G ü r c a n B a n g e r
Dışarıda bir kadın bilmiyorum ki; kendini güçlü ve güzel hissetmek, Joanie Laurer (1970- ....) : Vücut geliştirme sporcusu |
|
| Ana Sayfa • Özgeçmiş • Çalışmalar • Haber Var • Günün Konusu • İletişim • Bağlantılar | |
3 Aralık’a Doğru3 Aralık tarihi, ‘Dünya Özürlüler Günü’ olarak yaşanıyor. Keşke “Kutlanıyor” diyebilseydim… Ama ne yazık ki, yaşama önlerinde ciddi engellerle başlayan veya bazı olumsuzlukların sonucu olarak bu engelleri yaşamak zorunda kalan özürlüler için bir kutlamadan söz etmek mümkün değil.Genelde olduğu gibi; bu 3 Aralık günü de başta siyasetçiler ve kamu yöneticileri olmak üzere makam sahibi kişilerin görkemli açıklama ve nutuklarıyla geçecek. Daha gün kapanmadan ‘özürlü gerçeğini’ bir kez daha unutmaya başlayacağız. Sonuçta; “Ateş düştüğü yeri yakar” özdeyişi, bir kez daha özürlü mensubu olan ailelerin acılarıyla doğrulanacak. Özürlülerin yaşama kazandırılması ile ilgili pek çok iyileştirme yapılabilir. Bu hedefe yönelik iyi niyetle çalışan pek çok özverili kişi ve kuruluş var. Ama toplumda pek çok konuda olduğu gibi; özürlüler alanında da zihinsel olarak aşmamız gereken bir nokta var. Özürlü yurttaşı, ‘öteki’ olarak görmekten zihnimizi kurtarabilirsek ve özürlüyü eş haklara sahip bir birey olarak kabul etmeyi içimize sindirebilirsek; özürlüler konusunda çok ciddi bir adım atmış olacağız. Dolayısıyla; özürlünün yaşama kazandırılması hedefi, öncelikle bir farkındalık ve bilinç yükseltme çalışması olmak zorunda. Dünya nüfusunun yüzde 10’u özürlü bireylerden oluşuyor. Türkiye nüfusunun ise yaklaşık yüzde 12’si özürlülerden meydana gelmekte. Türkiye’de özürlü vatandaş nüfusunun 7,5 milyona ulaştığı ifade ediliyor. Kolayca düşünebilmek için bu değerin, Ankara’nın nüfusundan en az yüzde 50 daha büyük olduğunu söyleyebilirim. Ülkemizde bu korkutucu değeri oluşturan nüfusun; yaklaşık 2,5 milyon kadarının konuşma, 1,5 milyon kadarının eğitilebilir zekâ geriliği, 900 bin kadarının ortopedik özürlü, 650 bin kadarının sürekli hasta, 390 bin kadarının işitme ve 130 bin kadarının görme özürlü olduğu biliniyor. Bir diğer acı gerçek ise yaklaşık 1,5 milyon özürlü çocuğun ancak 50 bin dolayında kadarı (ancak yaklaşık yüzde 3’ü) özel eğitim görebiliyor. Örgütlü bir toplum olmadığımızı sıklıkla söylüyoruz. Bu ifadedeki amaç, sadece dernek, vakıf veya siyasal parti türünde örgütsel yapılar değildir. Öncelikle; kamu birimlerimiz, özürlülerin yaşama kazandırılması için yeterli bilince, örgütlenmeye ve donanıma sahip değil. Aynı zafiyetleri özel sektör kuruluşlarımız ve sivil toplum örgütlerimiz de (STK’lar da) yaşıyor. Belki de bunlar arasında en önemlisi, özürlülerin hak ve özgürlüklerini savunup geliştirilmesini sağlayacak aileler ve özürlü STK’lar da yeterli bilince ve formasyona sahip değil. Kimi zaman özürlü örgütlerinin tam dayanışma içinde olarak gerekli kitlesel girişimlerde bulunmak yerine birbirleri ile çekişmelerini üzüntü ile izliyorum. Özürlü sorunları, her yıl katlanarak büyüyor. Bu sorunların üstesinden gelmenin yolu, toplumun tüm kurum ve kesimlerinin bu sorunun çözümü yolunda ortak hareket etme ve işbirliği yapma bilincinde olmalarıdır. Örneğin bu süreçte; merkezî ve yerel yönetimler, kamu birimleri, üniversiteler, özel sektör firmaları ve sivil toplum kuruluşları aktif görev almak zorundalar. Bu bağlamda özürlü sorununun, siyaset tarafından istismar edilmesinin önüne geçmek de görevlerimiz arasındadır. Özürlülere yönelik çalışmalar bağlamında; istihdamı geliştirme faaliyetleri arasında özürlülerin yaşamlarına uygun meslekî eğitim programlarını da dâhil edebilmeliyiz. Onların ekonomik yaşama kazanılması, pek çok takip eden sorunun önüne geçilmesi açısından da yararlı olacaktır. Kaldırımların uygun yükseklikte yapılması, merdiven yapılarına eşlik edecek özürlü olanaklarının geliştirilmesi veya genel anlamda trafik düzenlemelerinin özürlüleri de içine alacak biçimde yapılandırılması gibi (ve benzeri) önlemler önemlidir. Ama kanımca birinci sırayı alan iki unsur, özürlüler hakkındaki algılamanın değiştirilmesi ve bu insanların ekonomik yaşama kazandırılmalarıdır. Özürlüler için (ailelerin fazlasıyla ihtiyaç duyduğu) iyileştirme ve bakım merkezlerinin acilen yaygınlaştırılması gerçeğini de eklemek durumundayım. |
|
| Gürcan Banger © 2006 |
Ana Sayfa •
Özgeçmiş •
Çalışmalar •
Haber Var •
Günün Konusu •
İletişim •
Bağlantılar
Graphic Design by Round the Bend Wizards |
|
|
|