G ü r c a n   B a n g e r

İnsanın üç güvenilir arkadaşı vardır:
Yaşlı karısı, yaşlı köpeği ve hazır parası...

Benjamin Franklin (1706-1790) ABD'li yazar, diplomat, mucit

Kötü Ruhun Ardından

Toplumumuzun büyük bölümü, İslam inancına sahip. Müslümanlığın değişik mezhep ve yorumlarına dâhil olan insanlar var. Daha küçük oranlarda Hıristiyan ve Musevi inancına sahip olanlar da mevcut. Büyük resmi tamamlamak için saydıklarımdan farklı inanç gruplarına dâhil olanlarla tanrıtanımazları ve bilinemezcileri de eklemem gerekir.

Kişi, ölümü anında belli bir din ya da inanç grubuna dâhil ise cenaze töreni bu topluluğun ritüellerine göre yapılıyor. Alışılmış anma törenleri dışında cenazeye ilişkin düzenlemeler cami, kilise, sinagog, cemevi ve benzeri mekânlarda düzenleniyor. Farklı inançlara sahip bazı kişilerin ise vasiyetlerine göre tören yapıldığı ve farklı ritüeller gerçekleştirildiği de görülüyor.

Müslüman kişinin ölümünde bu dine uygun bir cenaze hazırlığı yapıldığını ve camide cenaze namazı kılındıktan sonra defin işleminin gerçekleştirildiğini biliriz. Eğer kişinin yaşadığı dönemde Müslüman olduğu kabul ediliyor ise –ya da aksine dair bir belirginleşme olmamışsa– genel teamül olarak İslam geleneklerine uygun bir cenaze töreni yapılır.

Camide gerçekleştirilen cenaze töreni sırasında namazı kıldıran imam, namazdan sonra ölen kişi için “Merhumu –ya da merhumeyi– nasıl bilirdiniz?” diye sorar. Cenaze, namaz kılan topluluğun “İyi bilirdik” sözleriyle uğurlanır. Bir başka deyişle; kişi, ölümün kapısından iyilik dilekleriyle ve geriye bıraktıklarının hayır dualarıyla yolcu edilir.

Giden, iyilik duygu ve düşünceleriyle uğurlanır. Ama gözümüzü ölümün kapısından yaşamın dünyasına çevirdiğimizde, çok daha farklı bir manzara ile karşılaşıyoruz. Yaşadığımız dünyada gerçekten iyilik kadar kötülük de var. Ruhunda iyilikten daha fazla biçimde kötülüğü büyütmüş olanlar mevcut. Başta insanlar olmak üzere her tür canlıya zulüm etmiş pek çok örnekle karşılaşıyoruz. İyiliği çepeçevre sarmış kötü ruhların sayısı hiç de az değil.

Eğer insanın yapısında kök salmış ve gelişmiş olan kötülük, iyi olandan çok daha büyük ise o kişiye ‘iyi ruh’ demek mümkün mü? Kişinin içindeki kötülük canavarı büyüdükçe bir süre sonra o kişi de ‘kötü ruha’ dönüşmüyor mu? Yaşadığımız maddi dünyada iyi ve kötü olanı yaptıklarıyla ayırt ediyoruz. Dinî inançlar ise iyi ruhla kötü ruhu Cennet veya Cehennem yolcusu olarak farklılaştırıyor.

Kötü ruh, dipsiz bir kuyuya benzer. Kötülüğü ruhuna tohum olarak eken kişinin düşeceği bu dipsiz kuyudan kurtulması hiç de kolay değildir. Bu nedenledir ki; başkalarına kötülük yapmayı alışkanlık haline getirmiş kişi, aynı zamanda kendi düşeceği dipsiz kuyuyu da kazmaktadır.

Her birimizin yaşamında yollar ve kapılar var. Az önce yaşamla ölüm arasındaki kapıdan söz etmiştim. Bu bağlamda iyilikle kötülük arasındaki kapıyı da hatırlayabiliriz. Bu kapıyı açıp da yüzünü kötülükten yana dönenin, geriye dönüşü zordur. Birkaç adım atıldığında ise kötülüğün dünyası bir amansız canavar gibi kişiyi yutmaya hazırdır. Kötülük kapısı aralanamaz; aralıktan göz ucuyla bakılmak istediğinde bile –bir daha kapanmaksızın– sonuna kadar açılma ihtimalini içinde taşır. 

Herkesin olduğu gibi benim yaşamımda da iyi ve kötü insanlar oldu; yaşadığım sürece olmaya da devam edecek. Ama kötülük karşısında tarafsız kalmanın mümkün olmadığına inanıyorum. ‘Kötü ruh’ kabul ettiğimi, dilim affetse kalbim affetmiyor; aklım affetse gönül dünyam affetmiyor. Ama gene de o sonsuzluğa açılan kapıdan geçip giden ‘kötü ruh’ için –benim için zor da olsa– kendi dünyamın sözcükleriyle “İyi bilirdim” demeye çalışıyorum.

 
Gürcan Banger © 2006 Ana SayfaÖzgeçmişÇalışmalarHaber VarGünün KonusuİletişimBağlantılar

Graphic Design by Round the Bend Wizards

footer image footer image