G ü r c a n   B a n g e r

İnsanın asaleti faziletten temellenir,

Epiktetos (55-135) : Eski Yunanlı filozof

İşte; Ekonomik Program...

Her hafta sonu olduğu gibi; kendimi cumartesi ve pazarın tatil rahatlığına uygun yazılar için hazırlarken, bir yaygın basın organının ekonomi sayfaları dikkatimi çekti. Hatırlarsanız, geçtiğimiz günlerde “eğer bu hükümetin ayağı takılırsa, bunun ‘ekonomik program’ yüzünden olacağını” ifade etmiştim. Okuduğum haberlerle kendimi kısa vadede biraz daha doğrulanmış gibi hissettim.

Sabah saatlerinde TV kanallarının ekonomi haberlerini dinliyorum. Programı yürüten kişi, ekonomi uzmanına şunu soruyor: “Ekonominin iyiye gittiği söyleniyor olmasına rağmen esnaf kesimi, iş daralmasından şikâyet ediyor. Ne dersiniz?” Uzmanın cevabı ise adeta bir siyasetçinin cevabı gibi başlıyor: “Esnaf her zaman şikâyet eder.” İşin özü şu. Ekonomi uzmanlarımız makro ekonomik göstergelere ve IMF’nin yaldızlı programlarına öylesine dalmışlar ki, kendi uzmanlık alanlarında adeta bir miyopi yaşıyorlar. Nelerin yolunda gidip gitmediğinin farkında bile değiller.

“Ekonominin yolunda gittiğini nasıl anlayacağız?” diyebilirsiniz. Bu konuyu basit olarak bir çuvala benzetebilirsiniz. Eğer çuvalınız yeterince büyük değilse, doldurayım derken bir başka tarafından patlatabilirsiniz. İşte ekonomik politikalar da böyledir. Yeterli zenginlikte olmayan ekonomilerde her uygulama, ekonominin bir başka kesimini rahatsız eder, yeni sorunlara neden olur.

Türkiye gibi bir ekonomide sadece makro ekonomik göstergelere (hatta özenle seçilmiş bazı göstergelere) bakarak işlerin yolunda gittiğini söylemek zordur. İstihdamın net olarak arttığını, gelir dağılımının düzeldiğini, dış borç stokunun düştüğünü ve cari açığın azaldığını kanıtlayamayan bir ekonomi ‘düzeliyor’ kabul edilemez. Dünyanın neredeyse en yüksek faiz oranı ile dış kaynak tedarik etmeye çalışan bir ekonomi hakkında olumlu iddialarda bulunmak kolay değildir. Hele bu ekonomi, diğer ülkeler ile yabancı sermayedarların çıkarlarını korumak üzere görevlendirilmiş IMF gibi bir örgüt tarafından yönlendiriliyorsa…

İşte; size bir haber. Belki TV haberlerinde veya gazetelerin ekonomi sayfalarında gördünüz ama çoğu zaman olduğu gibi sizi ilgilendirmediğini düşündüğünüz için anlamaya çalışmadınız: “Merkez Bankası’na yeni bir çıpa olarak döviz rezervini yükseltme görevinin verileceği belirtiliyor.”

Kemal Derviş’in Türkiye’ye gelişi ile birlikte başlayan IMF programı, Mayıs 2008’de sona eriyor. Ancak IMF’nin Türkiye ile ilişkilerinin arka planı gereği, biten programın yeni bir anlaşma ile sürdürüleceği anlaşılıyor. Bu anlaşmanın ayrıntıları ayıklandığında; gerçek nedeninin, Türkiye’de bulunan (ciddi bölümü sıcak para olan veya tüketim esaslı yüksek katma değerli sektörlerde bulunan) yabancı sermayenin geri ödenebilirliğinin garanti altına alınması olduğu anlaşılıyor.

2007 yılının ilk çeyreği itibarıyla (tamamı yaklaşık 215 milyar dolar olan) dış borç stokunun özel sektöre ait olan kısmının 126 milyar dolara ulaştığı anlaşılıyor. Diğer yandan; büyük ölçüde ABD ekonomisinden kaynaklanacak biçimde 2008’in ekonomik risklerinin yüksek olacağı ve dünya ekonomisinin bazı çalkantılara maruz kalabileceğinden söz ediliyor. Böyle bir durumun, kırılganlığını sürdüren Türkiye ekonomisi açısından iki farklı boyutu olacaktır. Birincisi; büyük ölçüde yabancı para girişine bağlı olarak devam etmeye çalışan ekonominin, kriz anındaki para çıkışları ile ağır biçimde sarsılması muhtemeldir. İkicisi; böyle bir durumda Türkiye’yi yüksek riskli bulan sermayedarlar, para akışını kesebilirler.

Bu durum karşısında IMF’nin bulduğu çözüm yolu, Merkez Bankası döviz rezervinin yükseltilmesi ile yabancı sermayedarlara geri dönüş garantisi verilmesidir. Böyle düşünüldüğünde; uygulamanın Türkiye ekonomisinden daha çok, yabancı sermayenin çıkarlarının korunmasına yönelik olduğu sonucu çıkıyor. Diğer yandan bazı uzmanlar, döviz rezervi çapası yaklaşımı ile birlikte döviz fiyatlarının yükseleceğini ve bu nedenle uzun vadede enflasyonist etkilerin artabileceğini ifade ediyorlar.

İşin özeti şu. Türkiye, kontrol panelini yabancıların yönetim ve denetimine vermeye devam ettiği sürece, buna benzer gelişmeleri sıklıkla yaşayacağız. Bir diğer konu ise; iktidarın davulunu çaldıklarını düşünenlerin bir bölümü, tokmağı IMF’nin davuluna vurduklarının hâlâ farkında değiller.

Gürcan Banger © 2006 Ana SayfaÖzgeçmişÇalışmalarHaber VarGünün KonusuİletişimBağlantılar

Graphic Design by Round the Bend Wizards

footer image footer image