G ü r c a n   B a n g e r

Benim âşık olduğum akıl, vahşi mekânlarla dolu olmalı:
Siyah eriklerin etrafa yayıldığı bir meyve bahçesi, yılanlarla
karşılaşabileceğiniz küçük bir koru, kimsenin derinğini bilmediği
bir havuz ve zihnimizde yeşeren çiçeklerle kaplı yollar.

Katherine Mansfield (1894-1973) : Yeni Zelanda asıllı İngiliz yazar

  İşkenceci, Yargıca Yalvarıyor...

Doğrudur;

            işkenceciyim, Hakim Bey!

Ama başkaları da var.

Hele bir dinleyin diyeceklerimi;

            o zaman verin karar.

...

Ben işkenceciyim

Olur olmaz zamanda

            haberli habersiz

            şundan bundan

            havadan sudan

elektriği keserim.

Isıtıcılar çalışmaz,

Kalorifer susar;

            balıklarım donar

            (Hayvanları severim)

Çocuklar üşür.

Herbiri soğuktan ağlaşır;

ağlamasınlar diye

            onları döverim.

...

Karım, pantolonumu yine ütülememiştir.

Kızarak sorarım:

            "-Kadın, ne ettin,

            Yine TV'de dizi mi seyrettin?

            (Ben mi?! Hastasıyım Gece Keyfi'nin.)

Karım ağlaşır:

            "Dizi saatinde elektrik mi vardı ki...

            Neyi seyredeyim,

            Ütüyü nasıl edeyim?"

Elektrik kesik diye karımı döverim.

 

Ben işkenceciyim.

Duraktaki yolcuyu beğenmezsem almam.

(Acelesi varmış, ne gam!..)

Tanıdığımı,

            nerde olursa,

            almamak gibi "yamuk" yapmam.

Laf aramızda "Hızlı"dır adım;

            yavaşa hiç gelemem.

Ağırı, sağırı sevmem;

Uçar gibi giderim vesselam!

 

Ben işkenceciyim.

Öğrencinin yaramazını,

tembelini aymazını

            gözünden tanırım.

Verdiğim ezberi

            su gibi etmeyenin

            ölçüsünü alırım.

Tarih, fizik ya da din-ahlak dersi

Benim için fark etmez ki!..

Esas olan, hazırolda durmak;

            haylaz düşünceye zaman ayırmamaktır.

 

Ben işkenceciyim.

Üniformam da üzerimde ne güzel durur.

Dört yolun ağzına durdum mu,

            keyfime diyecek yoktur.

Aslında işimiz kolaydır ve şudur:

            sağdan gelenlere "geç, geç"

            soldan gelenlere "dur, dur".

Şoförün biri etti mi dırdır:

            "-Ehliyetle ruhsatını ver lan!";

Hanımsa eğer şoför, eğilip kırılıp:

            "-Lütfen, hamfendi.

            Şuradan buradan... falan filan"

 

Ben İşkenceciyim.

Elimde etiket makinesi;

            işim, fiyatlara yetişmektir.

Yazarım karışık yazanını sevmem.

Feminizm, demokrasi, ekoloji falan filan...

Bence iyi kitap, parlak kaplı olmalıdır.

Kitabın yasak olanı, yakılmamalı;

            iki misli karla satılmalıdır.

 

Ben işkenceciyim.

Hastaneye gelen hastayı sevmem.

Muayenehaneye gelen ise canımdır, bir tanem.

Kimi zaman yanılırım:

            apandisit yerine mide aldığım olur.

Aman, canım!

Bu kadarı kadı kızında da olur.

 

Ben işkenceciyim.

Parayı savurmaktansa

            azotu atıyorum suya.

Hem bu kadarcık atığı

            olur muymuş arıtma!

Ben kirletiyorum ama

            havayı, suyu, toprağı;

bu kadar işçi aç kalmaz mı

            kapatırsam fabrikayı?

 

...

Evet; ben işkenceciyim, Hakim Bey!

Lakin

            üç beş kişinin

            kırdım diye kafasını kolunu;

yok ettimse (tabi ki vatan, millet adına)

            bir kaç potansiyel suçluyu.

Bunca ceza bana mı?

Ötekiler suçsuz;

            bana iki yıl ceza reva mı?!..

 

"Böyle şiir olur mu?" diyen okura cevap: Doğru; böyle şiir olmaz. Ama böyle mahkeme de olmaz. böyle yargıç da olmaz. ama böyle işkence o kadar çok ki!... 

 
Gürcan Banger © 2006 Ana SayfaÖzgeçmişÇalışmalarHaber VarGünün KonusuİletişimBağlantılar

Graphic Design by Round the Bend Wizards

footer image footer image