G ü r c a n B a n g e r
Hepimiz, Dünya denen geminin yolcularıyız ve Mihail Gorbaçov (1931- ....) : SSCB devlet adamı |
|
| Ana Sayfa • Özgeçmiş • Çalışmalar • Haber Var • Günün Konusu • İletişim • Bağlantılar | |
Gerçek ve ModelPiyasa bir sistemdir. Üreticiler, satıcılar, alıcılar ve mekânlar gibi unsurlar bu sistemin öğelerini oluştururlar. Piyasada mevcut öğeler arasında (müşteri ile satıcı arasındaki ticaret gibi) çeşitli ilişkiler vardır. Piyasanın amacı ise kısaca bu sisteme katılanların ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Bu örnekten de anlaşıldığı gibi; aralarında bir ilişkiler kümesi olan, karşılıklı etkileşim içinde belli bir amaca yönelmiş öğeler topluluğuna ‘sistem’ denir. Özetlersem; bir sistemde öğeler (bileşenler, elemanlar), ilişkiler, en az bir amaç ve tüm bu saydıklarımın bir bütün oluşturması olgusu bulunur. Bu koşulları yerine getiren tüm topluluklara ‘sistem’ adı verilir. Çok değişik sistem türlerinden söz edebiliriz. Canlı - cansız, soyut – somut, doğal veya insan yapısı, dinamik – statik, uyumlu – uyumsuz sistemlerden söz edebiliriz. Gerçek yaşamın kendisi çok karmaşıktır. Bu nedenle evreni anlamaya çalışırken, gerçek durumu temsil eden örnekler kullanırız. Bunlara ‘model’ denir. Model, gerçekte çok karmaşık olabilen gerçek dünyanın daha anlaşılabilir bir resmidir. Bir başka deyişle; model, bir gösterimdir. Örneğin bir organizasyon şeması, bir şirketin modelidir. Bir plan veya maket ise bir yapının modelidir. Örneğin “Bir direnç üzerindeki elektriksel gerilim, direncin değeri ile akımın çarpımına eşittir” dediğimizde bir elektrik sistemi konusunda sözel modelleme yapmış oluruz. Az önce sözünü ettiğim gibi; gerçek yaşamın karmaşıklığı, sosyal ve fiziksel bilim dallarında modelleri sıklıkla kullanmamıza neden olur. Arz-Talep Yasası olarak bilinen önerme, iktisat alanında yaygın olarak bilinen modellerden birisidir. Bu yasaya göre; bir malın arzı arttığında fiyatı düzer; arz miktarı azaldığında ise fiyatı yükselir. Diğer yandan bir mala talep arttığında fiyatı yükselir; talep azaldığında ise fiyatı düşer. Arz ve talebin birbirine eşit olduğu durumda oluşan fiyata ‘denge fiyatı’ denir. Modelleri belli başlı iki amaçla oluştururuz. Birincisi; modeller, karmaşık dünyayı anlamak için kolaylaştırma fonksiyonunu yerine getirirler. Model üzerinde çalışarak adeta ‘dünyanın kendi gerçekleri konusunda deneyler yapmış’ oluruz. Ama üretilen modelin gerçeğe ne kadar yakın olduğu, elde edilen sonuçları etkilemesi açısından önemlidir. Konuyu daha anlaşılır kılmak için modeli daha sade / basit yapmaya çalışmak, bazı unsurların gözden kaçması sonucunu getirebilir. Bu nedenle modelin karmaşıklığı amaca uygun olmalıdır. Basit bir model iş görmüyorsa, ihmal edilen unsurlar ilave edilerek daha karmaşık bir yapıya geçilmelidir. Bir noktayı daha vurgulamak isterim. Gerçek sistemi açıklama amacıyla yapılmış modeller, gerçek yaşamda işlerin modelde olduğu gibi gideceğini garanti etmez. Örneğin Arz-Talep Yasası piyasa davranışları hakkında bize bilgi vermesine rağmen, insanların bu yasaya göre hareket edecekleri garantisini vermez. Gerçekten yaşamda öyle durumlar vardır ki, tüketiciler ekonomik olarak bu modelin öngörülerinden farklı davranırlar. Özetle; (modelin kısıtlılığı ve sınırlılığının farkında olarak) gerçek yaşam ile modeli karıştırmamak gerekir. Model üzerinde yapılan çalışmalardan gerçek yaşama indirgemeler yaparken temkini elden bırakmamak önemlidir. Bir diğer model türü, geleceği öngörmek üzere hazırlanır. Bu tür bir modele belli senaryolar beslenerek, bunlar karşısında ele alınan sistemin nasıl davranacağı anlaşılmaya çalışır. Bu tür bir çalışmada da yaratılan modelin kısıtları ve sınırları, sonuçta oluşan öngörülerin gerçeğe uygunluğu açısından önemlidir. Yaşamımızı anlamaya, öngörmeye ve yönetmeye çalışırken sistem teorisini ve modellemeyi kullanma tercihine ‘sistem yaklaşımı’ denir. Bu tür bir yaklaşım, ele aldığımız sistemin, çevresi ile birlikte bir bütün olarak algılanmasını zorunlu kılar. Günümüzde iş dünyası için öngörülen tüm yönetim anlayışlarının altında sistem yaklaşımının değişik görünümleri yer alır. Bugün başta yönetim bilimi olmak üzere sosyal bilimler dallarında (en az klasik bilim veya mühendislik dallarındaki çalışmalar kadar) yeni çalışma üretiliyor. Özellikle 20’nci yüzyılın son çeyreğinden başlayarak yönetim bilimi, son derece ilgi gören bir dal haline geldi. Yeni yönetim modellerini anlamak için ise mutlaka sistem yaklaşımı hakkında birikimli olmak gerekiyor. (Bu genel çerçeveyi çizdikten sonra devam eden birkaç yazıda bu altyapıya dayandırarak yeni iş modellerini ele alacağım.) |
|
| Gürcan Banger © 2006 |
Ana Sayfa •
Özgeçmiş •
Çalışmalar •
Haber Var •
Günün Konusu •
İletişim •
Bağlantılar
Graphic Design by Round the Bend Wizards |
|
|
|