G ü r c a n B a n g e rGerçek arkadaş; elini tutan, kalbine dokunandır. Gabriel Garcia Màrques (1928- ....) : Kolombiyalı yazar, romancı |
|
| Ana Sayfa • Özgeçmiş • Çalışmalar • Haber Var • Günün Konusu • İletişim • Bağlantılar | |
2008'de Yabancı Sermaye GirişiTürkiye ekonomisinin kronik sorununun sermaye birikimi zafiyeti ve yatırım ataleti olduğunu bilirsiniz. Diğer yandan; ülke kaynaklarının yıllar boyu ‘siyasete kurban edilmesinin’ de etkisiyle, ekonominin dış desteğe olan ihtiyacı (uzunca bir süredir) kaçınılmaz bir noktaya gelmiş halde. IMF programlarının uygulanmaya başlamasından bu yana; ülkenin sermaye ihtiyacı, yüksek faiz – düşük kur politikası ile karşılanmaya çalışılıyor. Özetle; Türkiye ekonomisinin bir kırılmaya uğramadan devam edebilmesi için yabancı sermaye girişinin ekonomi açısından özel bir önemi var. Son yıllarda yabancı sermaye girişini sağlamak için yüksek faiz yanında kullanılan bir diğer yaklaşım, kamunun bazı yatırımlarının özelleştirme kapsamında yabancılara satılması şeklinde görülüyor. Yabancı sermayenin kendine yatırım alanı olarak benimsediği – buna yatırım denebilirse eğer – bir diğer konu ise organize perakendecilik türünde işler. Sıfırdan yabancı sermaye yatırımının etkin olarak gelmediğini, hükümet de aklı başında, biraz mürekkep yalamış her vatandaş da biliyor. 2008 yılına ilişkin tahminler, ABD ekonomisinin başını çekeceği bir likidite sıkıntısı ile başladı. ABD ekonomisinde oluşacak rahatsızlıkların küresel etkilerinin Türkiye dâhil olmak üzere pek çok ekonomiye yansıyacağından söz ediliyor. Hatta Türkiye’yi en riskli ülkeler arasında sayanlar var. Her ne kadar Merkez Bankası Başkanı, bu küresel etki yayılımından Türkiye’nin etkilenmeyeceğini söylese de (ikna olmayan kesimlerce) değişik türden olumsuz yorumlar yapılmaya devam ediliyor. Dünya ekonomisini yakından izleyen ve raporlayan uzmanlar, 2008 yılında ABD ekonomisinde bir durgunluk olasılığının yüzde 50’inin üzerine çıktığını ifade ediyorlar. Durgunluğun gerçekleşmesi durumunda; son yılda eski büyüme hızını kaybetmiş görünen Türkiye ekonomisinin yavaşlamasının belirginleşebileceği öngörüleri yapılıyor. Diğer yandan dünya gıda ve petrol fiyatlarındaki hızlı artışın olumsuz etkileri de hiç kuşkusuz ekonomiye yansıyacaktır. 30 küsur yıl önce varil başına 25 dolar gibi fiyatlarla şoka giren petrol ithalatçısı ülkeler, şimdilerde fiyatın 200 doları bulabileceği yönünde felaket senaryoları ile karşı karşıyalar. Bu senaryoların her biri şu veya bu biçimde Türkiye’yi de ‘birinci sınıf bir oyuncu’ olarak içine alıyor. Türkiye’nin liberal bir ekonomik – politik eksene oturması ile birlikte sınaî ve ticari şirketler dışında yabancı yatırım – denetim – araştırma – danışmanlık – eğitim firmaları da sektörlerde yerlerini aldılar. Bu firmaların araştırma ve öngörü raporları ile medyada sıklıkla karşılaşır olduk. Bir kıyaslama olması açısından bunları izleyip karşılaştırmalar yapmakta büyük yarar var. Uluslararası yatırım bankası Raymond James, 2008 başında Türkiye’ye yabancı sermaye akışı ile ilgili öngörülerini içeren bir rapor yayınladı. “2008 Yılı Doğrudan Yabancı Sermaye Potansiyeli” başlığını taşıyan rapor, Türkiye’nin bu yılki yabancı sermaye çekme potansiyelinin 37 milyar dolar olduğunu ve fiili gerçekleşmenin 23 milyar dolar dolayında olacağını öngörüyor. Ayrıca bu gerçekleşmenin bir rekor olacağından söz ediliyor. Raymond James Türkiye’nin baş ekonomisti Özgür Altuğ tarafından kaleme alınan raporda dikkat çekilen bazı noktaların altını çizmek lazım. Birincisi; bu rapor da genel kanaate uyarak 2008’in likidite sağlama açısından zor olacağı izleniminde. İkincisi; Türk Lirasının aşırı değerlenmiş olmasına (dövizin aşırı düşük kalmış olduğuna) dikkat çekiliyor. Üçüncüsü; 2007 yılında Türkiye’nin doğrudan yabancı sermaye endeksindeki gerilemesine işaret ediliyor. Raporda vurgulanan (yukarıda kısaca değindiğim) bir noktayı önemli buluyorum. Yüksek faiz nedeniyle gelen sıcak para, özelleştirmelerden sağlanan yabancı kaynaklı girdi ve şirket birleşme - satın alma yöntemleri ile elde edilen yabancı kaynak, hiç kuşkusuz sermaye birikimi zafiyeti ile yatırım ataletinin kısa (ve olsa olsa orta) vadeli çözümleridir. Bu liberal ve dışa açılmacı yaklaşım ile devam edilecekse; sıfırdan yabancı sermaye yatırımlarının önünün açılması gerekir. Türkiye’nin giderek büyüyen cari açığı tedavi etmek için şu ana kadar uyguladığı (evdeki malı satmaya yönelik) reçetelerin yetersiz kalacağını iyi bilmek gerekir. |
|
| Gürcan Banger © 2006 |
Ana Sayfa •
Özgeçmiş •
Çalışmalar •
Haber Var •
Günün Konusu •
İletişim •
Bağlantılar
Graphic Design by Round the Bend Wizards |
|
|
|