G ü r c a n   B a n g e r

Birçok erdemi olmak ayrıcalıktır, ama çetin bir yazgıdır;
ve niceler, erdemlerinin savaşı ve savaş alanı olmaktan
bıktıkları için çöle gitmişler ve kendi canlarına kıymışlardır.

Friedrich W. Nietzsche (1844-1900) : Alman filozof

Güya Bilim

Dünyaca ünlü bilim dergisi Nature, Eylül 2007 tarihli son sayısında bazı Türk fizikçilerin intihal (bilimsel çalıntı) ile suçlandığını ele alan bir yazı yayınladı. Konuyla ilgili haber, yaygın basınımızda da yer aldı. Belirtildiğine göre; Türkiye’de değişik üniversitelerden bazı öğrenci ve öğretim üyeleri tarafından yayınlanmak üzere yabancı dergilere gönderilen makaleler, başka müelliflerin çalışmalarından çalıntı idi. Bu tür 67 makale tespit edildiği bildiriliyor. İşin ilginç yanı, tespit edilen bu bildiriler karşılığında, bilimsel çalıntı yaptığı iddia edilen kişiler 37 bin YTL tutarında gelir etmişler.

Dünyanın her noktasında buna benzer olaylar oluyor. Türkiye’nin adını bu tür haberlerle duyuran (!) akademik kişilerin sayısı ise (ne yazık ki) hiç az değil. Hemen her yıl buna benzer birkaç olay medyaya yansıyor ya da üstü örtülü biçimde gündeme girmeden kayboluyor.

Türkiye’nin bilim ve teknoloji yaşamı açısından bunlara tekil olaylar olarak bakmak mümkün değil. Ülkede etik değerlerin hızlı yok olması ile birlikte bilimsel ve akademik değerler de yok oluyor. Bilimsel etiğin yerini toplumun dibe doğru hareketine eşlik eden ‘köşe dönücülük’ anlayışı alıyor. Bu nedenle intihal iddialarının çoğalmasını hiç şaşırtıcı bulmuyorum.

Bilim konusuna geri döneceğim ama 15 yıllık kısmî zamanlı üniversite hocalığı serüvenimde gözlediğim bir sorunu aktarmadan geçmeyeyim. İnanınız; öğrencilerin evde, yurtta veya kütüphanede kaynakları önlerine yığıp kendi başlarına ödev yaptıkları zamanlar hayli gerilerde kaldı. Şimdilerde (Internet’ten indir-kopyala-yapıştır kolaycılığı bir yana) Internet ortamında parayla ödev satan siteler var. Sınıf geçmede veya okul bitirmede ağırlığı olan ödevlerin ciddi bir bölümü, piyasanın ‘ödev profesyonelleri’ tarafından ‘ücreti mukabilinde’ yapılıyor. Ödev kopyacılığı had safhaya varmış. Daha üniversitenin lisans diploması döneminde ödev kopyalayarak başlayan bir neslin, akademik kimlik kazandığında daha farklı olmasını beklemek biraz hayalcilik oluyor. (Bu tespiti yaparken, öncelikle hızlı büyüyen tehlikeye işaret etmek istiyorum. Başarılı akademisyenlerimizi eleştirmek veya karalamak gibi bir yaklaşımım olamaz. Tabii ki; ülkemizde bilimsel ve etik değerlere sahip çıkan başarılı çalışmalar yapan akademisyenlerimiz ve üniversitelerimiz vardır.)

İntihal (bilimsel çalıntı) sorununun arkasında, öncelikle üniversitelerimizin içinde bulunduğu durum var. Birincisi; ne aile içinde ne de toplumda üniversite kavramı doğru biçimde kavranamıyor. Üniversitenin bir bilim ve teknoloji üretme ve yayma merkezi olmaktan çıkıp, sıradan ‘temel öğretim’ yapan bir kuruluşa dönüştüğünü görüyoruz. Bilim kültürünün yeterince gelişmediği ve bu sektöre kaynak ayrılıp ciddi yatırımlar yapılmayan bir ülkede üniversitenin orta öğrenim düzeyine (kalitesine ve anlayışına) indirgenmesi son derece olağandır. (Orta öğretimdeki eğitim kalitesi de tartışılır.)

İkinci olarak; ne yazık ki, hâlâ Türkiye’nin ayakları yere basan ama ufka bakan bir bilim politikası yoktur. Bir bilim-teknoloji bakanlığı kurulması konusu ancak sayılı bilimsel makalenin satırları arasında sıkışmış olarak kalır. Bir bilim vizyonuna sahip olmayan toplumda, bilim anlayışı kalitesinin biteviye düşmesi kadar olağan ne olabilir ki…

Kendinize sorun, üniversite dendiğinde aklınıza gelen nedir? Seçme sınavı ve test çözmek, değil mi? Eğer bir ülkede üniversiteyi ‘test çözmek’ kapsamına indirgerseniz, bir sonraki adımda ‘öğrenci okula uğramadan güya hak edilen (!) diplomayı eve kuryeyle gönderen’ bir sistem oluşturmanız gerekebilir.

Eğitimin ezberciliğe dayandığı, bilim insanı yetiştirme konusunda sağlam ve sürekliliğe sahip politikaların mevcut olmadığı, üniversitelerin bilim ve teknoloji geliştirme anlayışını bir yana koyup sıradan bir okula indirgendiği, bilimsel yayın kalitesinin sorgulanmadığı, düşünce tembelliğinin hızla yaygınlaştığı, bilim diye Batı’nın yaptığını kopyalamak veya tekrar etmekle yetinmeyi içine sindiren bir kamu yönetimi anlayışının intihal dışında ne üretmesini bekliyorsunuz ki…

Gürcan Banger © 2006 Ana SayfaÖzgeçmişÇalışmalarHaber VarGünün KonusuİletişimBağlantılar

Graphic Design by Round the Bend Wizards

footer image footer image