G ü r c a n B a n g e r
Talihin lütfu altında ezilmemek için, kahrına katlanmaya, François de la Rochefoucauld (1613-1680) : Fransız yazar |
|
| Ana Sayfa • Özgeçmiş • Çalışmalar • Haber Var • Günün Konusu • İletişim • Bağlantılar | |
Tarım... Tarım... Tarım...Önümüzdeki günlerde yerel gazete manşetleri ile TV kanallarının haber bültenlerinde yer alması beklenen bir haberi önceden iletmiş olayım: “Ekmeğe yine zam…” Ekmeğe yakın sayılabilecek bir zamanda yapılan zamdan sonra ekmek fiyatı konusundaki fiyat artışı talepleri, aslında tarımdaki – yeterince kavrayamadığımız – küresel ve ulusal sorunları ifade ediyor. Öncelikle şunu belirtmeliyim. Dünyada temel gıda maddeleri sınıfında sayılabilecek buğday, mısır ve pirinçte üretim düşüşü olmamasına rağmen fiyatlar hızla yükselmeye devam ediyor. Ortalama tahıl fiyatı, bir yıl gibi bir süre içinde 100 dolardan 200 küsur dolayına yükseldi. Yükselmeye devam edeceğine dair bir genel kanı var. Tarımsal gıda fiyatlarındaki hızlı yükselişin arkasında küresel ısınma ve olumsuz iklimsel sonuçları ile artan Dünya nüfusu yanında tarımsal ürünlerin enerji ve biyo enerji amaçlı kullanılmaya başlamasının da etkisi var. Tarımsal ve hayvansal gıda üretiminde Dünyadaki değişikliklerin Türkiye’ye yansımaması beklenemez. Ama konuya yakın plandan bakıldığında; ülkenin öncelikle kendi iç koşulları nedeniyle sorunlar yaşadığını gözden kaçırmamak gerekir. ‘Yerli’ sorunlar arasında ilk elde tarımsal stratejilerin eksikliğinden, daha doğrusu ülke tarımının küresel politikaların güdümüne girmesinden söz etmek gerekir. Kendi kırsalını ihmal eden tarım ve hayvancılık politikaları, bugüne kadar köylüyü ve çiftçiyi şu veya bu biçimde ‘kendini tatmin olmuş hissetmeye’ yönelik ‘ucuz yollu ve kolaycı’ geçiştirmelerle idare etti. Türkiye’nin genel sorunu olan sermaye ve girişim yetersizliği tarım ve hayvancılık alanında da yaşanarak gelişkin ve büyük ölçekli tarım uygulamalarına geçilemedi. Geçtiğimiz günlerde Tarım ve Köyişleri Bakanı’nın “uluslararası gelişmelerin ışığında Türk tarımında da bir paradigma değişikliğine ihtiyaç duyulduğunu” ifade eden bir açıklamasını okudum. Gelişmiş ülkelerde tarım ve hayvancılığın, bilimi ve teknolojiyi yaygın ve etkin kullandığı bir çağda tarımsal paradigmayı değiştirmek için geç kaldığımızı kanıtlayan çok fazla veri var. “Zararın neresinden dönülse kârdır” deyip tarım sektörünün bundan sonraki gelişiminin sağlıklı olmasını dileyelim. Türkiye’nin önemli sektörlerinden olan tekstil ve konfeksiyonun başta Mısır olmak üzere Kuzey Afrika’ya yönlenmesi, yazılı ve görsel medyada yer aldığında yer yerinden oynamıştı. Bu arada; ülke tarımı küresel politikalara eklemlenerek üretici olmaktan bağımlı olmaya dönüşürken, tarımsal sermayenin başka ülkelerde yatırımlara yöneldiğini gözlüyoruz. Tarım yatırımlarının başka ülkelere yönelmesinin arkasında, Türkiye’deki olumsuz koşullar gösteriliyor. Bu olumsuz koşulların başında bürokratik engellerle tarımsal birim maliyeti yükselten nedenler geliyor. Sorunun komik yönüne bakar mısınız? Bir tarım ülkesinden bir sanayi ülkesi olmaya yönelirken, şimdilerde tarım sorunlarımızı çözmek için ulusal ve yerel sermayenin başka ülkelere göç etmesine seyirci alıyoruz. Tarımsal sermaye hızla Mısır, Kırgızistan, Özbekistan, Bulgaristan, Romanya, Sudan ve Kanada gibi ülkelere akıyor. İşsizliğin had safhaya vardığı, yüksek öğrenim görmüş işsizlerin giderek çoğaldığı, gizli işsizliğin yaygınlaştığı ülkemizde ise biz, tarımsal paradigmanın değişmesini beklemeye devam ediyoruz. |
|
| Gürcan Banger © 2006 |
Ana Sayfa •
Özgeçmiş •
Çalışmalar •
Haber Var •
Günün Konusu •
İletişim •
Bağlantılar
Graphic Design by Round the Bend Wizards |
|
|
|