G ü r c a n   B a n g e r

Diş ağrısı çekenler, dişleri sağlam olanları; yoksulluk çekenler,
parası bol olanları mutlu sanır.

Bernard Shaw (1856-1950) : İrlandalı yazar

Eskişehir Sanayisi Üzerine

Bir kentsel yerleşim olarak Eskişehir’in tarihinde birkaç dönüm noktası var. Bunlardan sonuncusu, 2000’li yıllarla birlikte yaşandı. 20’nci yüzyılın ilk yarısında ‘ulusal sanayinin’ örnek şehirlerinden birisi olarak gösterilen Eskişehir, daha sonra bir durgunluk sürecine girdi. Şehir, bir ‘kötü kentleşme’ sürecine teğet geçtikten sonra 2000’li yıllarla birlikte eskiye oranla daha yoğun dış sermaye akımı almaya başladı.

Gelen sermayenin yapısını incelediğimizde ise; (Eskişehir OSB’nin tüm cazip koşullarına rağmen) sayılı örnekler dışında yoğunlaşmanın hizmetler sektöründe (ve özellikle tüketime yönelik) olduğunu görüyoruz. Bunun en belirgin örnekleri, peşpeşe hızla açılmaya başlayan alışveriş merkezleridir. Bir dönem ulusal sanayinin gözbebekleri arasında sayılan Eskişehir’de, tüketim ekonomisi hızla üretimin yerini alıyor. Bunu pozitif bir gelişme olarak kabul etmek mümkün değildir.

Başta yoğun işgücü kullananlar olmak üzere pek çok sektörde üretimin küresel olarak Asya’nın güneydoğusu ile Kuzey Afrika’ya kaymakta olduğunu görüyoruz. Türkiye, ucuza mal edip kârlı satmak isteyen yabancı sermaye için giderek daha az yatırım alanı olarak görülüyor. Bu nedenle Eskişehir’e gelen yabancı sermayenin de farklı davranmasını beklememeliyiz. Eskişehir, ancak temel altyapı olarak eğitilmiş olan işgücünü daha nitelikli (uzmanlaşmış) hale getirerek dış veya yabancı sermaye için bir albeni oluşturabilir.

Sıklıkla ifade ettiğim gibi; Eskişehir’in sınai yatırımlar açısından birincil sorunu, girişim ve yatırım yetersizliğidir. Ne kadar olduğu konusunda (yeterli bilimsel araştırma yapılmadığı için) ne yazık ki bir türlü emin olamadığımız sermaye birikimi, yıllar içinde özellikle sınaî yatırıma dönüşememiştir. Eskişehir sanayisini oluşturan firmaların pek çoğunun kurucu çekirdek kadrosunun, bu bölgede Cumhuriyet’in ilk yıllarından başlayarak kurulan kamu fabrikalarından çıkmış olması şaşırtıcı değildir. Sermaye birikimi olan hemşehriler, bunu bankada tutup faizle yaşamayı veya gayrimenkule çevirmeyi düşünmüş; sınaî bilgi birikimi ile sermaye birikimi buluşarak yatırıma dönüşmek üzere birleşememiştir.

Tasvir ettiğim türden bir ekonomik atalet durumunda; bu krizi aşacak mekanizmalar ve liderler gerekir. Eskişehir’e liderlik görevi açısından bakıldığında; ilk elde göze çarpan kurumlar, meslek odaları ile üniversiteler olur. Kimi bölgelerde sınaî gelişime ivme verenler arasında yerel siyasetçilerin de bulunduğu gözlenir. Bugüne kadar Eskişehir yerel sermaye birikiminin, sanayi yatırımlarına yönlenmeye özendirilmesi veya teşvik edilmesi mümkün olmamıştır. Özellikle yerel bürokrasinin, Eskişehir’in yatırım teşvikçileri olmaktan daha ziyade, Ankara’nın muhafazakâr memurları olmayı tercih ettikleri gözlenmiştir. Eskişehir, son 60-70 yılda ‘mevzuat hazretlerinden’ destek görmediği gibi, onu aşabilme konusunda da pek başarılı olamamıştır.

Faturanın tamamını kamuya kesmemek lazım. Ama kentte mevcut diğer kurum ve kuruluşların da sınaî yatırım ataletinin aşılması konusunda fazlaca katkılı ve destekçi olduğunu söylemek mümkün değildir. Kimi meslek odalarının, geçmişte bir siyasi vitrin veya kartvizit makamı olarak görülmesinin olumsuz etkileri olmuştur.

Eskişehir ile ilgili olarak potansiyel envanteri ve yatırım olanakları konusunda sayısı az da olsa bazı çalışmalar yapılmaktadır. Ama Eskişehir’in sınaî yatırım potansiyelinin (özellikle proje bazlı olmak üzere) yeterince tanıtıldığını söylemek zordur. Bu noktada görev, öncelikle meslek odalarına, üniversitelere ve kamunun ilgili birimlerine düşmektedir. Şehirde mevcut bazı kurum ve kuruluşların bir araya gelerek yeni oluşumlar (ve tabii ki, beklentiye bağlı stratejik planlar) üretmeleri de söz konusu olabilir.

Gürcan Banger © 2006 Ana SayfaÖzgeçmişÇalışmalarHaber VarGünün KonusuİletişimBağlantılar

Graphic Design by Round the Bend Wizards

footer image footer image