G ü r c a n B a n g e r
Yaptığımız kötülüklerden çok, üstün niteliklerimiz ki, başkalarının kin ve François de la Rochefoucauld (1613-1680) : Fransız yazar |
|
| Ana Sayfa • Özgeçmiş • Çalışmalar • Haber Var • Günün Konusu • İletişim • Bağlantılar | |
Da Vinci'nin Aşk Şifresi (2)Çok yönlü zekâsı ve farklı alanlardaki başarıları nedeniyle Rönesans’ın simgesi sayılan Leonardo da Vinci, bazen öyle abartılara uğrar ki; onunla ilgili övgüler uzaydan gelmiş olabileceğine dek varır. Dünkü yazımda onun yaşama olan meraklı, hevesli ve heyecanlı yaklaşımını aşk dilinden anlatmaya başlamıştım. Böylece bir metodolojinin, insanın zihinsel ve duygusal gibi farklı yönlerinde geçerli olabileceğini dile getirmiştim. Leonardo’nun yüksek niteliğini vurgulayan yönlerinden birisi, iki elini de aynı derecede başarıyla kullanabilmesidir. Örneğin sol eliyle ayna görüntüsü olarak yazmakta çok başarılıydı. Da Vinci’nin bu özelliği, aynı iki elin başarıyla kullanılması gibi, bir duygusal ilişkiyi oluşturan iki tarafın eşdeğer yaratıcılığı ve katılımcılığını ifade edebilir. Bir ilişki, iki yanın dengeli ve üretken katılımı olarak yücelir. Leonardo’nun sol eliyle ayna görüntüsü yazabilmesi ise beden ile beynin görkemli uyumunu gösterir. İnsan, bir duygusal ilişkide de değişik yönlerini Da Vinci’nin yaptığı gibi göz alıcı bir uyumla değerlendirebilir. Fakat kişi, kendi yetenek ve yetkinliklerini yeterince farkında olmalıdır da… Daha önce söz ettiğim gibi; bir duygusal ilişki, sadece duygulara indirgenebilecek bir ilişki değildir. Leonardo’da bilim ve sanatın cazip bir birliktelik oluşturduğu gibi; aşk da düşüncelerin, duyguların ve fiziksel eylemlerin insana yaşama sevinci veren bileşimini ve heyecanını üretebilmelidir. Leonardo’nun kendi yaklaşımında bu birlikteliğe ‘bütün beyin’ adı veriliyor. Aşkın; – Leonardo tarzına uygun biçimde – fiziksel, zihinsel ve duygusal uyumuna ise ‘topyekûn aşk’ adını verebiliriz. Yaşam; özne ve nesnelerle bunlar arasındaki ilişkilerden oluşur. Bir örnek vermek gerekirse; orman, ağaçlardan oluşur. Ama ağaç topluluğunu orman yapan onları bir arada tutan bütünlüktür. Dünyayı anlamaya çalışırken, onu parçalara bölerek tanımaya çalışmak işi kolaylaştırır. Ama parçaları bir bütün halinde algılamayı başaramazsak (yani parçalar arasındaki ilişkileri göremezsek) yaşamın bir bütün olarak ‘işlediğini’ göremeyiz. Leonardo’nun başardıkları ve bir bakış tarzı olarak geliştirdikleri arasında yaşamın nesnelerini ve ilişkilerini sağlıklı olarak görebilmek ve kavrayabilmek vardır. Aşk, yaşamın kendisidir. Bu nedenle aşkı anlarken, açıklarken ve onunla ilgili öngörülerde bulunurken, aşkın da bir özneler ve ilişkiler sistemi olduğunu doğru kavramak zorundayız. Bu ilişkide bireylerin karşılıklı olarak üstlendikleri misyonlar vardır. Ancak bireyler ve misyonları birlikte bir ilişki oluşturabildikleri zaman, aşk dediğimiz şey, ayakları yere basan bir yaşam unsuru haline gelir. Sözün kısası; bireyler olduğumuzun bilincini yitirmeden aşkı bir bütün olarak kavramalı. Aşk, insana Leonardo’nun yaşamında gözlediğimiz türden bir enerji, merak, heyecan ve heves vermeli. Eğer bu duygusal ilişki, bizi atalete, kolaycılığa ve bir tür tembel rahatlığa sevk ediyorsa, yolunda gitmeyen bir şey var demektir. Leonardo da Vinci, “Her şey, her şeyden gelir. Her şey, her şeyden yapılmıştır. Sonuçta her şey, her şeye döner” diyor. İşte; aşk, böyle bir şeydir. |
|
| Gürcan Banger © 2006 |
Ana Sayfa •
Özgeçmiş •
Çalışmalar •
Haber Var •
Günün Konusu •
İletişim •
Bağlantılar
Graphic Design by Round the Bend Wizards |
|
|
|