G ü r c a n   B a n g e r

Bilge, üç bakımdan diğer insanlardan ayrılır: Uzaktan görüldüğünde
ciddi ve ağırbaşlı; yanına yaklaşıldığında nazik ve sana yakın;
konuşulduğunda ise kararlıdır.

Konfiçyüs (M.Ö. 551-479) : Çinli filozof

Eskişehir Değişirken

Kent, yaşayan bir organizmaya benzer. Zaman içinde değişim gösterir. Bir kent sosyal ve kültürel yönlerden, ekonomik ve fiziksel açılardan değişime ve dönüşüme uğrar. Kaçınılmaz bir olgudur bu.

Kentlerin Dünya üzerinde görülmesinin başlangıcı, prehistorya olarak anılan Taş Çağları’na dek uzar. Ama kentlerin değişim tarihi, 19’uncu yüzyılda Sanayi Devrimi ile birlikte yazılmaya başlamıştır. Bu dönemde gerçekleşen büyük ekonomik ve sosyal dönüşümler, kentlerin yepyeni mekânlara dönüşmesini sağlamıştır. (Her ne kadar Sanayi Devrimi’nin ülkemize yansıları daha sonraki yıllara sarksa da Eskişehir’in, küçük bir Anadolu yerleşiminden büyük bir kente doğru değişiminin ana fikri de Sanayi Devrimi’nde saklıdır.)

20’nci yüzyıl kent mekânının değişiminin içerik ve biçim olarak yeni bir boyut kazandığı dönemdir. Eskişehir örneğini de içine alacak biçimde 20’nci yüzyıllık ilk çeyreği, yerleşimler için kentleşmenin adeta dayatıldığı zaman dilimi olmuştur.

Her ne kadar Türkiye, fiili olarak İkinci Dünya Savaşı içinde yer almasa da bu savaşın getirdiği sonuçlardan hem savaş süresince hem de sonrasında etkilenmiştir. Özellikle savaş sonrası, kentlerin yenilenmesi açısından çok farklı bir dönem olmuştur.

1945 sonrasında ülkede görülen etkiler arasında bence en önemlisi, kır nüfusunun hareketlenip kentlere akmaya başlamasıdır. Aynı dönemde çoğulcu demokrasi yönünde adımlar atılması, göç olgusu ile birlikte kentsel mekânın değişimi için ön koşulları oluşturmuştur.

Eskişehir tarihinde 1970-1990 arasındaki 20 yılın, Eskişehir’in bir kentsel çöküntüye doğru ilerlediği bir dönem olduğunu düşünüyorum. Küçük olmaktan kaynaklanan bazı avantajlara da sahip olmakla birlikte, Eskişehir’in bugün çözülmesi gereken bazı sorunlarının o günlerin mirası olduğu düşüncesindeyim.

Diğer yandan yaşamakta olduğumuz 2000’li yıllar, kentsel değişim de yeni bir kırılma (dönüm) noktası yaratıyor. Bence bu dönemin en belirgin özelliği, tüm kentsel çöküntü işaretlerine rağmen bir sanayi kenti olma çabasındaki Eskişehir’in, (bundan vazgeçmese bile) bir tüketim kenti olmakta daha hızlı ilerlemesidir.

Kentin kendi dışında faktörlerden kaynaklanan “tüketim kenti olma” tercihinin muhtemel sonuçlarından birisi yeni kentsel çöküntülerin oluşmasıdır. Bu çöküntülerin, mekânsal olabileceği gibi ekonomik ve sosyal boyutları olacağından da hiç kuşkum yok.

Örneğin kentin değişik yörelerinde yapılmakta olan yeni alışveriş merkezlerinin, kentli insanın tüketim alışkanlıklarını değiştireceğini bekliyorum. Bu alışkanlıklarla birlikte kentin geleneksel alışveriş merkezi olan Çarşı Camisi merkezli bölgenin de fonksiyon ve içerik değiştirmesi gerekeceğini sanıyorum.

Gerçekte bir kentsel çöküntü merkezi olan Çarşı, ticari canlılığı ile bu sorunu şimdilik örtmektedir. Ama (Anemon Otel yakınında, Fabrikalar Bölgesi’nde, Kızılcıklı Caddesi’nde, Eski Otogar’ın yerinde) yeni alışveriş merkezlerinin yapılması ile Sıcak Sular Bölgesi’ndeki kent rantı hafifleyecek ve burada bir yenileşme çalışması yapmak gerekecektir. Eskişehir’in yöneticilerinin bu ekonomik, sosyal ve fiziksel mekân değişimini görmeleri ve kentin geleceği için gerekli uygulamaları başlatmaları gereği vardır.

Gürcan Banger © 2006 Ana SayfaÖzgeçmişÇalışmalarHaber VarGünün KonusuİletişimBağlantılar

Graphic Design by Round the Bend Wizards

footer image footer image