday isim ve logo, kentimizin her yanına dağılmış olarak durmaktadır. Bugün bilgisayar ortamında katı modelleme (CAD) yazılımlarımın çok geliştiği düşünülürse, sanatsal unsurlar içeren yeni mobilya üretimi için gerekli altyapının varlığı anlaşılır. Bu noktada küçük üretici ile yeni teknoloji ve yaklaşımları yüzyüze getirebilmek gereklidir. Bu konuda üniversitelerimizin güzel sanatlar, iç mimarlık, endüstriyel tasarım ve mobilyacılık bölümleri ile meslek odasının bir proje kapsamında bir araya gelmeleri doğru bir adım olacaktır. Pazarlama Eskişehir mobilya sektörünün, küçük kalarak standart ve seri üretim yapan mobilya alanlarında yaşaması mümkün değildir. Birinci seçenek olarak, yerel sektörde sermaye toplulaşması ve daha büyük üretim (ve tabii ki dağıtım) şirketleri oluşturulması düşünülebilir. İkincisi ise (yukarıda sözünü ettiğim gibi) özgün ve sanatsal özellikleri olan mobilya üretimine yönelmektir. Sanatsal kalite özellikleri olan mobilya ürünlerinin pazarlama sorunları, lületaşı gibi el sanatları ürünlerinin sorunlarından hiç farklı değildir. Bu tür ürünlerin pazarlama sorunlarını çözmek için bir ulusal ve yerel modele ihtiyacımız var. Örneğin; el işçiliği ile üretilen ürünleri yerel pazarda tüketmeye çalışıyoruz. Bu da pazarın kısıtlılığı nedeniyle tatmin edici olmuyor. Belki de uluslararası düzeyde pazarlama ve satış yapabilen büyük sermayeli bir dış ticaret şirketinin oluşması daha yararlı olacaktır. Benzeri bir pazarlama ve satış organizasyonu, mobilya sektörü için de düşünülebilir. Ortaklarının sanatsal kalite özellikleri gösteren ürünlerini dünya pazarında tanıtıp satabilen bir dış ticaret şirketi, Eskişehir mobilya sektörünün önünü açabilir. Kesin olan odur ki; büyüklerle savaşarak iç pazarla yetinen bir yerel sektörün yaşam şansı çok yüksek değildir. Yerel mobilya sektöründe başarılı olmanın yolu, a- sanat ve kalite unsurları içeren mobilya üretmekten, b- bu ürünleri ihraç etmekten, c- sektörü bu yönlü düzenlemekten (özendirmekten, yönlendirmekten ve örgütlemekten) geçmektedir, diye düşünüyorum. Bu tür girişimlerde bulunmadığımızda ise, Eskişehir’i (üretici olmaktan vazgeçerek) “tüketim kenti” yapma yolunda mobilyada da bir adım atmış olacağız. |
|
| Gürcan Banger © 2006 |
Ana Sayfa •
Özgeçmiş •
Çalışmalar •
Haber Var •
Günün Konusu •
İletişim •
Bağlantılar
Graphic Design by Round the Bend Wizards |
|
|
|