G ü r c a n   B a n g e r

İster servet, ister şöhret için olsun, her türlü ikbal hırsı, bütün öteki
ihtiraslar gibi, ruhtaki diğer arzuları telef eder ve tek başına
saltanat sürer.

Peyami Safa (1899-1961) : Türk romancı ve gazeteci

Anayasa? Sivil Toplum?

Eminim; hazırlayanlar dışında, 1982 Anayasası’ndan şikâyet etmeyen pek azdır. 12 Eylül Darbesi’nin hemen arkasından hazırlanıp yürürlüğe konan bu anayasa hakkında, bu sürece müdahil olanlardan da görüş değiştirmiş olanların bulunması muhtemeldir.

Kanımca; 12 Eylül sürecinin ve 1982 Anayasası’nın en büyük özelliği, sivil topluma, demokratik örgütlenmeye ve özgür basına tahammülsüzlüktür. Yaklaşık çeyrek yüzyıl önce temeli atılan sürecin en büyük özelliği budur. Böylesi bir çerçeveye oturtulmuş bir anayasanın toplumun ‘aklı başında’ kesimlerinden tepkiler alması doğaldır. Gerçekten öyle de olmuştur. Değişimden ve ilerlemeden yana siyasetçiler, sivil toplumun öncüleri ve basının demokrat mensupları, yıllar yılı bu anayasanın yarattığı sorunlara işaret ettiler. Bu konuda uzman olan duyarlı kişi ve kuruluşlar, yeni anayasa taslakları hazırladılar, yaklaşımları ile ilgili konuları kaleme aldılar ve görüşlerini değişik vesilelerle belirttiler.

Şimdi (22 Temmuz 2007 seçimleri ve devam eden sürecin ardından) yeni bir parlamento, yeni bir hükümet, yeni bir cumhurbaşkanı ve konuda uzman bir heyet tarafından hazırlanmış yeni bir anayasa taslağı var. Anayasanın yenilenmesi için yıllardır beklenen fırsat oluşmuş durumda.

Bugüne kadar kurucu meclisler dışında yurttaşların doğrudan katılımını sağlamış bir anayasa hazırlık uygulaması yok. Daima halk adına birileri tarafından hazırlanmış ve 1982’de olduğu gibi halkın adeta kabule ‘ikna edildiği’ süreçler var. Anayasanın ‘daha kötüsü’ veya ‘daha az kötüsü’ olabildiği halde, hazırlık süreci asla nitelik ve katılım değişikliğine uğramamış. Buna şaşırmıyorum. Devletin halk adına her şeyi tanımladığı anlayış, genlerimize kodlanmış gelenekten geliyor. Geçtiğimiz günlerde okuduğum (-bir yazımda da söz etmiştim-) Osmanlı’nın sivil toplum anlayışını tarihsel olarak irdeleyen uzun bir makale nedeniyle bunu kendime bir kez daha doğrulamıştım.

Toplumun değişik kesimlerine şöylesine bir bakıyorum. Geçmişte anayasadan değişik vesilelerle şikâyet edenlerden adeta çıt yok. Özellikle yerel düzeylerde sivil toplum kuruluşları, anayasa konusunda en ufak kıpırdanma ve görüş bildirme yönelimi içinde değiller. Değişmiş olmasına rağmen hâlâ sıkıntılı Dernekler Yasası’nın veya vakıflarla ilgili (sorunlar yaratan) mevzuatın öncelikle anayasa ile ilişkili olduğunu bilmemelerine imkân yok. Yaygın medyanın kalantor yazarları dışında, ülkede yeni bir anayasa yapılacağının farkında olan mı yok acaba? Yerel sessizlik, gittikçe derinleşiyor.

Yerel düzeyde anayasa ile ilgili olarak görüş belirtenler, sadece siyasal partilerin yerel başkanları veya yönetim düzeyindeki temsilcileri. Onlar da genel merkezlerinin görüşlerini tekrarlamaktan öteye gitmiyorlar.

Yapılan kamuoyu anketlerinde yurttaşlığı temel alan sorulara verilen cevapların anlamsız ve dağınık sonuçlar verdiğini biliyorum. Bu nedenle anayasal yurttaşlık henüz bu ülkede üzerinde uzlaşma sağlanmış bir ‘örten üst kimlik’ olamıyor. Şovenizme savrulabilen aşırı milliyetçiliğin, hemşehrilik bağlarının, etnik veya kültürel ilişkilerin ve dinsel düşünce modelinin sosyal yaşamda etkin olması da bunu doğruluyor. Toplumun yaklaşık yüzde 48’inin dinsel göstergelerle karar verdiği bir toplumda anayasa ve yurttaşlık olgularının yakın ilgi görmemesini olağan buluyorum. Ama farklı bir misyonla toplumun vitrininde durmaya çalışan (bu minval üzerine bir iddiası olan) yerel sivil toplum kuruluşlarının ve medyanın bu konudaki suskun duruşunu olağan bulmam mümkün değil.

Yeni anayasa ile ilgili çalışma yapıp görüş belirtecek olan sivil toplum aktörlerinden bir ‘hukuk veya sivil toplum ödülü’ alacak nitelikte bir karşı görüş veya çalışma beklemiyorum. Ama her kentte yeni anayasayı tartışıp görüş belirtme çabasında olacak sivil toplum platformlarının oluşmasını ve faaliyete başlamasını umuyorum. Anayasa tartışmalarını kısır bir sürecin dışına çıkarmanın yolunun da bu platformların oluşmasından geçmekte olduğu kanaatindeyim.

Gürcan Banger © 2006 Ana SayfaÖzgeçmişÇalışmalarHaber VarGünün KonusuİletişimBağlantılar

Graphic Design by Round the Bend Wizards

footer image footer image