G ü r c a n   B a n g e r

Bilgi ve felsefe, geçmiş ve gelecek dertlerin kolaylıkla hakkından
gelir; ama bugünün dertleri de onun hakkından gelir.

François de la Rochefoucauld (1613-1680) : Fransız yazar

Damlaya Damlaya 'Çöl' Olur

Atasözü veya özdeyiş deyince; mevcut olanların tümünün objektif doğruları ifade ettiğini söyleyemeyiz. Bazı sözler var ki; çağ veya kültür değişimi nedeniyle artık geçerliliğini yitirmiş. Ama öyle değerli sözler var ki; bir efsane gibi nesilden nesile aktarılmaya devam ediyor. Kanımca; olumlu veya olumsuz - nasıl yorumlanırsa yorumlansın - asla geçerliliğini yitirmeyen sözlerden birisi “Damlaya damlaya göl olur” şeklinde ifade edilendir.

Bu söz, küçük sıçramaların büyük değişimlere yol açabileceği ihtimaline işaret eder. Çalışmanın ve azmin önemini vurgular. Genelde para biriktirmekle ilgili olarak yorumlansa da; hiç kuşkusuz, bundan çok daha geniş bir ‘uygulama alanı’ vardır. Örneğin büyük başarılar küçük ama düzenli ve azimli çabalarla gelebilirken, büyük krizlerin arkasında önemi yeterince kavranamamış sorunlu damlalar da olabilir.

Görünmeyen kayıpların nasıl oluşabildiğine ilişkin bir örnek vereyim. Sık sık kesintilere veya gerilim düşmelerine neden olan bir elektrik enerjisi dağıtım sistemi, damlatan bir musluğa benzer. Gerilim veya akımdaki her sallanma ya da elektriğin gelip gitmesi, elektrikli aygıtların ömrünün azalmasına katkı yapar. O güne kadar olağan biçimde çalışan elektrikli cihaz, bir an anlaşılmaz biçimde susuverir. Cihaz sahibi de normal biçimde çalışan aygıtın neden aniden bozulduğunu kavrayamaz. Hâlbuki elektrik kalitesindeki her olumsuz değişim, elektrikli cihazın ömründen bir parça söküp götüren bir damladır. Cihaz bozulmasa bile böyle bir durumda her cihaz ömründen kaybettiği için özel ve ulusal maddi kayıplar olması kaçınılmazdır. (Bu vesile ile size şaşırtıcı bir bilgi vereyim. Elektrik enerjisi, resmî nitelikte bir kalite standardı olmayan birkaç tüketim ürününden birisidir.)

Bir başka yerel örnekle devam edeyim. Eskişehir, kentsel mekân kullanımı anlamında hızlı bir değişim yaşıyor. 40 km’lik çevre yolunun gidiş-geliş üç şeride çıkarılması, özellikle çevre yolunun Organize Sanayi Bölgesi bölümünü bir şantiyeye çevirdi. Yakında şehir içinden geçen tren yolunun yer altına alınmaya başlaması ile birlikte karmaşa biraz daha artacak gibi.

Taşıtı olup kullananlar veya bu yoldan sıklıkla gidip gelenler bilir; çevre yolunda yoğun bir trafik vardır. Bu trafiğin bir bölümünü yüklü kamyonlar, otobüsler ve servis araçları oluşturuyor. Dolayısıyla çevre karayolu kalitesi her zaman bozuktur. Son zamanlarda yol yapımı nedeniyle düzenli destek hizmetleri de ihmal edilince, çevre yolu bir ‘çukurlar zincirine’ dönüştü. Sürücüler bir yandan yoğun trafik nedeniyle dikkatli olmaya çalışırken, diğer yandan da ne zaman nereden çıkacağı belli olmayan küçük ama tehlikeli ‘yol çukurlarına düşmemeye’ gayret ediyorlar. Aslına bakarsanız; ‘yol çukurları’ sorunu sadece çevre yoluna özgü değil. Kentin yoğun işleyen pek çok caddesinde durum aynı.

Bu çukurcuklar ve yol bozuklukları sürücüler için sadece tehlike oluşturmuyor. Taşıtların ömrünü azaltan ve sürücülerin sinir sistemine zarar veren damlalar görevini de yerine getiriyor. Taşıtın tekerleği her çukura vurduğunda, taşıtın ömründen bir parça söküp götürürken, sürücünün sinir sitemine de ek bir darbe yapıyor. Ekonomik sorunlarla sosyal ve bireysel psikolojimizin her az biraz daha bozulduğu günümüzde bu adeta ‘taşı oyan damlaların’ farkında olan yok sanki.

Sayın yönetici!... Evet, biliyoruz; inşaat hali var. Ama lütfen şu çukurları geçici ucuz yollara da olsa, doldurun. Daha fazla maddi ve manevi kayba neden olmayın. Yeterince sorunumuz var zaten. Lütfen…

Gürcan Banger © 2006 Ana SayfaÖzgeçmişÇalışmalarHaber VarGünün KonusuİletişimBağlantılar

Graphic Design by Round the Bend Wizards

footer image footer image