G ü r c a n   B a n g e r

Hiç kimse değişime karşı değildir;
yeter ki, ucu kendisine dokunmasın.

Ahmet Hamdi Tanpınar (1901-1962) : Türk yazar ve şair

Adana'nın Yolları

Eğer programın değişmesini gerektiren bir durum olmazsa, bu satırları okuduğunuz sırada Adana’da olacağım. Adana’daki sivil toplum kuruluşlarının (STK’ların) davetlisi olarak onlara Eskişehir’deki deneyimleri aktaracağız. Eskişehir Sivil Yerel Oluşum (ESYO) Kolaylaştırıcılar Kurulu üyesi gazeteci Ali Akyüz ve yerel destek merkezi iletişim koordinatörü Emre Murat Ermiş ile birlikte Adana bölgesindeki STK’ların genel toplantısına katılacağız. Başka illerdeki sivil hareketler tarafından yapılan ve sayısı hızla artan çağrılara elden geldiğince uymaya çalışıyoruz.

Sivil toplum hareketleri 1980’li yıllarla birlikte tüm dünyada yükselmeye başladı. Değişik boyutlarda örnekleri görülüyor. Yerel olan faaliyetlerden ulusal ölçekli çalışmalara kadar çok farklı alanlarda sürekli yenilenen oluşum ve hareketler gözlüyoruz. Yeşil Barış ve Uluslararası Af Örgütü gibi çalışmalar ise küresel düzeyde bir farkındalık, bilinç ve hareketlilik oluşturmaya başladı. Dünyanın ortak sorunlarının artması ile birlikte sınırlar ötesi sivil dayanışmanın içerik ve boyutları da zenginleşip genişliyor.

Bildiğiniz gibi; iş, lafa kalınca başka türlü söylenmesine rağmen; siyaset, bir iktidar ve rant elde etme yarışıdır. Hâlâ temsili demokrasinin sınırlarını aşmakta zorlanmaya devam eden ‘uygulamalı siyaset’, iktidar arayışlarını başka görüş ve yapıların kıyasıya eleştirilmesi üzerine kurgulamıştır. Bir anlamda iktidar olmanın ilk adımı, kendi düşünce ve projelerini anlatmak yerine muhalefet yapmak adına ‘ötekisini’ karalamaktan oluşur. Dolayısıyla bugünün siyaseti, acımasız, adaletsiz ve zalim bir yarıştır.

Sivil toplum alanındaki yarış ise (diğer kişi veya kuruluşlara değil) temsili demokrasinin sorunlarına karşı yapılır. Bu alanda yarışın bir diğer boyutu sivil ve sosyal hizmetin niceliğinin ve kalitesinin artırılması ile ilgilidir. Dolayısıyla sivil toplum alanında kişiler ve kuruluşlar birbirleri ile yarışmazlar. Sivil alanın özellikleri nedeniyle birbirleri ile kıyasıya yarışmaları ve birbirlerini kötülemeleri gerekmez.

Sivil toplumun etki ve faaliyet alanı, özü itibarıyla bir dayanışma ve paylaşma alanıdır. Çünkü toplum, kendi sorunlarını kendi akıl ve kaynakları ile çözmek için mücadele etmektedir. Burası, bir kamusal alan olması nedeniyle elde edilmesi beklenen bir rant da yoktur.

Peki; gerçekten uygulamada böyle mi olmaktadır? Ne yazık ki, hayır. Toplumumuz, sivil ve sosyal geleneğinden de kaynaklandığı biçimde sivil toplumun anlaşılması ve algılanması açılarından henüz yeterli olgunlukta değildir. Bu nedenle daha iyi bilinen siyaset alanının yaklaşımları ister istemez sivil toplum anlayışına etki etmektedir. Bir başka deyişle; ülkemizdeki siyaset ruhu, sivil toplumu da bir rant ve çıkar alanı haline getirmektedir. Siyasal ve ekonomik olarak işlemeyen demokrasinin, sivil toplum alanında da ancak kırıntıları ile idare etmek durumunda kalıyoruz.

Ülkenin yönetim anlayışının temelinde her şeye hâkim olan (patrimonyal) devlet yaklaşımı mevcut. Her şeyi bilen, her şeye karar veren ve ‘yapılması gereken bir şey varsa onu da kendisi yapmayı hedef alan devlet anlayışı hâkim olmaya devam ediyor. Böyle bir anlayışın sivil toplum alanının (ve bu alanda yer alan STK’ların) bir bölümüne yansıması gayet olağan. Hâlâ geleneğe uygun (!) olarak devleti merkeze alan bir sivil toplum anlayışını yaşatmaya çalışanlar var. Geçtiğimiz günlerde Eskişehir’de kendisini dinleme fırsatını bulduğumuz bilim insanı Gülgün Erdoğan Tosun’un bir yazısında “Derin Sivil Toplum” olarak ifade ettiği yaklaşımın özü buradadır. (Internet’te kolayca bulabileceğiniz bu yazıyı okumanızı öneririm.)

Bugün sivil toplum alanının sorunları arasında katılımın yükselmesini, STK’ların kitleselleşmesini, sivil toplumun görünürlüğünün artmasını çözüm açısından öncelikli buluyorum. Sivil toplumu demokrasiden ayırarak düşünmek olanaksız. Ülke bütününde demokrasinin tam işlerliği kavuşması ise ilk elde STK’ların kitleselleşmesi ve demokratikleşmesinden geçiyor. Katılımın olmadığı ortamlarda ise demokrasiden söz etmek mümkün değil.

Gürcan Banger © 2006 Ana SayfaÖzgeçmişÇalışmalarHaber VarGünün KonusuİletişimBağlantılar

Graphic Design by Round the Bend Wizards

footer image footer image